<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310</id><updated>2012-01-13T15:34:54.611+02:00</updated><title type='text'>poempoetorganon</title><subtitle type='html'>rüyâ içindeki rüyâdan daha fazlasıyım ben</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>141</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-2651986129153113678</id><published>2012-01-13T15:33:00.004+02:00</published><updated>2012-01-13T15:34:54.619+02:00</updated><title type='text'>bir kurtuluşsuzluk gevezeliği</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Kolay suçlanabilen: zaman. Beni geride bırakan, koyup giden. Ne atbaşı koşabiliyoruz, ne yarışı önde götürebiliyorum. Böylesine amansız, çılgın yenik boğuşma. Yazarken sözde dural olan, kaçıyor elimin altından. Nasıl ileneyim bilmem! Hani sövgü öfkeni uyarır ya da yatıştırır. &lt;span style="font-size: large;"&gt;Neden bunca doğuştan uygarsın.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: large;"&gt;Hiç insanca yanın yok.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Sevemiyorsun.&lt;/span&gt; Savın boş. &lt;span style="font-size: large;"&gt;Nesin sen?&lt;/span&gt;&amp;nbsp;Oysa isteyebilsen, istemeyebilirdin de. Hadi oradan, bilinçsizliğimin aç bilinci."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Vüs'at O. Bener, &lt;i&gt;Bay Muannit Sahtegi'nin Notları&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-2651986129153113678?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/2651986129153113678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=2651986129153113678&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2651986129153113678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2651986129153113678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2012/01/bir-kurtulussuzluk-gevezeligi.html' title='bir kurtuluşsuzluk gevezeliği'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7433776647078296976</id><published>2012-01-13T15:27:00.001+02:00</published><updated>2012-01-13T15:27:43.972+02:00</updated><title type='text'>Şiir, yaralı bir insanın soluğu</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-TiYoNdr0XAI/TxAxRHnB_II/AAAAAAAABBY/qD4rLXsgudk/s1600/yalan-soylemez-cunku-sairler20111126002322.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/-TiYoNdr0XAI/TxAxRHnB_II/AAAAAAAABBY/qD4rLXsgudk/s400/yalan-soylemez-cunku-sairler20111126002322.jpg" width="273" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Macar şair Attila József, bir Romengazetesi için verdiği söyleşide şiirin ne’liğini şöyle açıklar: “Her iyi şiirbir yaratmadır ve genel olarak şiir, okuyucuların bilmediğini açığa çıkarır.”Bu bağlamda söylediği, şairin dünyadaki yeri, kim olduğu ile ilgili sözleri isecan yakıcıdır: “Yalnız kalmak istemeyen, ama aynı zamanda da yüzeysel insanilişkilerini kabullenemeyen bir insandır şair. Bir şeye ait olduğunu bildiğindeyazar yalnızca. Yalnızlığın şairleri, başka yalnızlara bağlı olduklarınıhissederler. Kendini tamamen yalnız gören ve diğer yalnızlarla da ilişkikuramayan ise şiir falan yazamaz.” Yaşamını bir mücadeleye adamış, halkınınçektiği sıkıntıları kendi çilesine eklemiş bir büyük şairin sözcükleri, ‘yaralıbir insanın soluğu’dur bu sözler. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ülkemizde, şiirlerinden yapılan azsayıda çeviriye rağmen okurlar tarafından büyük ilgi gören ve sevilen AttilaJózsef adına derleme bir kitap yayımlandı geçtiğimiz günlerde: “Yalan SöylemezÇünkü Şairler”. Sevgi Can Yağcı ve Orhan Tüleylioğlu tarafından hazırlanankitap, yeni kurulan Nota Bene Yayınları tarafından yayımlandı. Şairin, AtaolBehramoğlu, Edit Tasnádi-Kemal Özer, Cevat Çapan, İlhan Berk, Osman Türkay gibiisimler tarafından yapılan şiir çevirilerinin yanı sıra, hakkında yazılmışyazılar ve Türk şairlerce ona ithaf edilmiş şiirler de yer almakta.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“1905’te Budapeşte’de doğdum.Ortodoksum.” 1937 yılında, sanatoryuma girmeden kısa bir süre önce özelkuruluşlara yaptığı iş başvurularında kullanmak üzere kaleme aldığı ünlü“Curriculum Vitae”sine bu cümlelerle başlar József. Sevgi Can Yağcı’nın, şairinyaşamının ayrıntılarına ışık tutan giriş yazısına göre: “Doğduğu ev,Ferencváros, Gat Sokağı’nda 25 metrekarelik küçük bir dairedir. Beş kişi buevde yaşarlar. Kimi kaynaklara göre 1905 ve 1920 tarihleri arasında tam 19 kezev değiştirirler kirayı ödemede zorlandıkları için.” Baba Áron, şair henüz 3yaşındayken ailesini terk edip ülkeden göç eder. Çamaşır yıkayıp evleretemizliğe giderek kendisinin ve çocuklarının geçimini sağlamaya çalışan anneBorbála Pöcze ise 1919 sonuna doğru hayatını kaybeder. Şair, yazdığı en güzelşiirlerinden bir kaçını, anılarında yaşamı boyunca büyük önem taşıyan ve biranlamda ülkesinin tüm kadınlarını sembolize eden bir figüre dönüştürdüğü annesineadar: “Bütün bir hafta aralıksız,/Annemin görüntüsü geçti gözlerimden/Kolundaağır çamaşır sepeti/Çatı katına tırmanırken/…/ Ağlamak için çok geçşimdi/Annemi uçuşan kır saçlarıyla/Görüyorum gökyüzü sonsuzluğunda/Göğün suyunakatarken çivitini.” (Anne). Erken yaşlardan itibaren bir yandan geçimsıkıntıları, bir yandan ailevi dağılmışlıkla başa çıkmaya çalışan József’in, eğitimsüreci de zorluklarla geçecektir. Ergenlik bunalımlarının da etkisiyle birkaçkez kendini öldürmeyi dener. Dönemin en önemli edebiyat dergisi Nyugat’daşiirleri yayımlandığında henüz 17 yaşındadır: “Harika çocuk saydılar beni, oysaancak öksüzün biriydim.” Kısa yaşamına sığdırdığı “Güzellik Dilencisi”,“Haykıran Ben Değilim”, “Devir Gövdeyi Ağlanıp Sızlanma”, “Kenar MahalledeGece”, Bela Bartok’un yapıtından etkiler taşıyan “Ayı Dansı” ve “Çok Acıyor”gibi eşsiz yapıtlara rağmen; son günlerinde iş bulabilmek umuduyla‘parababaları’na kendini şöyle tanıtmak zorunda kalır: “Ana dilim Macarcanın yanısıra Fransızca ve Almanca okur ve yazarım. Macarca ve Fransızca ‘yazışma’yapabilirim, iyi daktiloyum. Stenografi de biliyorum – bir aylık bir uğraşlatazeleyebilirim bu becerimi. Basım tekniğini de tanıyorum. Düşüncelerimi özlübiçimde kaleme alabilirim. Kendimi dürüst biliyorum. Sanırım kavrayışım hızlı,çalışmada dirençliyim.” Şair, 3 Aralık 1937’de şizofreni ve yoksulluğun iyicedaralttığı bu yaşama daha fazla katlanamaz; veda mektuplarını yazıp akşamyürüyüşüne çıkar ve istasyona vardığında kendini bir yük treninin altına atar:“Boş yere yaşayıp gittiğimi/kestirebilirim artık kendi kendime./Deli rolüoynattılar bana/ve şimdi yararsız ölümüm bile.” (İşte Buldum Yurdumu). Yaşamıboyunca iş konusunda çektiği sıkıntılar, siyaseten mevcut iktidarla uyuşmazlıkları,aşkları ve hastalığı dolayısıyla geçirdiği zor günler Attila József’in eserinibelirlemiş; kısa ömrüne sığdırdığı az sayıda şiir onun Macar ve DünyaEdebiyatı’nın saygın isimleri arasında anılmasını sağlamıştır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ülkemizde, ilk olarak 70’li yıllarda“Militan” dergisi tarafından hazırlanan kapsamlı bir dosyayla tanıtılan şairinyalın ve içtenlikli şiiri, bir kitap boyutunda ancak 1986’da “Temiz Yürekle”isimli derlemede bütünlenmiştir. Macar Türkolog Edit Tasnádi ve şair Kemal Özertarafından hazırlanan kitap, şairin ünlü “Curriculum Vitae”si ve şiirçevirilerinin yanı sıra, hakkında yazılmış değerlendirmelere de yer verir.József’in ülkemizde tanınmasını sağlayan bu iki yayın, elimizdeki kitabın daesas kaynaklarını oluştururken, yazılarda da sıklıkla anılıyor. Kitapta yeralan “Bendeki Görüntüsü Attila József: Yıllar Sonra, Yeniden” başlıklıyazısında, Kemal Özer şöyle anıyor şairi: “Yıllar sonra, yeniden okuduğumda,Attila József’in yaşamından süzülüp gelen ayrıntılar, benzerine rastlanmayanimgeler, bir şiir dünyasının insanı kavrayıveren atmosferi, bende yine‘çarpıcı’ olmaktan çok ‘yaralayıcı’ bir etki bırakıyor. Yaralı bir insanınsoluğu çarpıyor sanki yüzüme. Bırakılmışlığın, yoksulluğun, alnındaki ışığıyükseklere çıkarmak için çırpınmanın sessiz çığlıklarıyla yalıma kesmiş birsoluk. (…) Sanki insan kesilmiş çağdaş bir keder var karşımda yine.” MacarEdebiyatı’nın ülkemizde tanınmasını sağlayan belki de en önemli isim olan EditTasnádi ise, Kemal Özer ile birlikte derledikleri “Temiz Yürekle”nin oluşumsürecini ve şairin bu iki hayranının mektuplarla kurdukları iletişiminayrıntılarına dâhil ediyor bizi. Tasnádi, yine kitabın en önemli yazılarındanbirinde, József ile Macar besteci Béla Bartók arasındaki etkileşimi çözümlüyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Metin Demirtaş, Ataol Behramoğlu,Ahmet Telli, Ahmet İnam, Haydar Ergülen, Neşe Yaşın, Eren Aysan gibi isimlerinkatkıda bulunduğu kitabın eksiklerinden bahsedecek olursak; dilimizde, AttilaJózsef hakkında bulunan kaynak azlığından ötürü yazılarda tekrar eden alıntılarve şairin yaşamını özetleme çabası sıklıkla karşımıza çıkarak kitabın gücünüazaltıyor. Derlemede, Macar Edebiyatı konusunda uzman isimlerin incelemelerininyokluğu ise şairin hakkı olan yazınsal analizler yerine; József’i, ülkemiztoplumcu gerçekçi duyarlılığa yakın duygusal bir hâleyle kuşatıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“Yalan Söylemez Çünkü Şairler”, AttilaJozsef’in herkesi etkileyecek yalınlık ve sahihlikteki şiirini tanımak,yaşamına tanıklık etmek için, tüm eksiklerine rağmen, şimdilik dilimizdeki eniyi başvuru kaynağı: “Söyle niçin taşları dişledin?/Geç kalmışken niye aceleettin?/Düşleri neden geceleri görmedin?/Söyle aslında istediğin neydi?”&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Book Antiqua', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=7375"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7433776647078296976?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7433776647078296976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7433776647078296976&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7433776647078296976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7433776647078296976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2012/01/siir-yaral-bir-insann-solugu.html' title='Şiir, yaralı bir insanın soluğu'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-TiYoNdr0XAI/TxAxRHnB_II/AAAAAAAABBY/qD4rLXsgudk/s72-c/yalan-soylemez-cunku-sairler20111126002322.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-1091656029881289298</id><published>2012-01-13T15:23:00.002+02:00</published><updated>2012-01-13T15:23:28.775+02:00</updated><title type='text'>Yaşam bilgisi, ölüm bilgisi</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-fz7tthSIw8g/TxAwETwMBII/AAAAAAAABBQ/y8OAnn424k4/s1600/378870_2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/-fz7tthSIw8g/TxAwETwMBII/AAAAAAAABBQ/y8OAnn424k4/s400/378870_2.jpg" width="248" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Theo Angelopoulos’un, kelimelerinruhunu derinden kavrayan eşsiz filmi “Mia Aioniotita Kai Mia Mera”da (Sonsuzlukve Bir Gün) şair, hasta yatağındaki annesine sorar: “Neden anne, hiçbir şeybeklendiği gibi olmadı? Neden çürüyüp gider insan sessizce, acıyla ihtirasarasında parçalanarak? Ben neden hayatımı sürgündeymiş gibi geçirdim? Kendi anadilimi konuşma şansım varken neden bu kadar seyrek döndüm ülkeme?” Ve bir şairiçin en can alıcı soruyu sona saklar: “Kendi dilim varken, hâlâ kayıpkelimeleri bulabilecek ya da sessizliğin içinden unutulmuş kelimeleriçıkarabilecekken neden sadece ve sadece kendi ayak seslerimi duyabildim eviniçinde?” Bu sahneyi her seyredişim ya da anımsayışımda, kendi yurduna sürgüntüm şairleri birer birer anımsamamam mümkün değil; belki de en başta, 20.yüzyılın en büyük Yunan şairlerinden Yorgo Seferis’i anarak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir yanda kendi ülkesiYunanistan’daki iç karışıklıklar, diğer yanda büyük Dünya savaşlarının sürdüğükaranlık dönemin tam ortasında yaşamını sürdürmeye çalışan; 1914 yılında doğduğuşehir İzmir’den ailesiyle birlikte göç etmek zorunda bırakılan, sonrasındaysa diplomatikgörevi ve siyasal sebeplerle kendi dilinden, yurdundan uzak bir şair. “Kaçsessiz an bir yaşam eder?” diye soran Seferis’in günlükleri geçtiğimiz ay “BirŞairin Günlüğü (1945-1951 Günleri)” başlığıyla, şair ve çevirmen Alovatarafından dilimize aktarıldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“İnsan duygularını, düşüncelerinitümüyle yazıya geçiremeyince, her şey sıkıcı olup çıkıveriyor. Peki, nedir bizekalan hepi topu?” cümleleriyle açılan kitap, yazılımından yayımlanmasına deköncelikle zorlu bir mücadelenin tanığı. On iki yaşından itibaren günlük tutmayabaşlayan şair, yazdıklarının en azından bir bölümünü yayımlama kararı aldığısıralarda Yunanistan’daki siyasal ortam giderek kötüleşmektedir. Bu metinlerikendi ülkesinde özgürce yayımlatamayacağını anladığı gibi, el yazmalarının yokedilme tehlikesi de vardır. Seferis ölümünden kısa bir süre önce, günlüğün birkopyasını arkadaşı Athan Anagnostopoulos’a vererek bu sayfaların en azındanİngilizceye çevrilerek diğer ülkelerde okura ulaşmasını sağlamıştır. Bahsigeçen çeviri için bir giriş yazısı kaleme alan Walter Kaiser, şu sözcüklerletanımlar yapıtı: “Günlükte belirgin olan gerginliğin ve içtenliğinetkilemeyeceği kimse yoktur sanırım. Öyle ki, bu sayfalar okuru tümüyle, şairinaklına, yüreğine ve yaratıcı eyleminin içine sokuyor. Gide’in, Woolf’un,Camus’nün, Pavese’ninki gibi, bu yüzyılda nice edebi günlükler; yazarını dahaiyi anlamamıza yardımcı olan mektuplar yayımlandı. Ama bu günlük kadar, şiirinkaynaklandığı duyarlığı ve çıplak düşünceyi apaçık yansıtan pek az yapıtvardır.” Konstantinos Kavafis’e bağlılığı ile bilinen şairin, defterlerineseçtiği isim de ona bir saygı niteliğindedir: “1945-1951 Günleri”. Kavafis’inen kişisel şiirleri, tarihleri değişik olsa da, aynı başlığı taşırlar. Buadlandırma, bir şekilde aynı ruhun, benzer tanıklıkların sürdürüldüğü anlamınada gelmektedir. Şiir ile ilgili düşüncelerinin hemen ardından, yine buna bağlıolarak, “bu günlüğün ikinci büyük ilgi alanı ya da teması Kavafis’tir.Seferis’in düşünceleri durmadan Kavafis’e döner. Kavafis’in şiirleri ötekiçağdaş Yunan şairlerinden hiçbir zaman çok uzak olamayacağına göre, bu tutumdaşaşılacak bir şey olmasa gerek. Yunanca şiir yazan herkesin bir biçimdeuzlaşacağı bir durumdur bu.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;1948 Şubat’ında büyükelçilikgöreviyle Ankara’ya gelen şairin günlüğünün son bölümü de ülkemizde yazılır. Üçyıl boyunca Türkiye’de yaşayan Seferis için doğduğu ve çocukluğunu geçirdiğitopraklara dönüşün ayrı bir anlamı vardır. Bu ilk zorunlu göçün ruhundayarattığı sürgün duygusu tüm şiirine sızmış, yaşamı boyunca mitik bir Yunankimliğinin izini sürmesine sebep olmuştur: “Ankara, fiziksel olarak, bildiğiAkdeniz Anadolu’sundan oldukça farklı bir plato üzerinde olmasına karşın,Seferis kendini orada, en azından çocukluğunun İonia kıyılarına yakınhissediyordu ve bu yakınlık onu Odisseusvari nostos (eve dönüş) duygularıyladolduruyordu.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;2 Ekim 1946 tarihli günlüğüne,“Yaşam bilgisiyle ölüm bilgisi arasında dalganın üstündeki tüyden başka şeydeğilim belki ben,” diye yazan Yorgo Seferis’in çocukluğunu geçirdiği İzmir’e dönüşününkendisinde yarattığı sarsıntıya dair yazdıklarını; İstanbul, Bursa, Konya,Denizli gibi Anadolu şehirlerindeki izlenimler ve kaleme aldığı şiirleri dekapsayan kitap, bizim gibi bu topraklarda yaşayanlar için ayrı bir öneme sahipolsa gerek.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Book Antiqua', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=7383"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-1091656029881289298?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/1091656029881289298/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=1091656029881289298&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1091656029881289298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1091656029881289298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2012/01/yasam-bilgisi-olum-bilgisi.html' title='Yaşam bilgisi, ölüm bilgisi'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-fz7tthSIw8g/TxAwETwMBII/AAAAAAAABBQ/y8OAnn424k4/s72-c/378870_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5366095765336879971</id><published>2012-01-09T04:41:00.003+02:00</published><updated>2012-01-09T04:46:04.024+02:00</updated><title type='text'>Gölgesi...</title><content type='html'>&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" src="http://www.youtube.com/embed/NShNHazWci4" width="640"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 17px; text-align: justify;"&gt;"Şiir konusunda da&amp;nbsp; hayat konusunda da -aslında- başkalarının söylediğine bakmayacaksın. En sonunda mihenk taşı olarak kendini koyacaksın ortaya."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong style="background-color: white; line-height: 17px; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="background-color: white; line-height: 17px; text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;a href="http://evvel.org/video-en-sonunda-mihenk-tasi-olarak-kendini-koyacaksin-ece-ayhan"&gt;Zafer Yalçınpınar'a teşekkürler..&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5366095765336879971?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5366095765336879971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5366095765336879971&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5366095765336879971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5366095765336879971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2012/01/siir-konusunda-da-hayat-konusunda-da.html' title='Gölgesi...'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/NShNHazWci4/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-1745469684733739109</id><published>2011-12-12T23:58:00.000+02:00</published><updated>2011-12-12T23:58:03.695+02:00</updated><title type='text'>Çatı odası düşüncesi</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-3xhCXvJbgAk/TuZ4J6E5EmI/AAAAAAAABBE/gFUmb4PV6iU/s1600/375798_2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/-3xhCXvJbgAk/TuZ4J6E5EmI/AAAAAAAABBE/gFUmb4PV6iU/s400/375798_2.jpg" width="256" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“İnsan her şeyianlatamaz ki: Bir yaşam kolayca ortaya serilemez. Yaşamınızı açmayakalkarsanız, tamamen kirlenmiş bir halı gibi silkeleyebilirler, ben bunuyüzünüze silkelesem, belki de teşekkür ederdiniz. İşte böyle bir şeydir birininyaşamını, hangisi olursa olsun, önünüzde silkelemesi. Öksürük krizine tutulurve kısa bir süre sonra da kaçardınız.” Kurt Hofmann’la yaptığı bir söyleşide,insanın yaşamı ve öyküsüne dair düşüncelerini bu her zamanki açık ve sertüslubuyla aktarıyor Thomas Bernhard. Her anlatısı, sayfalar ilerledikçe büyükkara bir monologa dönüşen Avusturyalı yazarın başyapıtlarından biri olan“Düzelti”, yazarın üslubunu birebir yaşatan Sezer Duru’nun benzersizçevirisiyle geçtiğimiz günlerde dilimize aktarıldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ağır birzatürreden dolayı tedavi gördüğü hastaneden, henüz tam da iyileşmemiş birhalde, üstelik doktorların da tavsiyesine kulak asmadan ve kendi sorumluluğunutaşıyarak ayrılan anlatıcımızın ilk durağı Aurachtal’daki hayvan doldurmasanatçısı Höller’in evi; yani, ortak arkadaşları Roithamer’in yaşamının uzunbir bölümünü geçirdiği ve intiharının öncesinde, kız kardeşi için tasarladığıkoni evle ilgili belgelerin, günlük notların bulunduğu Höller’e ait çatıkatındaki odadır. Buraya geliş amacı ise, arkadaşı Roithamer’in vasiyetine uyarak,binlerce belgeyi ve onun kapsamlı “Altensam ve Altensam’la ilgili her şeyin,koninin özel olarak göz önünde tutulmasıyla” başlığını taşıyan taslağınıdüzenleyerek yayıma hazır hale getirmektir: “Birden aklıma sadece Roithamer’ingeride bıraktıklarıyla uğraşmak dışında, aynı zamanda bu uğraş hakkında yazmakda geldi ki, burada ona başladım.” Yazar, bir Thomas Bernhard romanındaki tipikkarakterlerden biri olan Roithamer aracılığıyla, aile kavramından devlete,felsefeden, müziğe ya da politikaya özgün ve sıradışı düşüncelerini anlatıcıüzerinden aktarırken, her zamanki tahrip edici ve kırıp geçiren döngüselüslubuyla bizi her satırda daha derine ulaştırmayı başarıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Varlıklı birailenin, diğer aile bireylerine uyumsuz üyesi olan Roithamer; kardeşlerinekıyasla çocukluğunu ve ilkgençliğini geçirdiği Altensam’da yaşamayı hiçbirzaman benimseyememiştir. Altensam onun için, onu her geçen gün zayıf düşüren,mahveden bir yer olmuş; tüm ömrü boyunca Altensam’dan kopmak dışında daha güçlübir düşünceye sahip olmamıştır: “Altensam’dan uzaklaşmak zorunda oluşuRoithamer için henüz bir çocukken büyük bir insanın zihin açıklığı ile belliolmuştu ve o Altensam’dan uzaklaşmanın hazırlığını yaparcasına Altensam’dakendini hep diğerlerinden ayırmıştı, ondaki her şey daha çocukluğunun ilkyıllarında Altensam’dan gideceğini ve Altensam’ı gerçekten de kesinlikleardında bırakacağını gösteriyordu, çünkü onun düşündüğü gibi bir düşünme biçimiAltensam’la ve Altensam’dan ayrılmadan olanaksızdı. (...) Altensam’ı o herzaman akli zaaf olarak görmüştü, Altensam’da yaşayanları da, akrabalarını da buakli zaaf içinde yaşayan zayıf akıllılar olarak görmüştü ve hiçbir şeyden, buzayıf akıllıların içinde bulundukları akıl zayıflığına geri dönmekten korktuğu kadarkorkmadı.” Çevresindeki bu akıl zayıflığından muzdarip insanların arasındayalnızca kız kardeşi, Roithamer için istisnai bir önem taşımaktadır. Höller’inçatı katında, “çatı odası düşüncesi”ne daldığı bir gün zihninde uyanan ve hementasarımına başladığı, içinde yaşanılabilecek bir yapı olarak benzeri olmayan vedevasa ölçülerdeki koni, Roithamer’in geri kalan yaşamının başat anlamıolacaktır. Ta ki, kız kardeşinin ani ölümü ve hemen ardından da kendisinin,ömrü boyunca nefret ettiği Altensam’da kendini asışına kadar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Her büyük yazargibi sürekli olarak aynı anlatının çevresinde dönen Thomas Bernhard, Roithamerüzerinden bir kez daha o ölümcül yakınmasına, büyük kara monoloğuna dahilediyor bizi; yazarak tekrar tekrar aynı acıyı sağaltmaya çabalayan, ölümle başaçıkmanın ya da daha doğru deyişle ölüme rağmen yaşamla başa çıkmanın tekyolunun yazmaktan geçtiğini düşünen, bilen biri olarak; karakterleri üzerindenkendisini tanımlayarak: “Roithamer gibi bir insan ve böyle bir karakter veböyle bir varoluş yetisi, diye düşünüyorum, gelişiminin belli bir yerinde, yanien uç noktasında, durmak, patlayarak durmak, parçalanmak zorundaydı.Roithamer’le uğraşırken nasıl bir büyüklükle uğraşmak zorundayım, diyesoruyorum kendi kendime, öyle bir kafayla ki her şeyi en uca sürüklemeyeniyetliydi ve mecburdu ve bu her şeyle olan zihinsel ilişkisi, karşılıklıetkiyle en yüksek başarıları ortaya koyabiliyordu.”&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Book Antiqua', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=7314"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-1745469684733739109?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/1745469684733739109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=1745469684733739109&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1745469684733739109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1745469684733739109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/12/cat-odas-dusuncesi.html' title='Çatı odası düşüncesi'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-3xhCXvJbgAk/TuZ4J6E5EmI/AAAAAAAABBE/gFUmb4PV6iU/s72-c/375798_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5807308555944732538</id><published>2011-12-12T23:52:00.000+02:00</published><updated>2011-12-12T23:53:12.221+02:00</updated><title type='text'>'Sonra, olağanüstü bir keder'</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“Pencereden bakınca, güllereeğilirken görüyorum onu,/diken batmasın diye parmaklarına, tam dibinden/tutuyorçiçekleri. Öbür eliyle kesiyor saplarından,/duruyor sonra gene kesiyor; dünyadahiç bu kadar yalnız görmedim onu.” dizeleriyle açılıyor Raymond Carver’ın“Bağrına Bas” isimli şiiri ve ancak bir şairin yakalayabileceği bu yalnızlıkânını benzersiz bir şekilde görselleştiriyor: “Başını kaldırıp/bakmayacakşimdilik. Güllerle ve ancak/düşünebileceğim, söyleyemeyeceğim başka birşeyle/yapayalnız.” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Amerikan öykücülüğünün en özgünisimlerinden Raymond Carver, bu kez şiirleriyle Türkçede: “Bilmezsiniz AşkNedir”. Yazarın, şiir kitapları içinden temsil edici örneklerin derlendiğiseçkiyi Cevat Çapan yayıma hazırlamış.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;1938 Oregon doğumlu Carver, işçisınıfından bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. İçinde bulunduğu çevreninşartlarının gerekliliğine uygun olarak ailesini geçindirmek için bir yandanilaç depolarında, hastanelerde, benzin istasyonlarında çeşitli küçük işlerdeçalışırken; diğer yandan da yazarlık çalışmalarını sürdürür. Gene bu dönemdehenüz 19 yaşındayken, 16 yaşındaki Maryann Burk’le evlenir. Çalışmaktan artakalan zamanlarında, Amerikalı ünlü öykü yazarı John Gardner’ın yazarlıkatölyelerine devam eder. Geçim zorlukları ve alkolizmle savaştığı yıllarınardından, 1976’da yayımladığı ilk öykü kitabı “Will You Please Be Quiet,Please” ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınır. Kasvetli küçük şehirmanzaraları ve kenar mahalle insanlarının ağırlıklı olduğu ilk dönem öyküleri,Tess Gallagher ile tanışmasının ertesinde değişikliğe uğrar; yazarın bundansonraki konuları yaşam-ölüm dengesi ve doğa görüntüleri olacaktır. Bu dönüşümünardından öykünün yanı sıra ağırlıklı olarak şiir çalışmalarına yoğunlaşanCarver, ardı ardına yeni yapıtlar üretir: “Where Water Comes Together WithOther Water” (Suların Başka Sularla Buluştuğu Yer), “Ultramarine” ve “A NewPath to the Waterfall” (Çağlayana Giden Yeni Bir Yol). Cevat Çapan’ın seçkisidaha çok şairin bu ‘ikinci bahar’ına odaklanıyor: “Unut korkarak yaşadığın herşeyi./Oda müziğiyle ilgili her şeyi./Yağmurlu Pazar günleri öğledensonra/gidilen müzeleri vs./Eski ustaları. Hepsini./Unut o genç kızları.Unutmaya çalış onları./O genç kızları. Bütün onları.” (Genç Kızlar).&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Carver, otobiyografik öğelerin baskınolduğu öykülerine paralel olarak şiirlerinde de kendi ya da yakın çevresininyaşamından ilham almıştır. Alkol sorunlarıyla geçen gençlik yılları, alt sınıfyaşamı yapıtının belli başlı konuları arasında yer alır. Tess Gallagher’leilişkisinin ardından, bu ilk dönemine dair bir sorgulamaya girişen yazar; yaşamınher durumda yeğliği üzerinden kendisiyle barışarak, doğayla uyumlu bir şiiregirişmiştir: “Buraya geldiğimde her şeyden uzaklaşmaya/çalışıyordum. Özellikleedebiyattan./Onun gerektirdiği şeylerden ve sonuçlarından./İnsan ruhundadüşünmemek diye bir istek var./Sakin olmak. Bununla birlikte de/titiz olmak vesert olmak isteği.” (Radyo Dalgaları). Nehirler, denizler, ormanlar, kısacasıdoğanın kendisi bir anlamda onun kurtarıcısı olmuştur: “Bu nehir boyundakiyerimden ayrılmadan önce/canımın çektiği kadar kalacağım burada./Hoşuma gidiyornehirleri sevmek/Onları kaynaklarından çıktıkları/yere kadar sevmek./Beniçoğaltan her şeyi sevmek.” (Suların Başka Sularla Buluştuğu Yer). Öykülerindeolduğu gibi şiirlerinde de yalın bir dille gerçekçi tasvirlere girişen Carver,bu konuda ilham aldığı isimlere de haklarını ödemekten çekinmez. ŞiirlerindeÇehov’dan Hemingway’e; W.C. Williams’tan Charles Bukowski’ye ustalarındansıklıkla bahseder. Hatta, seçkiye de adını veren “Bilmezsiniz Aşk Nedir” isimlişiirde Bukowski’ye şunları söyletir: “Burada yalnız bir şair var bu akşam/bugece bu şehirde yalnız bir şair/belki de bir gerçek şair var bu ülkede bugece/o da benim.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İlerleyen yaşıyla birlikte sıklıklaölümü konu edinmeye başlayan Carver; ölümden korku duymakla birlikte, sonnefesine kadar yaşamın yüceliğindeki ısrarını sürdürür. Örneğin, Antonin Artaudile ilgili bir şiirinde her şeye rağmen umut baki kalacaktır: “Antonin, artıkbaşyapıtlar yok, orası kesin./Ama ellerin titriyordu bunu söylerken,/Üsteliksen de bilirsin, her perdenin arkasında,/bir kıpırtı vardır her zaman.”(Artaud). Yine de, sevdiklerinin ölümünde, “o yaşamazken yaşamaya devametmek”te en ağır acıyı deneyimler; belki o an yaşam sadece bir kedere dönüşürşair için: “Günün ilk cıgarasını yakıyorum ve ürpererekuzaklaşıyorum/pencerenin önünden. Sis çanı çalıyor yeniden, kaygıyladoluyor/içim. Sonra, sonra olağanüstü bir keder.” (Yaz Sisi)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Book Antiqua', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=7325"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5807308555944732538?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5807308555944732538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5807308555944732538&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5807308555944732538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5807308555944732538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/12/sonra-olaganustu-bir-keder.html' title='&apos;Sonra, olağanüstü bir keder&apos;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-1017725643337342684</id><published>2011-11-26T14:47:00.001+02:00</published><updated>2011-11-26T14:54:39.404+02:00</updated><title type='text'>Büyük kara monolog.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-EGpnTG5J3JY/TtDggWhE5BI/AAAAAAAABA8/luwW_Clba0o/s1600/u1_thomas-bernhard.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="313" src="http://2.bp.blogspot.com/-EGpnTG5J3JY/TtDggWhE5BI/AAAAAAAABA8/luwW_Clba0o/s320/u1_thomas-bernhard.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Dünya çok karanlık bir yer, “insanlardaki her şey ölüme karşı oyalanmaktan başka bir şey değil,” diyor Thomas Bernhard. Dünya çok karanlık bir yer, insanın yazgısı ölümle çevrelenmiş, yaşam sandığı şey yanılsamalardan ibaret.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gerçek düşünme imkânsız, düşünme gerçekleştirilemez bir imkânsızlık insan varoluşunda. Deneyimlerimiz birer yanılsama, bir kara delik varoluşumuz doğa için, çünkü, insanın yazgısı ölümle belirlenmiş, ölümcül kuşku ya da ölümcül umutsuzlukla. İnsan ancak bir anlam imkânına olan inancıyla sürdürebilir belki de bu varlık rüyâsını, yoksa vazgeçer, vazgeçmek tek kesin gerçekliktir çünkü.&amp;nbsp;“Doğanın bu kadar çok felaket ve bu kadar çok dehşet töz üretebilmesi,” diyor Bernhard, “Bu sınırsız acı çekme kapasitesi,” diyor Bernhard Yürümek isimli anlatısında, “bu sınırsız üretmenin buluş zenginliği ve felakete dayanıklılık.” Ancak bir tür deliliğe benzer bir yazı ile bu umutsuz yürüyüşten çıkma çabası, büyük kara bir monologa çevirerek tüm yaşamı, bu deliliği ötekilere bulaştırarak, çünkü bir yaşam ancak çıldırmanın eşiğinde sürdürüldüğü zaman en büyük imkânını bulur ve çağımızda yaşam bağımlılığı epidemik bir hastalıktır, kimse henüz adlandırmamış olsa da bunu. Oysa, “Her şeyi adlandıran olduğumuz halde,” diyor, “ve bu yüzden hiçbir zaman kesin düşünemediğimiz için varoluyoruz,” diyor Bernhard. Felsefenin ve müziğin, ya da bunun yerine kısaca Wittgenstein ve Schumann'ın da diyebiliriz, yardımıyla varoluyoruz, İstem ve Tasarım Olarak Dünya ile, Schopenhauer'in yardımıyla varoluyoruz, varkalıyoruz Dünya'da, düşünme çabasını bir şekilde onlara aktararak, düşünmenin ya da düşünerek yaşamanın imkânsızlığının çıkış noktasını onlara aktararak, onlarda bularak.&amp;nbsp;Bizi tümüyle kuşatan varoluşun, bu büyük gözükapalılığın paylaşıldığı insanların oluşuyla, çünkü, “sonuçta,” diyor Bernhard, Evet isimli kara monologunda, “yakınımızda her şeyi konuşabileceğimiz tek bir insan da olsa dayanabiliriz, aksi halde dayanamayız,” diyor Bernhard. Sanki o en öldürücü etkiye sahip cümleyi bulabilmek için dairesel bir dönüşle aynı sözcüklerin etrafında kurduğu yazısı gibi, yaşamı gibi. Bu kavram-üreten metnin çevresinde, yazarın bir kitabından diğerine geçişte, onu bıraktığımız o karanlık noktada bulup, tekrar büyük söylenmesine başladığı gibi, çünkü Bernhard, yaşamı boyunca aynı metni yazan büyük yazarlardan biri. Yazarak tekrar tekrar aynı acıyı sağaltmaya çabalayan, ölümle başa çıkmanın ya da daha doğru deyişle ölüme rağmen yaşamla başa çıkmanın tek yolunun yazmakta olduğunu bilen biri.&amp;nbsp;“Bütün yaşam süreci bir kötüleşme sürecidir, sürekli, bu yasa en korkuncudur, her şey kötüleşir,” diyor Bernhard. “Anlayış keskinse düşünce en pervasız ve en açık olandır,” diyor Bernhard, “en kısa zamanda, her şeyin çekilmez ve dehşet verici olduğunu söylemek zorundayız. Kuşkusuzdur ki çekilmez olanı çekmek ve dehşet vereni, dehşet veren bir şey olarak algılamamak sanattır. Bu sanatı en zor olarak betimlemek doğaldır. Olgulara karşı varolma sanatı,” diyor Bernhard, “en zor olan sanattır.”&amp;nbsp;Dünya çok karanlık bir yer'dir, özellikle düşünme çabası içindeyse insan. Çevresindeki her güç, arkadaşlarından ailesine, oradan da devlete kadar olan tüm güçler düşünen bir insana karşıdır ve onu yok etmeye, kendisine benzetmeye, bunu beceremediğinde ise ölümüne sebep olmaya çabalar. Bir devletin, düşünen bir insan için, örneğin Bernhard'ın anlatısındaki Karrer gibi biri için tek vaadi Steinhof akıl hastanesidir, ya da olup bitenin tamamıyla uzağında ve dışında duran Scherrer gibi bir psikiyatri uzmanı, ya da her zaman bizim için daha kötüsünü düşünen bir devlet vardır üzerimizde. Hollensteiner gibi bir başka ülkede çok daha iyi çalışma şartlarına ulaşabilecekken kendi ülkesinde, Avusturya'da kalmayı seçtiği için bu devlet aygıtının kayıtsız ve engelleyici tutumuna maruz kalışı ve kendi eliyle ölüme sürüklenişi gibi. Çünkü, “Hollensteiner'in intiharı pek çok intihardan biridir, her geçen yıl kıymet verdiğimiz ve yetenek ve deha sahibi olan ve müstesna ve olağanüstü olanların kendilerini öldürdüklerini saptıyoruz,” diyor Bernhard, “çünkü biz hep devlete karşı umutsuzlukları yüzünden bu kendilerini öldürenlerin sadece cenaze törenleri için mezarlıklara gidiyoruz,” diyor Bernhard. Maruz kalınan kayıtsızlık düşünüldüğünde bir ülkede ya da bir diğerinde yaşıyor olmak da, birinde ya da bir diğerinde mahvolmak da anlamsızlaşır, yahut bir insandan bir diğerine kaçışta artık umutsuzcadır. Evet isimli anlatıdaki bir ismi bile olmayan İranlı kadının yaşamı değil ölümü olumlayan cevabındaki gibi: “Bir gün kendini öldürüp öldürmeyeceğini sormuştum. Bunun üzerine gülmüş ve ‘Evet' demişti.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?sectionId=5&amp;amp;newsId=1768"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-1017725643337342684?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/1017725643337342684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=1017725643337342684&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1017725643337342684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1017725643337342684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/11/buyuk-kara-monolog.html' title='Büyük kara monolog.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-EGpnTG5J3JY/TtDggWhE5BI/AAAAAAAABA8/luwW_Clba0o/s72-c/u1_thomas-bernhard.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-6723073561007937622</id><published>2011-11-25T13:29:00.001+02:00</published><updated>2011-11-25T13:38:04.944+02:00</updated><title type='text'>Tutukluluk.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;" (...) Roithamer gibi olağanüstü yaşam ve de doğabilim yeteneği olan biri için bu süregelen ve ömür boyu süren yoğunlaşma, böylesi bir yaşam ve doğabilim yeteneği için süregelen ve ömür boyu süren tutukluluk anlamı taşır, çünkü böyle bir insan belli bir andan sonra amacına ulaşma yeteneği dışında başka hiçbir şeyle yaşamayı sürdüremez, bu durum onun birdenbire aymasını sağlamış, her şeyden öte önemli ve itici gücü olmuştur, böyle biri birdenbire, gelişimi ve sonunda amacına ulaşması önünde engelleyici ya da azıcık tedirgin edici bulduğu her şeye karşı savunmaya geçerek varlığını sürdürmüştür, her şeye karşı koyarak, bu amaç için faydalı olan şeyler dışında başka hiçbir şeyle ilgilenmeden, böyle biri doğal olarak gittikçe yalnızlaşır ve sürekli daha acılı olan bu yolda ilerler, her durumda bu yolda yalnız ve kimsenin desteği olmadan yürümek zorundadır."&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Thomas Bernhard, &lt;i&gt;Düzelti&lt;/i&gt;, s. 28-29&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-6723073561007937622?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/6723073561007937622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=6723073561007937622&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6723073561007937622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6723073561007937622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/11/tutukluluk.html' title='Tutukluluk.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5455531468166982401</id><published>2011-11-19T15:17:00.001+02:00</published><updated>2011-11-19T15:20:36.476+02:00</updated><title type='text'>Monochrome.</title><content type='html'>&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" src="http://www.youtube.com/embed/dOcuTgl5xN4" width="640"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; white-space: pre;"&gt;Herneyse,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;pre style="background-color: white; color: #333333; text-align: -webkit-left;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Herşeyi deneyebilirim, bu hiçbir yere gitmeyen aynı çember ve ben artık yoruldum.&lt;br /&gt;Herneyse, kaybettim yüz ifademi, haysiyetimi, bakışımı, hepsi gitti ve ben artık yoruldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama korkma, iyi bir iş buldum ve her gün senin o çok sevdiğin eski bisikletimle işe gidiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi okumadığım kitaplarımı yatağımın altına attım ve gerçekten bir daha &lt;br /&gt;okumayacağımı düşünüyorum&lt;br /&gt;Konsantrasyon yok, sadece beyaz bir keşmekeş etrafımda her yerde, &lt;br /&gt;biliyorsun ben artık çok yoruldum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama telaşlanma sık sık akşam yemeklerine ve partilere gidiyorum beni önemseyen &lt;br /&gt;eski birkaç arkadaşla, beni eve bırakır ve bazen de kalırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah beyaz döşemeler, siyah beyaz duvarlar, yanımda sadece yokluk var, &lt;br /&gt;sessizlik var ve başka hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;Siyah beyaz daire, siyah beyaz hayat, yanımda sadece yokluk var, &lt;br /&gt;sessizlik var ve başka hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bir olayı araştırıyorum ya da birşeyleri hatırlamaya çalışıyorum, &lt;br /&gt;ama gerçekten zihnim bomboş,&lt;br /&gt;Bazen pencereleri açıyorum ve caddelerde yürüyen insanları dinliyorum, &lt;br /&gt;dışarıda hayat var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama korkma, iyi bir iş buldum ve her gün senin o çok sevdiğin eski bisikletimle işe gidiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse, herşeyi deneyebilirim bu hiçbir yerde bitmeyen aynı çember ve ben artık yoruldum.&lt;br /&gt;Herneyse, kaybettim yüz ifademi, haysiyetimi, bakışımı, hepsi gitti ve ben artık yoruldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama korkma, iyi bir iş buldum ve her gün senin o çok sevdiğin eski bisikletimle işe gidiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah beyaz döşemeler, siyah beyaz duvarlar, yanımda sadece yokluk var, &lt;br /&gt;sessizlik var ve başka hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;Siyah beyaz daire, siyah beyaz hayat, yanımda sadece yokluk var, &lt;br /&gt;sessizlik var ve başka hiçbir şey yok.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana; font-size: 10px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5455531468166982401?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5455531468166982401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5455531468166982401&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5455531468166982401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5455531468166982401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/11/monochrome.html' title='Monochrome.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/dOcuTgl5xN4/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-8274179177243025765</id><published>2011-11-14T21:46:00.001+02:00</published><updated>2011-11-25T13:39:31.786+02:00</updated><title type='text'>isimsiz.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-l7DsocdLVnw/TsFvQbW7zEI/AAAAAAAABAw/Kag0mFwqLNE/s1600/DSCN15241.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="369" src="http://3.bp.blogspot.com/-l7DsocdLVnw/TsFvQbW7zEI/AAAAAAAABAw/Kag0mFwqLNE/s640/DSCN15241.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-8274179177243025765?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/8274179177243025765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=8274179177243025765&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8274179177243025765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8274179177243025765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/11/blog-post.html' title='isimsiz.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-l7DsocdLVnw/TsFvQbW7zEI/AAAAAAAABAw/Kag0mFwqLNE/s72-c/DSCN15241.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7814715380866407443</id><published>2011-11-14T21:33:00.001+02:00</published><updated>2011-11-14T21:41:36.405+02:00</updated><title type='text'>"Ruhum kar altında toprak gibi"</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-HAAHurUa3qg/TsFtpriME4I/AAAAAAAABAo/nt3P55nsWxY/s1600/371335_2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-HAAHurUa3qg/TsFtpriME4I/AAAAAAAABAo/nt3P55nsWxY/s320/371335_2.jpg" width="205" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Nostaljidüşüncesi, kişide sahte bir duygusallık ve özlem yaratır çoğu zaman. Geçmişinbüyülü uzaklığı, ‘şimdi’nin kaotik gerçekliğiyle mukayese edilerek, olumlanır.Oysa ki, yaşanılan an ile hayâl ettiğimiz geçmişin arasındaki mesafe, sıklıkla,rüyâlarımızdan ibarettir. Tanığı olduğumuz, yaşadığımız şimdinintahayyülümüzdeki arabıdır, tarih. Şehirler gül kokar, insanlar dosttur,kelimelerin değeri altın pahasıdır. Bugünün tüm karanlığı, ‘orada/uzakgeçmişte’ aklanır. Zihinde yeni bir gerçeklik uzamı oluşturulur ve olumlu görülenher şey o fotoğrafa aktarılır. Oysa Zaman, tek bir şey söyler daima: “Çokyaşlıyım/binbir gecelerden geçtim/masallar kadar yorgunum” (Şam Konuşuyor). &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şiire70’li yıllarda, Edebiyat dergisi çevresinde başlayan Arif Ay’ın, bir süredir “Bağdat’aDönen Şiirler” üst başlığıyla yayımlanan şiirleri, bu kez “Şiirimin Şehirleri”adıyla kitaplaştı. Geçtiğimiz yıllarda bütün şiirlerini bir araya getiren “GüneDoğan Koşu”yu yayımlayarak yapıtına toplu halde bakma imkânı bulduğumuz Ay’ın;kültürel ve dinsel alanın imge dağarcığını benimseyen poetikası, bu kitaptakendisine yeni bir alan açıyor. İslâm coğrafyasının, tarihsel öneme sahip tümşehirlerinin sırayla dile geldiği yapıtta, belli bir kurgusal tarihin, nostaljikyüceltmenin izlerine tanıklık ediyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sunuşyazısında kitaba dair şunları söylüyor Arif Ay: “Bu şiirler Bağdat’ın yakılıpyıkıldığı, işgal edildiği günlerde yazılmaya başlandı ve ‘Bağdat’a DönenŞiirler’ adıyla yayımlandı. İslâm’a başkentlik yapmış şehirler Bağdat’ınacısına ortak edilerek konuşturuldu. Bu konuşma ve sorgulama sürüp gidecek hep.Bunun için de şiirleri, ‘Şiirimin Şehirleri’ olarak daha kuşatıcı bir isimaltında kitaplaştırmayı düşündük.” İstanbul, Semerkand, Buhara, Şam, Kudüs, Mekke,Medine, Kahire ve Bağdat’ın bir bir dile geldiği yapıtta; Bosna’nın acısına dayer verilmiş: “Sabah gergin bir ipti/koptu ve yıkıldı hayat/ne kalem ne kağıtne kitap/ölümün dağındayım şimdi/insan dağa ne söylerse/dağ insana onu söyler”(Bosna âh Bosna). Bu coğrafyada yaşayan bizler için belki de en kutsalbaşkentlerden biri olan İstanbul ile başlayan kitap; zamanın ve mekânınköprüsünde yer alan şehrin, tarihte taşıdığı anlama vurgu yaparken, bugüngeldiği noktayı da yermekten çekinmiyor: “Kırk kumalı evin/kırk kamalıkülhanbeylerine/saçımı süpürge etmekten yatalak/halk ki olağanüstü hâl/kışkırtve köşe kap” (İstanbul Konuşuyor). Kitap boyunca şehirlerin, ayrı ayrı şiirlerboyunca dile gelişindeki eleştirel yük, artık zihinsel haritamızda birer büyülümasal diyarına dönüşen Semerkand, Buhara gibi anıt şehirler söz konusuolduğunda ise ne yazık ki, şiirsel gücünü yitirip, nostaljik bir efsunlasarmalanıyor. Bugüne erişemeyen yaşam, dünün kurgusal güzelliğindetekrarlanmaktan öteye geçemiyor: “Doğu’nun Çin’i/Batı’nın cini/unutturdu benionlara/ben ki hasretten bir dağım/ıpıssız kaldı otağım” (Buhara Konuşuyor).Sezai Karakoç’tan Nizar Kabbani’ye, yakın duyarlılıklara sahip şairlerinizinden yola çıkan Ay’ın, “kan dolu havuzlarda/yüzme bilmeden büyümüş çocuklar”adair dizeleri, bahsi geçen başkentlerin tarihinde günümüze yaklaştıkça daha canyakıcı bir hâl alıyor: “Her doğan çocukta gül açılımı/muştu kelebekleri kapıkapı bırakır/kokulu bir akşam gibi Şam’ı/yasımızı yastık yapanların/uykularıcinnet/zalimlere cehennem/mazlumlara cennet” (Şam Baharı); “rivayet edilirki/kan akmıştır çeşmelerimden/kan her yerde ve Nil kandandır/felaket toprağınher yerindedir” (Kahire Konuşuyor). “Bağdat Konuşuyor” isimli şiirde, Bağdathalkının yaşadığı cehennemî süreç uzun ve soluksuz bir yakarışa dönüşürken;“Bağdatlı Çocuk Konuşuyor”da, Nâzım Hikmet’in Hiroşimalı küçük kızını yenidenanımsıyoruz, acıyla: “Babamın elleri vardı/arada bir başımı okşardı/babamıöldürdü coniler/başımı okşamak için/elleriniz yok mu sizin//babamın kalbivardı/göğsüne yaslayınca başımı/tık tık atardı/sizin atan kalbiniz de miyok/sizi de mi öldürdü coniler.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Birsöyleşisinde, “Aslında insanın ortak yazgısını dillendiriyorum. Yeryüzündekibütün insanların bir arayışı ve yaşadığı bir trajedisi var. Bu trajediyeMüslüman coğrafyası da, diğer coğrafyalar da dahil. Dolayısıyla insanın bumodern çağdaki temel sıkıntısı benim şairliğimin de hareket noktasıdır.Şiirlerimde insanın acısını dile getiriyorum. Coşku yok mu, var; ama bir umutolarak. Şiirimin temel izleği hüzün, acı ve umuttur,” diyen Arif Ay’ın &lt;a href="http://www.blogger.com/blogger.g?blogID=602485698560705310" name="_GoBack"&gt;&lt;/a&gt;‘çarmıha gerilmiş Zaman’dan ve coğrafyadan yola çıkarak sesverdiği şiiri, umut edelim ki, hepimizin şehirleri için de kurtuluşa bir adımolacaktır: “Ruhum kar altında toprak gibi/çıkmayı bekler bahara.”&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Book Antiqua', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=7262"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7814715380866407443?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7814715380866407443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7814715380866407443&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7814715380866407443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7814715380866407443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/11/ruhum-kar-altnda-toprak-gibi.html' title='&quot;Ruhum kar altında toprak gibi&quot;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-HAAHurUa3qg/TsFtpriME4I/AAAAAAAABAo/nt3P55nsWxY/s72-c/371335_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7998711028361154550</id><published>2011-11-14T21:29:00.001+02:00</published><updated>2011-11-14T21:32:24.421+02:00</updated><title type='text'>Ölümden hayat çıkarmak</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-lnTtF89MiDo/TsFseIbQ2xI/AAAAAAAABAg/HwTS1OWUhLM/s1600/frankenstein-in-vaka-defterinde-neler-var-3041291_9434_o.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-lnTtF89MiDo/TsFseIbQ2xI/AAAAAAAABAg/HwTS1OWUhLM/s320/frankenstein-in-vaka-defterinde-neler-var-3041291_9434_o.jpg" width="205" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“Istırapinsani varlığın özünde vardır. Kendisine eşlik eden bir ıstırabı olmayan hiçbirsevinç yoktur bu dünyada.” Şüphesiz, Victor Frankenstein’ın ölümsüz bir insanbedenini henüz hayâl ederken bile farkında olduğu bir gerçekti bu. Peşindeolduğu ‘yaşamsal öz’, yeniden üretilmiş beden, acıdan muaf olmadığı gibi;ölümsüzlüğe eşlik eden yalnızlık hissinin çözümsüzlüğü de yabana atılır gibideğildi. Prometheus’tan Mary Shelley’nin klasik yapıtı “Frankenstein”a değin,sonsuz yaşam peşindeki tüm kahramanların yüz yüze gelmek zorunda kaldığı birgerçektir bu: Ölüm hayatı değil, ıstırabı sona erdirir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Türkçeokurları tarafından, özellikle “Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti”, “Chatterton”,“Poe: Kısacık Bir Hayat” gibi biyografik-kurguromanlardan tanıdığımız PeterAckroyd’un son yapıtı “Victor Frankenstein’ın Vaka Defteri”; Mary Shelley’ninbu çok bilinen modern Prometheus’una yeni bir bakış açısı getirerek, döneminkaranlık atmosferini bir kez daha canlandırıyor. Duygu Akın’ın başarılıçevirisiyle yayımlanan kitap boyunca, 19. yüzyılın bir düşkünler evine dönüşmüşLondra’sında insani tutku ve zayıflıkla dolu bir yolculuğa çıkıyoruz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İsviçre’ninAlpler bölgesinde dünyaya gelen anlatıcımız Victor Frankenstein’ınkarakterinde, doğduğu bölgenin tartışılmaz izleri vardır. Cesur ve ihtiraslıkişiliği, tabiatın bir benzeri; fırtınalı yaşamının bir açıklaması gibidir: “Okoyaklar ve yarlar, isli şelaleler ve azgın sular, hayatımı arındırıyormuşhissi uyandırırdı bende hep. Öyle ki bembeyaz ve pırıl pırıl bir sabah vaktikendimi alamayıp Evrenin Yaratanı’na ‘Ey, dağların, buzulların Tanrısı, ne oluresirge beni! Buzun ve karın ortasında senin ruhunun yalnızlığını görüyor vehissediyorum!’ diye haykırdım.” Kahramanımızın Cenevre’de Kalvenci bir okuldabaşladığı eğitimi, babasının tüm itirazlarına rağmen Oxford’a gidişiyle asılyönünü belirlemiştir. Victor için İngiltere, çağdaş doğa bilimlerini uygulamalıolarak öğrenebileceği; galvanistler ve biyologlar ile yakın ilişkilerkurabileceği bir açık hava laboratuvarıdır: “Dünya ve yüce evren hakkında herşeyi bilmek istiyordum. Öğrenmek için değilse, ne için gelmiştim ki şudünyaya?” Oxford’a adım atışının henüz ilk günlerinde tanıştığı şair PercyBysshe Shelley’nin ayrıksı düşünceleri ise Victor’un imgelemini hareketegeçirmiş, çalışmalarına hız vermesini sağlamıştır. “Frankenstein”ın yaratıcısıMary Shelley’nin gerçek hayattaki eşi olan Bysshe Shelley, roman boyunca önemlibir figür olarak Victor’a eşlik eder. Onun bilimsel araştırmalarına bir tür ruhkazandırır: “Bu adamı safi ateşten ibaret sanmıştım ama tabiatında diğerelementler de mevcuttu; çevremizi kuşatan su misali akıcı, uyumlu ve bereketliydi.Çıktığımız keşif yolculuklarında bana sık sık Coleridge’in, muhayyileninkudreti üstüne yazdığı şiirlerinden söz ederdi. ‘Şair, ilimcinin imkânsızdediği şeyi hayâl eder,’ dedi, bir defasında. ‘Bir kez hayâl edildi mi de oşey, hakikate dönüştü demektir.’” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bitmeyenbilimsel tartışmalarla süren uzun gecelerde, Bysse ve Victor’un sıklıklaüstünde durdukları konulardan biri yaşamın başlangıç kaynağıdır. Elektrikleyapılan deneylerde bir takım başarılara imza atan Galvani ve Volta’nınçalışmaları ikiliyi fazlasıyla heyecanlandırmaktadır.Şair Bysse’nin şiirselçıkarımları araştırmacının imgelemini ateşlemekte, ona yeni sorular kazandırmaktadır:“Ya ölümsüz kıvılcımdan yararlanarak insan bedenine hayat vermek mümkündüyse?”Asıl biyografisine paralel bir şekilde, yazdığı bir kitapçık yüzünden okuldanatılan Shelley’nin, önce Harriet Westbrook, ardından Mary Shelley ileevlilikleri ve sürekli kaçışlarla süren öyküsü roman boyunca Victor’a eşlikeder.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Öncekızkardeşi Elizabeth’i genç yaşta, bir sanatoryumda; hemen ardından da ani birşekilde babasını kaybetmesi Victor’un hayat, ölüm ve adalet üzerinedüşüncelerini şekillendirmesinde büyük rol oynar. Bundan sonraki çalışmalarınaölümü alt etmek, onu yenmek hırsı yön verecektir: “Ölümün kokusu da kendisine denkti.Korkunun karanlığı, muğlak bir vasıta, ümidin yok oluşuydu ölüm. Peki ya benonu alt edebilecek olsam, ne olurdu? O durumda ölümün kokusu muhteşem birparfüme dönüşebilirdi!” Oysa ki Victor, parfüme dönüştürmeden önce ölümünkorkunç kokusuyla yüz yüze gelmek zorundadır. Deneylerini gerçekleştirmek içininsan kadavralarına ihtiyaç duyan araştırmacının yolu, Armitage isimli birokülist ile yaptığı konuşmadan sonra mezarlıklar ve mahzenlere düşer.Hortlatıcılar denilen mezar soyguncuları Victor’a aradığı kadavraları bulmaktayardımcı olacaktır artık. İlk versiyon “Frankenstein”dan farklı olarak,Ackroyd’un kurgusal yaratığı daha insani özelliklere sahiptir. Veremli birgenç, henüz ölümünden önce bedenini para karşılığı hortlatıcılara emanet etmişve incelenmesinden korku duymadığını söylemiştir. Ölümün kendisinizaptetmesinden çok kısa bir süre sonra Victor’un deneylerine numune olacak bugenç beden, tam da kahramanımızın aradığı kişidir: “Hayatımda gördüğüm en güzelcesetti bu. Yanaklarının alı hâlâ sanki yerindeydi, dudaklarıysa gülümsemeyiandıran bir şekilde kıvrılmıştı. Yüzünde keder ya da korku değil, yüce birteslimiyet ifadesi vardı. (…) Kaybedecek hiç vaktim yoktu; belki bedeni henüzterk edemeyecek kadar sersemlemiş ve incinmiş olan, belki çırpınan ruhunu hâlâyakalayabilirdim.” Romanın henüz başlarında bir tiyatro gösterisine katılanVictor Frankenstein’ın seyretmeye dayanamadığı sahne, bundan böyle kendihikâyesinin de özeti olacaktır: “İlahi günahların en büyüğünü işledim ben;kibir ve akılla böbürlenme. Şimdi sonsuza dek başıboş gezinmeye mahkûm edildim.Melmoth artık, yeryüzüne atılmış Kabil oldu! Kaderimin sırrı kendimde saklı.Korkunun icat ettikleri ve kuşkunun hakkımdaki inançları doğruysa eğer, bu neanlama gelir? Suçlarım ölümlülerinkini aştıysa, cezam da aşacaktır demektir.Yeryüzü üstünde bir belayım ben…”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;LordByron, William Godwin, Mary Shelley, Samuel Taylor Coleridge gibi dönemin öndegelen isimlerini kurgusal gerçekliğe dahil ederek; hem 19. yüzyıl Londrası’nınkasvetli atmosferine, hem de Mary Shelley’nin “Frankenstein”ına yeni birzenginlik kazandıran Peter Ackroyd’un romanını başarılı bir yeniden yazımolarak değerlendirebiliriz sanırım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=7255"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kitap Zamanı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7998711028361154550?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7998711028361154550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7998711028361154550&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7998711028361154550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7998711028361154550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/11/olumden-hayat-ckarmak.html' title='Ölümden hayat çıkarmak'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-lnTtF89MiDo/TsFseIbQ2xI/AAAAAAAABAg/HwTS1OWUhLM/s72-c/frankenstein-in-vaka-defterinde-neler-var-3041291_9434_o.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-2086569438571597561</id><published>2011-10-31T12:27:00.002+02:00</published><updated>2011-10-31T12:27:53.862+02:00</updated><title type='text'>çizgiler.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-PfMDwsn5J_o/Tq535eI5OiI/AAAAAAAABAI/rjdfatxJa3E/s1600/%25C3%25A7izgiler.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://3.bp.blogspot.com/-PfMDwsn5J_o/Tq535eI5OiI/AAAAAAAABAI/rjdfatxJa3E/s400/%25C3%25A7izgiler.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-2086569438571597561?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/2086569438571597561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=2086569438571597561&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2086569438571597561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2086569438571597561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/10/cizgiler.html' title='çizgiler.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-PfMDwsn5J_o/Tq535eI5OiI/AAAAAAAABAI/rjdfatxJa3E/s72-c/%25C3%25A7izgiler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3116073801212245164</id><published>2011-10-31T12:25:00.003+02:00</published><updated>2011-10-31T12:25:43.185+02:00</updated><title type='text'>batış.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-tm2vxKGZOTg/Tq53bPq3ezI/AAAAAAAABAA/2Cjj0CNaBIM/s1600/bat%25C4%25B1%25C5%259F.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://1.bp.blogspot.com/-tm2vxKGZOTg/Tq53bPq3ezI/AAAAAAAABAA/2Cjj0CNaBIM/s400/bat%25C4%25B1%25C5%259F.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3116073801212245164?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3116073801212245164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3116073801212245164&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3116073801212245164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3116073801212245164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/10/bats.html' title='batış.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-tm2vxKGZOTg/Tq53bPq3ezI/AAAAAAAABAA/2Cjj0CNaBIM/s72-c/bat%25C4%25B1%25C5%259F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3881421559119152704</id><published>2011-10-24T02:38:00.000+03:00</published><updated>2011-10-24T13:25:24.891+03:00</updated><title type='text'>artık bir bulutsun belki de.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-UVXhhzvE0mg/TqU83c9bfPI/AAAAAAAAA_0/KEkzkFH_V_g/s1600/bulutsunbelkide.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://1.bp.blogspot.com/-UVXhhzvE0mg/TqU83c9bfPI/AAAAAAAAA_0/KEkzkFH_V_g/s400/bulutsunbelkide.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3881421559119152704?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3881421559119152704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3881421559119152704&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3881421559119152704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3881421559119152704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/10/blog-post.html' title='artık bir bulutsun belki de.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-UVXhhzvE0mg/TqU83c9bfPI/AAAAAAAAA_0/KEkzkFH_V_g/s72-c/bulutsunbelkide.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5186160042044893410</id><published>2011-10-15T18:48:00.000+03:00</published><updated>2011-10-15T18:49:56.445+03:00</updated><title type='text'>korkutan.</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yalnızlık,zamanda bir yabancılaşmadır. Bedenin nefesini soldurur. Gün ışığına engel birzırhla kuşatır insanı. Kokusuzdur, renksizdir çünkü. Sarar çevreler, boğana dekiçine hapseder bizi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Oysayorgunluk değildi korkutan.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Çünküsokakların sahibi değiliz; günün, günışığının.. Doğuştan kazanılmış kayıplardayaşıyoruz, hepimiz. Bilmediğimiz sözcüklerle kan tazeliyor, birbirimize öğütlerveriyoruz. Nihayete ermeyen buluşmalar gibi. Ancak soluk almayı sürdürmeyeyeten. Ölmemeyi deniyor, hayata benzer bir uğraşla eğleniyoruz. Yirmi dört saatdeğil mi sürecek çekişme?.. Yalnızca, bu kadar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Uykularındaolmayı sürdürebilsem; belki tek istediğim budur, ihtiyacım olan.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Uykularımdançık ya da; rüyâlarımda dolaşma artık.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;B&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;u orman sessizliği özlüyor, eskigünlerini.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Taşların birbirine çarptığı anda çıkardığı seslerin tek gerçekgürültüyü oluşturduğu eskiyi... Yapraklara çarpan ışığın sesini…&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ben, ateşleoynamayı beceren biri değildim; ellerinde ateşle danseden.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Öyle olmayı öğrendim.Bunu sevdim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şimdi, gülümsediğiman, Dünya yokolacak.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Book Antiqua', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5186160042044893410?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5186160042044893410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5186160042044893410&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5186160042044893410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5186160042044893410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/10/korkutan.html' title='korkutan.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-1665046340573738071</id><published>2011-10-14T21:48:00.000+03:00</published><updated>2011-10-15T00:40:18.439+03:00</updated><title type='text'>Korkmak sahip çıktı bize.</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Özürdilerim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Buyağmurun kısa süreceği belliydi. En baştan.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Islanmak istemedikçünkü.. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Üşürüz,diye.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Belkisarılarak ısınırdık birbirimize. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Doğrusubuydu. Doğrusu yoktu ki, kim istemez. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Oysa,&lt;i&gt;korkmak sahip çıktı bize&lt;/i&gt;.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Saatlerce, günlerce, susmuş bir Dünyanın önünde oturuyoroluşun kimseyi ilgilendirmiyor. Bulutlar hareketsiz. Güneş, her sabah yeniden doğmaktanvazgeçmiş. Geceleri artık ışıldamayan göğün kimse farkında bile değil.Caddeler, dolup taşıyor yalnızca. Koşuşan insanlarla. Hep geç kalmış, sürekli, sürüklenen sokaklar arasında. İnsanlar… Birbirlerine iyiliği fısıldayan amaduymayan kulaklarla.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Unutulmuş bir Dünyanın acısı hatırlanabilir miydi?.. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Başkası değildi, kendimdim, öyle dışarıdan seyrettiğim.Gözlerimin altında uzun zaman önce oluşmuş mor halkalar, hafiften titreyenelimdeki sigara, düştü düşecek. Gömleğimde uzaktan bile seçilebilen bir lekevar. Saçlarım dağılmış, uzamış sakallarımla hırpani bir hâl; yorgunluk,tükenmişlik. Üstümde babamdan kalma o gri kışlık ceket yine (oysa yazdı. Havaağırdı, sıcaktı. Bunalıyorduk). Bundan eminim, hâlâ: Başkası değildi,kendimdim. İnsan böyle bir konuda yanılabilir miydi? Kendisini nasıl tanımaz,bir başkasıyla karıştırır sürekli?.. Üzerinden saatler, günler geçtikten sonrabile, eminim bundan. Hastanenin bahçesinde yalnız, öylece ayakta, bekliyordum.Yardım bekler gibi – kimden, niye? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Çünkü, bir başkasının gölgesi bile olmayı istemek değil miydi,sevmek?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bendekifotoğraflarını geri almak ister misin, dedim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yada o fotoğrafları bana bırakmak?..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Hangisi canımızı daha çok acıtırsa onu seçelim&lt;/i&gt;, dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-2sSEP3yL9GQ/TpiGiTGEzKI/AAAAAAAAA_o/WU7627CfgTA/s1600/maria+lamar.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="481" src="http://1.bp.blogspot.com/-2sSEP3yL9GQ/TpiGiTGEzKI/AAAAAAAAA_o/WU7627CfgTA/s640/maria+lamar.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-1665046340573738071?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/1665046340573738071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=1665046340573738071&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1665046340573738071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1665046340573738071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/10/korkmak-sahip-ckt-bize.html' title='Korkmak sahip çıktı bize.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-2sSEP3yL9GQ/TpiGiTGEzKI/AAAAAAAAA_o/WU7627CfgTA/s72-c/maria+lamar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-8893504531860432907</id><published>2011-10-04T02:25:00.000+03:00</published><updated>2011-10-14T21:20:18.632+03:00</updated><title type='text'>Merhametlidir yağmur</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-zarl-AHvB6M/TopE4sTYnCI/AAAAAAAAA_k/anZoh1-GCbk/s1600/yarin-bekleyebilir-onkapak.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-zarl-AHvB6M/TopE4sTYnCI/AAAAAAAAA_k/anZoh1-GCbk/s320/yarin-bekleyebilir-onkapak.jpg" width="192" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kelimeninkökeninde yara var. Bu yarayı sağaltmak için konuşuyor, yazıyor ve okuyoruzbelki de; kelimelere ihtiyaç duyuyoruz varolabilmek, Dünyada kalabilmek için.Kimi zaman da, kelimeler oluyor bizi yaralayan. Bazen birkaç cümle, hastakılmaya yetiyor zamanı. Herşey soluyor, yenik düşüyoruz; ta ki, başka kelimelerinimdadımıza yetişmesine dek: “Herkesin ama herkesin/İnce örülü bir kaderi vegiydiği kazaklara/Bile sinmiş bir kederi var!” (Hamle Sırası)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;HüseyinAtlansoy’un, geçtiğimiz günlerde yayımlanan son kitabı “Yarın Bekleyebilir”den bahsetmekiçin böyle bir girişe ihtiyaç duydum. Çünkü, Atlansoy şiiri, orijinde yeralan o‘yara’dan bahseden, oradan el alan; çocukluktan, geçmiş zamandan, hatta suylakarışan topraktan, yani çamurdan seslenen bir şiir. Bir “intihar ilacı”, bir“balkon çıkmazı”… İçeride yapamayanların, her şartta sözünü tutanların,kaybetse de hep ‘zenci’ kalanların şiiri: “Ben hep aynı kızı sevdim/Kaburgakemiklerimdedir derin izi/Öyle bir aynadır ki yüzlerimiz/Hiç kimse göremezkendini//Birinci gurbeti sevdim hep ben/O büyük ayrılışın şiddetini/Birincisitopraktı/İkincisi suyun inceliği” (Birinci Yeni İkinci Eski)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İlkkitabı “İntihar İlacı”ndan bu yana, içedönük, kederli, alaycı ve dağınık amamatematiksel kurgulu şiiriyle kendine has bir dil oluşturan Atlansoy; şiiri,modern yaşamın içerisinde bireyin açmazlarını işaret eden/sabitleyen bir yololarak görür. İnsanın varoluşsal çıkmazını önemser, zaman zaman aşka sığınır.Her seferinde kaybeder; gene dener, gene yenilir. Çünkü, ilk baştankaramsardır; kaybedeceğini bilir: “Belki bir kızımız daha olacak elbet yinekederden”. Son kitabın en sıkı şiirlerinden birinde artık ‘yeryüzünü terkeder’:“Bak! bu gökyüzü aralığı/Terkedilmiş kadınların turna seslerini beklemelerinikaldırmaz/Kaldırmaz benim yüreğim senin en meryem sesinden/Göklere çarmıhsızyükselen kelimeni/Çünkü seni ben/En mahrem yerinden öptüm yani kalbinden/Veterkediyorum alıyorum kendimi yeryüzünden” (Yüzümdeki Eşik) &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şairile ilgili bir yazısında Mehmet Solak, “Balkon Çıkmazında Efendilik Tarihi”nedeğinirken şunları söyler: “İntihar İlacı’ndan vazgeçmiş, yani içerideyapamayıp dışarı çıkmış lâkin dışarıda o mutantan ve çıkıntı balkonla yüzyüzekalmış bir şairin delikanlıca konuşmaları.” Bu tanım, hemen hemen tüm HüseyinAtlansoy şiiri için de geçerlidir. Kırgın, naif bir dile yaslansa da cesaretiniyitirmez. Güç kazandığı sabitleri asla değişmez: “Hepten fransız kalmışlarayükselir bir Ali/Dağıtıverir içimizin kabaran öfkesini/Gülümseyişimiz küçülüyormu evet belki/Kocaman ancak gözlerimiz simsiyah iri//Şehir düşse de düşmeziçimizdeki Ali/Boş veririz… geçeriz azizim muavinleri” (Şehir Düşerse BirdenAli) Ölüm ya da ‘tüccar terzi Azrail’ hep yanı başındadır şairin; şair, yenidenyeniden ölür, “ölüş biçimleri” geliştirir. Bir şiirin bitişi bile, ancak ölümebenzerliğiyle açıklanabilir: “Ölüyorum ya her şiir bitiminde/Sizin gelmenizeçok sevindim//Şimdi ben kanatlarımı toplarken/Yeni gelmiş gibiuçmaktan/Bakışımı da toplayacağım/Akbabalar yorulacak leşliklerini kusmaktan”(Arjantin) Dünyaya çarptıkça yara alan, yaralarını dile döken, ölümünserinliğini özleyen birisidir şair; afili ama yalnız, ‘yoksul ama gururlu’:“Öyle bir dans etmişim ki yaşarken/Hâlâ başı dönüyor dünyanın.” (Vertigo) İlkkitabı, İntihar İlacı’nın yazılışı ve yayımlanması ile ilgili bir yazısında,şiire başlamasını, “İlk hamlem, sol kollu bir boksörün ya da solak birfutbolcunun oynadığı oyundan ya da yaptığı hareketten keyif almasınabenziyordu.” diye açıklayan Atlansoy, tüm şiiri boyunca bu rolü hiç bırakmaz,geliştirirek sürdürür: “Galiba sevimli bir öğrenci idim. Mahcup. Ve matematikderslerine özellikle geometriye eğilimli. Ancak bir yandan da sanatçılar hayaldünyama sezgilerimin yelkenlerini diri nefesleriyle şişirerek konukoluyorlardı. (…) Lise yılları geldi sonra. Hep bir kitap fikri, zihnimdedalgalanıyor kızlar ise rüyâlarıma ve hayatıma kaburga kemiğim gibi girmeyebaşlıyordu. Uçarı ve ıslık çalarak geçirdiğim günlerdi.” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“YarınBekleyebilir”, bu uçarı ve ıslık çalınarak geçirilen gençlik günlerinden hiç deuzaklaşmamış bir şairin, Dünya ve ‘büyük hayat’ üzerine dilegelen yenikelimelerini bir araya getiriyor. Yağmurun merhametine inanan bir çılgınsoyluluk, haşarı bir azizlik belki de, ilgilisine: “Son dizelerini okudunuzşiirin/Ben Hüseyin Atlansoy nisan altmışiki/Haydi… Allahaısmarladık/Kalbinizebir kez olsun bakın sizin mi”&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Book Antiqua', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kitap Zamanı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-8893504531860432907?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/8893504531860432907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=8893504531860432907&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8893504531860432907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8893504531860432907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/10/merhametlidir-yagmur.html' title='Merhametlidir yağmur'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-zarl-AHvB6M/TopE4sTYnCI/AAAAAAAAA_k/anZoh1-GCbk/s72-c/yarin-bekleyebilir-onkapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3938435590178734303</id><published>2011-10-04T02:22:00.000+03:00</published><updated>2011-10-05T02:06:31.569+03:00</updated><title type='text'>Sizin hiç kardeşiniz öldü mü?</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-V6iyI6p0QV0/TopCvE6Vn9I/AAAAAAAAA_g/kZxgnnw5SAY/s1600/368633_2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-V6iyI6p0QV0/TopCvE6Vn9I/AAAAAAAAA_g/kZxgnnw5SAY/s320/368633_2.jpg" width="216" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İlkolarak, Ayfer Tunç’un bir söyleşisinde rastlamıştım Uwe Timm’in adına. Yazarın“Morenga” isimli eserinden bahseden Tunç, onu romanın geleceğinde önemli olacakbirkaç isimden biri olarak anıyordu. Büyük savaş sonrası Alman edebiyatıiçerisinde gerek 1968 olaylarına, gerekse sömürgecilik sonrasına bakışıylakuşağı yazarlardan ayrılan Timm; bu kez de ülkesinin tarihindeki en büyüktravmanın, Nazi döneminin izlerini ailesinin ve yakın çevresinin perspektifindeaktarıyor, “Kardeşimin Gölgesinde” isimli son anlatısında.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;AyçaSabuncuoğlu’nun çevirisiyle dilimize aktarılan kitap, yazarın hayatında çokbelirgin anlamı olan bir çocukluk anısıyla başlıyor: Ağabeyin, savaştan kısabir süre izinli olarak eve dönüşü ve gizlendiği dolabın arkasından aniden çıkarakkardeşini kucaklaması: “Birkaç ay sonra, eylül sonunda, Ukrayna’da ağıryaralanan 16 yaş büyük ağabeyle ilgili tek anım bu.” Ailenin sonsuzbeklentilerle yetiştirilen en büyük erkek çocuğunu savaşta kaybedişi, İkinciDünya Savaşı sonrası Almanyası’nın toplumsal travmasıyla paralel bir şekildetelafisi imkânsız kayıplara yol açmıştır. Bir savaş gazisi olan baba, güçlü amakapalı bir kişiliğe sahip anne ve olup bitenin yaralarını üstünde taşıyanablanın üzerinde hep bu ağabeyin gölgesi dolaşmaktadır: “Yokluğuyla vevarlığıyla çocukluğum boyunca bana eşlik etti, annenin mateminde, babanınşüphelerinde, anne ile baba arasındaki imalı sözlerde. Onunla ilgili şeyleranlatılırdı, küçük, hep birbirine benzeyen durumlardı bunlar, onun cesur vedürüst olduğunu gösteren. Ondan söz edilmediğinde bile gündemdeydi, diğerölülerden daha gündemde, hikâyelerle, fotoğraflarla ve babanın beni, ‘teknekazıntısı’nı, göz önüne alarak yaptığı kıyaslamalarda.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Özellikleannesini kaybettikten sonra, ağabeyi hakkında yazmayı sıklıkla düşündüğünüsöyleyen Timm; bu güçlüğü atlatmak için ağabeyinin cepheden gönderdiğimektupları, günlüğü ve dönemle ilgili belgeleri de kitabın metnine dahil ederekdöneme zengin ve yakın bir tanıklık sağlıyor. Ancak, kesinlikle metni asıldeğerli kılan özellik, samimi, öznel bir anlatıma dayanıyor oluşu. Yer yersilik anılarla, fotoğraflarla, rüyâlarla yeniden canlandırılan bu deneyim;anlatının hiçbir noktasında yaşanılanları aklama çabasına girişmeden, sert birsorgulamaya dönüşüyor. Henüz 18 yaşında, 1.85 boyunda, sarışın, mavi gözlü;yani tam anlamıyla istenilen bir SS askeri olan ağabey, her ne kadar mektup vegünlüklerinde savaşın vahşetinin tasvirine girişmemiş olsa da; küçük kardeşTimm, canalıcı noktaları bulup üzerinde ısrarla durmaktan çekinmiyor. Ağabeyingünlüğünün 21 Mart 1943 tarihli notunda geçen, “75 m. mesafede İvan sigaraiçiyor, benim MG için kolay lokma.” cümlesi yazarı derin bir sorgulamayagötürüyor: “’Benim MG için kolay lokma’: bir Rus askeri, belki onun yaşında. Azönce sigarasını yakmış genç bir adam. İlk nefes, nefesi dışarı vermek, yanansigaradan yükselen dumanın tadına varmak, bir sonraki nefesten önce. Neyidüşünmüştür? Yakında gelip nöbeti devralacak arkadaşını mı? Çayı, ekmeği, kızarkadaşını, annesini, babasını mı? Islaklıktan yapış yapış olmuş bu arazide teltel dağılan bir duman bulutçuğu, kar kalıntıları, karların erimesiyle oluşan susipere dolmuş, otlakların zarif yeşili. Neyi düşünmüştür, Rus İvan, o anda? ‘BenimMG için kolay lokma’.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Nazidöneminin, en üstün ve güçlü ırk ideolojisi savaşın bitişi ve ülkenin kesinmağlubiyetiyle birlikte, tek tek bireylerde de travmatik bir altüst oluşa sebepolmuştur. Bunun en keskin örneklerinden biri olan yazarın babası, kendi kendinemaddi başarıya ulaşmış, savaşın sebeplerini ve haklılığını asla sorgulamamış, tipikbir başarı öyküsü; ta ki, belki de dünyada en değer verdiği varlığı, oğlunusavaş yüzünden yitirene kadar: “Karl-Heinz, büyük oğlan, neden ille de o? Vesonra susardı; yaşadığı kaybı ve ağabeyin yerine kimi özlemeyi tercih edeceğinidüşündüğü yüzünden okunurdu. Ağabey; yalan söylemeyen, hep dürüst olan,ağlamayan, cesur olan, itaat eden oğlan oydu. Örnek çocuk.” Anlatı boyunca anneve abla ise, her ne kadar babaya itaat eder görünseler de, ona kıyasla dahagüçlü figürler olarak betimleniyor. Arka arkaya iki nişanlısını da savaştakaybeden, kendisine ticari amaçlarla yaklaşan birine aşık olan ve ömrühastalıklarla ve sevgisizlikle geçen abla metnin en çarpıcı figürlerinden birtanesi: “Hayatta şansı olmayanlardan biriyim, derdi. Bunu mesele yapmaz, dahaçok kısa ve öz belirtirdi bu ‘hayatta şansı olmamayı’.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 18px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 18px;"&gt;Kitabınyazım süreci içerisinde gözleriyle ilgili bir rahatsızlık geçiren Uwe Timm;halkının, özellikle soykırım konusunda savaş boyunca sürdürdüğü ‘görmekistememe’ seçimini de sertçe yargılamaktan çekinmiyor: “Ağlıyorum, bütünbastırılmış gözyaşlarımı telafi etmem gerekiyormuş gibi, annenin, babanın,ağabeyin bilebilecekleri, bilmeleri gereken şeyi bilmemeleri, bilmekistememeleri yüzünden. (…) Bilmediler, çünkü görmek istemediler, çünkü görmemekiçin başlarını çevirdiler.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 18px;"&gt;Kitap Zamanı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; line-height: 18px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3938435590178734303?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3938435590178734303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3938435590178734303&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3938435590178734303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3938435590178734303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/10/uwe-timm.html' title='Sizin hiç kardeşiniz öldü mü?'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-V6iyI6p0QV0/TopCvE6Vn9I/AAAAAAAAA_g/kZxgnnw5SAY/s72-c/368633_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-2525414083768677896</id><published>2011-09-22T21:47:00.000+03:00</published><updated>2011-09-22T21:51:37.277+03:00</updated><title type='text'>Her şeyin sonundayım.</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; line-height: 20px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-bottom: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Tezer Özlü (27 Temmuz 1984)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“…Hemen hemen hiçbir ülkede böylesi duygulara düşmemiştim. Bunun da bir yararı olacak sanırım. KOPUKLUK. YAŞAMDAN, İNSANLARDAN, GEÇMİŞTEN KOPUKLUK. &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Gelecekle de hiçbir ilgisizlik&lt;/i&gt;.&lt;/span&gt; Nerede olacağımı, hangi kentte oturacağımı, nereye gideceğimi hiç bilmiyorum. &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Şimdi burada durgunluktayım.&lt;/b&gt; Mutsuz değilim. Mutlu olmak ya da mutsuz olmak, bilmiyorum…&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;” (sy.66)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ferit Edgü (25 Ekim 1984)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“…Öyle anlar oluyor ki yazmaktan utanıyorum.&lt;br /&gt;Yazmadığımda ise (iki yıl sürdürmeyi başardım) iç-denge diye adlandırdığım, o kafamda mı, yüreğimde mi olduğunu bilmediğim bir denge bozuluyor ve çevreme karşı kırıcı hatta saldırgan oluyorum.&lt;br /&gt;Bunu da hiç sevmiyorum.&lt;br /&gt;Yazdığımda, bu, bir ölçüde geçiyor.&lt;br /&gt;Belki, yazarken, kendimi kırdığım ve kendime saldırdığım için…” (sy.82)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Tezer Özlü (1 Kasım 1984)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“…&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;Bir çocuğun ne denli duygusal olduğunu anımsıyor musun?&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mutlak anımsıyorsun. İhtiyarlık denen bir olguya inanmıyorum, &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;i&gt;çünkü gençliğe de inanmıyorum.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt; Çocukken de, genç iken de ihtiyarı içinde taşıyorsun, yaşlanırken de çocuğu. Ancak yaşlandıkça duygusallaşma biçim değiştiriyor. Gençlik duygusallığı öfke, beklenti, başkaldırma, cesaret gibi duygularla iç içe, ama yaşlandıkça duygusallığa acımsı tatlar karışıyor, buruk. Sanıyorum, algıladığım kadarıyla sözünü ettiğin duygusallık, bu buruk, acılı duygusallık…” (sy. 84)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-2525414083768677896?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/2525414083768677896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=2525414083768677896&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2525414083768677896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2525414083768677896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/09/her-seyin-sonundaym.html' title='Her şeyin sonundayım.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-8417854868270016668</id><published>2011-09-13T21:56:00.002+03:00</published><updated>2011-10-15T16:12:31.813+03:00</updated><title type='text'>"Kim dua eder bir arap şairi ölünce?"</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-bycyQDOE5Ow/Tm_F-7IWV2I/AAAAAAAAA_E/hsWGP7tj6kE/s1600/9789753558495.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-bycyQDOE5Ow/Tm_F-7IWV2I/AAAAAAAAA_E/hsWGP7tj6kE/s320/9789753558495.jpg" width="196" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Aylardır,gözümüz kulağımız aralıksız El-Cezire’ye kilitli, bölgeden gelecek yenihaberlere odaklanmış halde yaşamaya alıştık, bir süredir. Olayların fitiliniateşleyen Tunus’ta; artan işsizlik, enflasyon, ifade özgürlüğü önündekikısıtlamalar ve gittikçe yozlaşan idare karşısında başlayan ayaklanmalar, kısasürede başta gençler olmak üzere tüm halkı sokaklara dökerken; “YaseminDevrimi”, çok kısa bir sürede sonuç verecek ve 23 yıldır ülke idaresini tekbaşına elinde tutan Zeynel Abidin Bin Ali’nin ülke dışına kaçmasıylasonuçlanacaktı. Tunus’ta başlayan bu devrimci ayaklanma hızla Kuzey Afrika veOrta Doğu ülkelerindeki yıllanmış diktatörlüklere yönelik genel bir protestohareketine dönüşürken; özellikle üniversite okumuş ve genç nüfusun fazla olduğuülkeler “Yasemin Devrimi”nden aldıkları güçle kendi ülkelerinde de benzer birsonuca ulaşabileceklerini hayal edebilmeyi başardılar. Cezayir, Lübnan, Libya,Ürdün, Suriye, Filistin ve Mısır’da olaylar ardı ardına gelişirken, benzerayaklanmalarla karşı karşıya kalacaktık. Artık evrensel bir başkaldırmasimgesine dönüşen Tahrir Meydanı ve bu meydanda günlerce süren direniş,hepimize yeni bir dünyanın mümkün olabileceği umudunu aşılıyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Suriye’de,Filistin’de hâlâ sıcağı sıcağına süren olaylar, uzakta da olsak, en yakınındanhissettiğimiz acının, endişenin bir dili, şiiri, şarkısı vardı her zaman. KadimArap kültürünün, edebiyatının eski-yeni tüm yapıtları, halkla birlikte halkındilinde coşkuyla dile geliyordu yeniden; dirilişi muştuluyordu: “Hüzüngemisindeki yolcularız biz/Şefimiz lejyoner/Şeyhimiz korsan/Kafeslere tıkılmışsıçanlarız/Bizi kabul edecek liman yok/Bizi kabul edecek meyhane yok/Bizi kabuledecek kadın yok/Taşıdığımız belgelerin hepsini/ Hazırlayan şeytan/Yazdığımızkitapların hiçbirinden/Hoşlanmıyor sultan.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yirminciyüzyıl modern Arap şiirinin en önemli isimlerinden, Suriyeli Nizar Kabbânî’ninArap coğrafyasında gerçekleşecek olayları öngören ve umut eden şiirinin, özelliklebugünlerde yeniden yeniden okunması için güzel bir fırsat olarak geçtiğimiz ay,şairin daha önce ayrı halde basılmış iki kitabı bir arada yayımlandı: “GazabaUğramış Şiirler ve Diğerleri”. İbrahim Demirci ve Turan Koç’un yetkinçevirileriyle bir araya getirilen kitapta, Kabbânî’nin şiirine ve yaşamınaaçıklık getirecek üç denemeye de yer verilmiş.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;1923Şam doğumlu şairin yazgısı, hemen hemen tüm Arap yazar-şairleri gibi, henüzerken yıllarda Orta Doğu’nun yazgısıyla birleşmiş; ünü ve şiirleri bütün Arapcoğrafyasında yayılmıştır. Hukuk Fakültesi’nden mezun oluşunun ardından,Suriye, Mısır, Türkiye, İngiltere, Lübnan gibi ülkelerde çeşitli diplomatikgörevlerde çalışan Kabbânî; şiire gereken zamanı ayırabilmek arzusuyla 1966yılında görevinden emekliye ayrılır. İlk eşinden olan oğlu Tevfik’i Kahire’de,henüz öğrenciyken; ikinci eşi Belkıs’ı ise Beyrut’ta, çalıştığı Irakbüyükelçiliğine düzenlenen bir saldırıda kaybeden şairin yazgısı onu gönüllüsürgün bir hayata mahkûm eder. Eşinin kaybından sonra Beyrut’u terk ederek öncebir süre Cenevre ve Paris’e, daha sonra da 1998’deki ölümüne dek yaşayacağıLondra’ya yerleşir. Bu süreç içerisinde yazma mücadelesini aralıksız sürdürenNizar Kabbânî, yazılarını ve şiirlerini düzenli olarak al-Hayat gazetesinde yayımlamayadevam eder.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şiiryazmaya 1939 yılında başlayan şair, daha ilk kitabı “Kâlet Li es-Semrâ” (SemraBana Dedi ki, 1944) ile muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekmiş; şiirinin şekilve içerik açısından geleneksel Arap şiirinden bir sapma olduğu değerlendirmesiyapılmıştır. Kitaba, “Nizar Kabbânî ve Şiiri” başlıklı bir giriş yazısı yazanTuran Koç’un betimlemesiyle: “Tüm bu rahatsızlık ve karşı çıkışlara rağmen,Nizar Kabbânî Arap halkının bilinç ve duygularını korku, yılgınlık ve içinedüştüğü ikilemden kurtarmaya çalıştığını ileri sürerek, ilk dönem şiirlerindeeski belâgat putlarını yıkmaya çalışır; uçarı ve erotik tarzda şiirler yazar.O, kuşağının duygusal sorunlarını açık seçik bir biçimde kağıda dökmektençekinmemiştir. Öyle ki, bazıları onun şiirinde ‘tarihin girdaplarında vetaklitçilikte hapsolup kalmış’ Arap gençliği için bir çıkış yolu görmüşlerdir.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şairinyazgısında –ve tabii, şiire yaklaşımında- bir dönüm noktası olarak 5 Haziran1967 tarihi de belirleyici bir öneme sahiptir. Kayıtlara, “Altı Gün Savaşı”olarak geçen Arap- İsrail çatışması, İsrail’in kesin üstünlüğü ile sona ermiş;savaşın sonunda Mısır'dan Sina Yarımadası'nı, Suriye'den Golan Tepeleri'ni veFilistin'in Gazze Şeridi ile Batı Şeria topraklarını alan İsrail topraklarınıdört katına çıkarmıştır. Kabbânî, “Siyasal Şiir ve Ben” isimli denemesinde bugünleri şöyle anlatır: “İşte burada itiraf ediyorum: Ben, açmaza düşençocukların başında gelmekteyim. 5 Haziran 1967 bozgunundan beri, gece gündüzoturmakta olduğum Sevgi Kafeteryası’nı terk ettim. Hakî giysileri giyindim vecepheye giden ilk askeri arabaya bindim.” Bir şekilde kendisini siyasal şiirleryazma, mücadeleye katılma mecburiyetinde duyan şairin artık yazısı/yazgısı da hızladeğişecektir. “Gömleğinde silah saklayan Zeynep”in şairidir artık Nizar Kabbânî:“Şimdi tanıyor musunuz Kontrolistan devletini/Ki onun yazarı da besteciside/yapımcısı da şeytan/Bu acayip devleti tanıyor musunuz/Orada kişinin tuvaletegitmesi karara muhtaç/Güneşin doğması karara muhtaç/Horozun ötmesi kararamuhtaç/Çiftlerin çocuk doğurma isteği/Karara muhtaç/Karar çıkmamışsaeğer/Sevgilinin saçının rüzgârda uçuşmasını/ Engeller polis.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kendisini,“Ben şiiri dilencilik basamağından gurur basamağına çıkardım,” diye tanımlayanşairin asıl gayesi, Arap halkının mücadele azmini yeniden ortaya çıkartmak, onudiriltmek, sahip olduğu gücü kendisine hatırlatmaktır. Sanatı, şiiri bir silahadönüştürmek değil; yalnızca, insanca yaşamanın, adil bir dünyanın kuruluşununmümkün olduğunu tüm insanlığa hatırlatabilmektir: “Yazıyorum/Buğday başaklarıokusun diye beni/Ağaçlar okusun diye beni//Yazıyorum kurtarmak için sevdiğimi/Şiirsiz şehirlerden/Keyifsiz, gönençsiz, sevgisiz şehirlerden.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kitap Zamanı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-8417854868270016668?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/8417854868270016668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=8417854868270016668&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8417854868270016668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8417854868270016668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/09/kim-dua-eder-bir-arap-sairi-olunce.html' title='&quot;Kim dua eder bir arap şairi ölünce?&quot;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-bycyQDOE5Ow/Tm_F-7IWV2I/AAAAAAAAA_E/hsWGP7tj6kE/s72-c/9789753558495.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-9839751063651901</id><published>2011-08-26T21:27:00.000+03:00</published><updated>2011-08-26T21:27:07.182+03:00</updated><title type='text'>Nico.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/mJhA-biaF2Q" width="480"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-9839751063651901?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/9839751063651901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=9839751063651901&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/9839751063651901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/9839751063651901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/08/nico.html' title='Nico.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/mJhA-biaF2Q/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-1553877290994626066</id><published>2011-08-26T17:32:00.000+03:00</published><updated>2011-08-26T17:32:44.600+03:00</updated><title type='text'>'Böyle geldi, böyle geçti hayat'</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“Rüyâ,ne zaman gelecek? Aklıma mı gelecek?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;Rüyâmda,ner’deyim ben?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;(Evdemi, Ana?)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;Hâtıralar,rüyâdan rüyâya, taşınıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;Rüyâlarsa,insandan insana.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;Benşimdi sendeyim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;Atıyorumyüreğinde.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: white; font-size: 15px; line-height: 21px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şaire vedâ, çok güç geliyor. Şimdi, "rüyâ gibi her hâtıra"... Evet, Seyhan Erözçelik'i kaybettik! "Yeis ile Tabanca"nın şairini, taşların dilinden anlayan nadir insanlardan birini ve tabii, Haşim Çatış'ın, Mustafa Irgat'ın, Nilgün Marmara'nın arkadaşını, kaybettik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Onu şu an anımsarken, asla yalnız başına düşünmediğimi fark ediyorum. Erözçelik, bir kuşağın, en azından bizim için hep gıptayla baktığımız bir kuşağın, en önemli isimlerinden biriydi. İster, '80 sonrası kuşak denilsin, ister şiire hakkını teslim etme çabasındaki şairler densin, Seyhan Erözçelik, "Sombahar" olduğu gibi, tabii ki "Şiir Atı"ydı da hepimiz için. Şiir yazma çabasındaki her birimize, hayattaki, yakınımızdaki pusulaydı: "Bir zamanlar –bir zamanlar dediysem, / çok eski de değil: Birkaç ay önce-/gül alırdık. Biz. Hepimiz./ Her şey için, yerli yersiz/gül alırdık bir zamanlar. / Biz. Hepimiz.// Gülleri de eskittik./.../Hiçbir şey eskisi gibi olamaz ki artık!/ Artık biz, Üsküdar'a da geçmez olduk.// Oysaki, insanların birbirine ihtiyacı var./ Yoksa niye toplu halde yaşasınlar."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Seyhan Erözçelik şiiri dendiği zaman, sanırım akla ilk olarak hâtıralara bağlılığı gelecektir. Henüz ilk kitabı, "Yeis ile Tabanca", 'Hâtıralar Dükkânı' isimli bir bölümle açılır. Yayımlanan son şiir kitabı, "Pentimento"nun sanırım en güçlü şiirlerinden biri –ve son yaptığımız söyleşide söz ettiği gibi kitabın 'kod adı'- "Maarif"te de yine eski günlere döner; Maarif Koleji'ndeki henüz iki yeniyetmenin büyüyüp serpilmelerini, yaşadıklarını, dönemin atmosferi içinde can yakıcı bir şekilde betimler: "Böyle geldi, böyle geçti hayat."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Oysa, bu konuyu kendisine sorduğumda tavrı ve cevabı çok netti: "Aslında, ben hatıralara bağlı değilim. Nostalji duygusuyla yaşayan bir insan olduğum da söylenemez. Ama memleketimizde bütün yaşananları gördükten sonra, elli yıllık hayatımda, nelerse onlar, birçok şeyin unutulduğunu üzülerek görüyorum. Unutmaya ayarlıyız sanki. Halbuki dünya hatırlayarak, unutmayarak, ders alarak ilerler. Ben de hatırlatıyorum. Çünkü hatırlıyorum: Il mio amarcord. İtalyancanın yerel dillerinden birinden, "hatırlıyordum." Fellini'nin filmi bunu çok iyi anlatır. "Savaş kapıdadır." Bu yüzden Seyhan Erözçelik, hatırlayarak ve hatırlatarak, kaybettiğimiz çocukluğumuzu bize yeniden yaşatarak kurdu şiirini. Sözcüklerin sırrına erişmeye çalışan bir simyacı gibi, her bir harfin –hatta Dil'in- hakkını arayarak/savunarak bir mûcizeyi gerçekleştirmeye çabaladı; mûcizenin imkânsızlığının her daim bilincinde kalarak...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Kaybetmek, kaybolmak değildir, dedi, üzülme. Yine de bir gün hepimiz kaybolacağız. Mechûle mi, malûma mı, onu sen bileceksin." Henüz tanıştığımız ilk gün, bana sıkı sıkı sarılıp, "Aramıza hoş geldin şair." deyişini; "Ama, bu iyi bir şey mi, değil mi, bilemiyorum." diye gülümsemesini; gençlik albümlerinden, kendisinin ve Nilgün Marmara'nın fotoğraflarını gösterişini; o günlerde yayıma hazırlanan dosyamın adının değişmesi konusunda inatlaşmamızı, hiç unutmayacağım!... Bu yüzden, hoşça kal diyemiyorum size, bunu istemiyorum. Biz hâlâ, "Umutsuzlar Merdiveni"ndeyiz Seyhan abi, sizi bekliyoruz:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Vardık,&lt;br /&gt;bitti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yerden aşağı.&lt;br /&gt;Göğden yukarı."&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1172818&amp;amp;title=boyle-geldi-boyle-gecti-hayat#.TlWGc260MNw.facebook"&gt;Zaman&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-1553877290994626066?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/1553877290994626066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=1553877290994626066&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1553877290994626066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1553877290994626066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/08/boyle-geldi-boyle-gecti-hayat.html' title='&apos;Böyle geldi, böyle geçti hayat&apos;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-8435718730666482073</id><published>2011-08-22T04:29:00.000+03:00</published><updated>2011-08-22T04:29:45.987+03:00</updated><title type='text'>memento mori</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ufuksuz bir suya yaslanmış&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ölümü anımsatan içbükey aynalarda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;kendi sesimizi seyrediyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;aynı ağacın irkiltici kırmızısı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;arınmayı güçlendiriyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bir de mum dökün kasıklarınıza&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;karıncalar çiftleşirken.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;nesneleri düşünün:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;zil&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ejder&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;piyano&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ses&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;obua&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: large;"&gt;"iyi geceler diliyorum"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;nova&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;noli me tangere&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;- isanın ağzından&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ve üç kez&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;im ( renmek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;acı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;mutluluk &amp;nbsp;( &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;senin olacak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[2001]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-8435718730666482073?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/8435718730666482073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=8435718730666482073&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8435718730666482073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8435718730666482073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/08/memento-mori.html' title='memento mori'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-38737792220051600</id><published>2011-08-12T03:02:00.000+03:00</published><updated>2011-08-12T03:02:58.756+03:00</updated><title type='text'>sarı defterden.</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kayboldum burada da.. Sonunda. &lt;i&gt;İki büyük ağacın birbirine doğru eğilişi.&lt;/i&gt; &lt;b&gt;Şimdi şiir&lt;/b&gt;. Yabansı. Uzak. Sonu patlamalarla biten bir çıkışma.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bedenin yazgısı ya da intikamı: Özleyen, bedendir. Kokudur, bakıştır, &lt;i&gt;titremedir&lt;/i&gt;. Özlemeyi bedene hapsederek, böylece telafisi mümkün bir şeye dönüştürerek, ondan kurtulmak. Çünkü, beden hatırlar. Bir sesi hatırlamak gibi. Kokuyu. Rengi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;(Çok tuhaf, O'nu hatırlamıyorum. Yok gibi. Hiç olmamış. Rüyâdan kurtarılmış bir an, geçici bir delilik. Delilikteki güzellik. Titreyerek kurtuldum ondan, onun varlığından. Bir kelebek ve kapalı. Bir kelebek ve kapalı. Kelebek, ancak kapalı. Çok az vaktim var. Umutluyum. Evet, çok az vaktim var ve umutluyum. Şarkı bitiyor.. Kemâl gidiyor.. Kelebek kapanıyor.&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Kapalı ve öyle güzel. Gülümsüyorum.)&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;...&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Çocukları susturun, susturun çocukları. Gülümsüyorum size.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Göl, sessiz. Çok sessiz. &lt;i&gt;Çok sessiz&lt;/i&gt;. Yürüyerek karşı kıyıya geçebileceğime ikna etmeye çalışıyor beni. Ağaçlar sıklıkla sarı burada, yeşil. Masamda bir silgi var. Büyükçe bir silgi.. Şimdi, Dünyanın geri kalanını bu silgiyle sileceğim. &lt;i&gt;Ben melânkolik değilim. Sevmek bu kadar zor olmamalı. &lt;b&gt;Bir insanı sevmek bu kadar zor olmamalı&lt;/b&gt;. Zorlaştırılmamalı.&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gölde yüzen ördekler..&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ağaçlar hızla sararıyor. Oysa zamanımız yok.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sanırım şu an varlığımı ağlatıyorum. Çünkü kendisini terkettim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-38737792220051600?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/38737792220051600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=38737792220051600&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/38737792220051600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/38737792220051600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/08/sar-defterden.html' title='sarı defterden.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-6169611103927439689</id><published>2011-08-08T02:01:00.000+03:00</published><updated>2011-08-08T02:01:29.297+03:00</updated><title type='text'>hüznün, gözyaşlarının şarkısı</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: #f7f3f7; font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“1915 yılının 24 Nisan gecesi, aralarında Osmanlı Mebusu hukukçu ve yazar Krikor Zohrab, şairler Tanyel Varujan ve Siamanto, şair ve doktor Rupen Sevag, gazeteci Rupen Zartaryan, şair Armen Dorian, romancı Yeruhan, gazeteci Levon Larents ve Hovhannes Tılkatintsi gibi dönemin ünlü isimlerinin de yer aldığı 100 civarında Ermeni aydını tutuklanarak Eskişehir, Çankırı ve Ayaş’a sürgüne yollanır. (…) Der Zor çöllerine kadar susuzluk ve açlık içinde; çetecilerin katliamı ve salgın hastalıklarla sürecek olan ölüm yürüyüşünün sağ kalan tanıklarından biri, söz konusu aydınlarla karşılaşmasını şöyle anlatacaktır: ‘Bizi Eskişehir’de bir hana doldurmuşlardı. Her yer pislik, perişanlık içinde. Yan taraftaki bölmeye de, İstanbul’dan sürgün edilmiş aydınları tıktılar. Kolalı yakaları, ceketleri ve kravatları vardı; ama üst başları yırtık pırtık, parça parça, lime limeydi. Her gece yan taraftan ağlayışları ve feryatları geliyordu; zira zaptiyeler onları çok kötü dövüyordu. Birkaç gün sonra hepsini götürdüler. İşkencelerle öldürüldüklerini duyduk…’”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="background-color: #f7f3f7;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir kitap tanıtım yazısına bu kadar uzun bir alıntıyla girişimin sebebi, konunun dehşet vericiliğini şair Cem Yavuz’un ilgili yazısı, “Şair Öldüren Rejim” kadar yoğun, çarpıcı ve olaylara vâkıf bir şekilde anlatabileceğime olan güvensizliğim. Evet, 1915 yılında bu topraklarda bir kıyım yaşandı. Biz hâlâ bu travmanın gölgesinde yaşamayı sürdüren insanlar olarak, suçluluk hissi, affedilme dileği, acıların telafisinin imkânsızlığı arasında bölünmüş bir halde soluk alıp vermeyi sürdürüyoruz. O eşsiz minyatürlere benzer rubailerin şairi Ohannes Tumanyan gibi, “Var olanlar artık yaşamıyorlar/ Tanrım sıra gelsin artık bize de!” demekten başka söyleyecek çok az sözümüz var. Der Zor çöllerinde açlıktan, susuzluktan, salgın hastalıklardan, katliamlardan kıyıma uğramadıysak, orada yaşamını yitirenlerin dünyaya yeten kokusunu duyamayacak kadar da duyarsız değiliz, kalamayız. Yıllarca üstü örtülen, bizlerden çarpıtılarak saklanmaya çalışılan gerçekler bir bir açığa çıkarken; biz, kaybettiğimiz değerlere ağlamayı, onları yeniden hayata kavuşturmayı bile beceremedik yeterince. Ne dillerini öğrenip/öğretip yaşatabildik, ne kültürlerini; ne de buna izin verdik.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçtiğimiz günlerde, Yasakmeyve şiir kitapları serisinden çıkan Türkiyeli Ermeni Şairler isimli antolojiyi elime ilk aldığımda, ümitle karışık bir sevinç duydum bu yüzden. Batılı dillerde yıllardır derleme çalışmaların yanı sıra, başlı başına tek bir şair için hazırlanmış ciltlerce Ermeni edebiyatı/şiiri ile ilgili kitapların varlığına kıyasla; dilimizde, birkaç özverili istisnayı saymazsak hemen hemen boş bir kütüphaneyle karşı karşıyayız. Yüzyıllarca bu topraklarda yaşamış bir halkı, artık eskimiş ve anlamını kaybetmiş o benzetmeyle, yalnızca “mozaiğin bir parçası” olarak algılayan ve kendince değer biçen hâkim zihniyetten herhangi bir fayda umamayacağımızı çoktan öğrendik.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Oysa şair-çevirmen Erdoğan Alkan tarafından hazırlanan derlemeyi okumaya başladığımda, bir kez daha, “yüzüm utanç perdesiyle örtülü/ sessiz, başım eğik, ağzım sürgülü” kalakaldım. Çünkü kendi topraklarının kültürünü bir başka egemen dilin aracılığı ile keşfetmenin ve konuya hâkim olamayışın yarattığı tüm handikaplar bu küçücük kitapta art arda kabul edilemeyecek hatalara yol açmaktaydı. Örneğin, henüz “Ermeni Şiiri” başlıklı giriş yazısında, 17 Haziran 1971 tarihine not düşülürken, Rupen Sevag ile Baruir Sevag’ın yazgısı birbirine karışıveriyordu (bu hata, kitapta iki kez daha tekrarlanmakla birlikte; Rupen Sevag, Rouben ve Ruben’e; Baruir Sevag, Parouir’e; ünlü Ermeni kralı Ardavazt, önce Ardavatz’a, hemen ardından da Artavazd’a dönüşüyordu. Benzer tutarsızlıklar, kitap boyunca hemen hemen tüm şair adları için geçerli: Ermeni şiirini Fransız dilinden aktarma çabasının doğal bir sonucu olarak, dilimizde yer ettiği şekliyle, örneğin Krikor Naregatsi, Gregoire de Narek; Levon Şant ise Levon Chanth oluveriyordu). Bu tür aksaklıkları önemsemediğimizi veya sorumluluğu editöre yüklediğimizi varsayalım. Kitap boyunca süren, örneğin, Rupen Sevak ile Tanyel Varujan’ın katledilmesinden bahsederken yazılı kanıtları ve tanıklıkları yok sayarak ya da bilmeden “…işin aslını astarını araştırmadan Rouben Sevak’ı ve Daniel Varuyan’ı Türklerin öldürttüğünü ima etmek istiyorlar. O yılların Türk istihbaratı henüz şairlerin, sanatçıların, aydınların peşinde değildi. Yalnız Ermeni komitacıların izini sürüyor(du)” deme rahatlığını; yahut, ömrünü, ismiyle anılan Nareg manastırında geçiren Naregatsi’den bahsederken, “Annesinin ölümünün yarattığı boşluğu, kadınsızlığın yarattığı boşluğu kilise mi doldurdu?” gibi ciddiyetsiz analizleri nereye koyacağımızı bilemiyorum. Şiirlerin Türkçeye aktarılışındaki yetersizliği anlamak için, rahatlıkla bulunabilecek İngilizce veya Fransızca çevirileriyle yapılacak basit bir kıyaslamayı ise bu yazının sınırlarını çok aştığı için okura bırakmak zorundayım, ne yazık ki: “Nice suçlar işledik, günahlar, mümkün müdür/ Tekini, bir tekini yazıya dökebilmem?”&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=7111"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-6169611103927439689?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/6169611103927439689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=6169611103927439689&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6169611103927439689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6169611103927439689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/08/huznun-gozyaslarnn-sarks.html' title='hüznün, gözyaşlarının şarkısı'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5288550322340957733</id><published>2011-07-24T11:55:00.004+03:00</published><updated>2011-07-24T20:44:48.173+03:00</updated><title type='text'>terkedilmiş güzellik</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;sonnefesini içime çektim o çiçeğin, yaşamayı sürdürdüm.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yaşamayısürdürdüm, kim aksini söylerse itiraz etmem, susmayı öğrendim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;susmayıöğrendim artık doğrularınız karşısında. doğrularınız ölümcül.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;doğrularınızölümcül, doğrularınızı yoksaydım, yaşamı sevmedim hiç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yaşamısevmedim sizinle, bu Dünyayı sevmedim, çocuklarınıza merhamet etmedim hiç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;merhametetmedim, başkaldırdım, durmadan yalanlar biçtim. değmedi size hiç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;değmedisize, kanatlarımı gizleyip aranıza indim, aranızda duramadım hiç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;aranızdaduramadım. o meleğe sevdiremedim kendimi hiç. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;gözkapaklarımıyaktım, bileklerime ellemedim hiç. korkup kaçtım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;korkupkaçtım, korktuğum kaçtığım ne varsa başıma geldi, başıma yıkıldı Dünya hiç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;hiç. hiçüzülmedi, hiç üzülmedi, hiç üzülmedi, hiç üzülmedi, hiç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ayaklandırdımtüm sesleri, kokuları. uykuları erteledim. incittim çiçekleri.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;incittimçiçekleri, size geldim. sizin kollarınızda zehri bulmaya, zehrolmaya hiç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;kokularlabarışmaya, çünkü beni sevmedi o melek diye ağlayarak kapanmaya toprağa.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;toprağa, ağaçlara karışmaya, sularda balıklarla bir olmaya. olmaya değmedi hiç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;değmedihiç. sevgi sözleri, yakarmalar, gözyaşları, gözyaşlarının tuzu hiç.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;sonnefesini içime çektim o çiçeğin, ölmeyi sürdürdüm. hiç.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt;(bu şiir üslup dışıdır. yazılmak zorunda kalınmıştır.)&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5288550322340957733?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5288550322340957733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5288550322340957733&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5288550322340957733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5288550322340957733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/07/terkedilmis-guzellik.html' title='terkedilmiş güzellik'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7976061282567333384</id><published>2011-07-21T13:58:00.001+03:00</published><updated>2011-07-21T13:59:05.553+03:00</updated><title type='text'>Before sunrise</title><content type='html'>&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; line-height: 14px;"&gt;‎&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;"...bazen ama bir insanla birşey olur&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;kısa süren birşey,&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;iki geyiğin havada sıçrayıp öpüşmesi gibi&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;bazı insanlarla yıllarca görüşsen de&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;bir şey olmaz.."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 14px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Lâle Müldür&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7976061282567333384?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7976061282567333384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7976061282567333384&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7976061282567333384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7976061282567333384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/07/before-sunrise.html' title='Before sunrise'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-557298257203959622</id><published>2011-07-20T20:29:00.001+03:00</published><updated>2011-10-14T21:23:07.791+03:00</updated><title type='text'>şarkısız</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Book Antiqua', serif; font-size: 19px;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 19px;"&gt; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; font-style: italic;"&gt;“sankiher bir &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;şarkıyı&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: right;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: 10pt;"&gt;içimdeonun için biriktirmişim.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;hakan için.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;(bengidiyorum ey herkes!..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;çiçeklerisınadım, kaybettim. son kereydi bu,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;son ağırrüyâ.. uyandım, bitti!..)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: 16pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;birdelilik yaşandı bu gemide, harfleri&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;denizdenuzak, tayfaları sessizdi. yukarıda&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;tanrı,yerde toprak yoktu!.. gölgesizdik, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;iyiydikbiz.. suların cinnetine alışkındı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bedenlerimiz.sadece başımız dönüyordu, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;çok. amaşikayet etmedik, iyiydik işte!.. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;(göğsümedoğan acıyı unuttum ben ilk, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;böylelikle)aramızda o sözcüğü ısıtmaya &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;sözvermiştik, ete bıçak gibi &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;saplanıpkalan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;o taşa, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;olmadı!..&lt;/i&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bir &lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;ışık&lt;/i&gt; incitti beni!.. kokusuyla&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;gömleğimilekeledi. göğü bölüştük, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;iklimlerdeğişti bir gecede. ama iyiydik biz,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;böyle. (şikayetiolan kuşlara söylesin!) kalbimi iyileştirdi &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;alacakaranlıkbir mektup kesiğiyle..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bu gemiyiyüzdürdük günlerce, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Dünyanınçevresinde.. yetmez mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;(nediyebilirim?..)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;olmadı!..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;sözcükler insan acısından &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yapılmamıştır, belki de.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span style="font-size: 16pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;(ben gidiyorumartık ey herkes!.. gidiyorum şarkısı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;z&lt;/i&gt;,&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; &lt;/i&gt;söyleyin &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;i style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;o’na&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;!..çiçeklerden göğü &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;olan birrüyâda uyanmaya..)&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Book Antiqua', serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;karanlıkta çiçekler&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;'den.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-557298257203959622?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/557298257203959622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=557298257203959622&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/557298257203959622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/557298257203959622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/07/sarksz.html' title='şarkısız'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-2529501052600999574</id><published>2011-07-07T00:12:00.001+03:00</published><updated>2011-07-07T00:13:53.897+03:00</updated><title type='text'>Yeni başlayanlar için Salinger</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-waTgZKjJ3ys/ThTNknghjoI/AAAAAAAAA98/IYN9QKJfmbU/s1600/361539_2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-waTgZKjJ3ys/ThTNknghjoI/AAAAAAAAA98/IYN9QKJfmbU/s320/361539_2.jpg" width="214" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı okuyup da Holden Caulfield’ı, o ‘gönülçelen’ bitirimi sevmeyen bir okur olmuş mudur acaba? Ya da, Glass ailesinin birbirinden ‘cins’ çocukları Seymour, Buddy, Boo Boo, Franny ve Zooey’i? Şüphesiz, edebiyat tarihinde çok az yazar, J. D. Salinger gibi, böylesine benimsenen karakterler yaratmayı başarmıştır. Yine aynı şekilde çok nadir ismin yaşamı, yazdıklarının dışında yazmadıkları (yahut yazıp da yayımlamadıkları) bu derece merak konusu olmuştur. Yapıtları dışında hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımız, bu her zaman alaycı ve bir o kadar melankolik yazarın bilinmeyen yaşamını anlatan geniş bir biyografik yapıt var artık elimizde: Kenneth Slawenski tarafından yazılıp Hülda Öklem Süloş tarafından dilimize çevrilen Üzüntü, Muz Kabuğu ve J. D. Salinger.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Jerome David Salinger ya da yakınlarının deyişiyle Sonny, ilk büyük savaşın sona erdiği 1919’un ilk ayının ilk gününde, geçmişi Polonya’ya dek uzanan orta sınıf Yahudi bir ailede dünyaya gelir. Geçmişle bağlarını koparma isteği ve göçmenlere özgü, yeni yerleştikleri topraklarda tutunma azmi Salinger’ın ailesi için söylenebilecek en baskın özellik olsa gerektir. Yıllar sonra, kendisinin de dile getireceği gibi, “atalarının, korkunç yüksekliklerden küçük su konteynırlarına dalmak ve her seferinde hedefi vurmak” gibi bir yetenekleri vardır. Geçmişe dair konuşmaktan hoşlanmayan Salinger ailesinin oluşturduğu ‘ketum hava’, yazarın ileriki yıllarda da yaşamını belirleyecek bir nitelik kazanacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yaşıtlarına kıyasla zekâ ve duyarlılık açısından üstün yetenekler taşıyan Salinger’ın, yarattığı karakterlere paralel bir şekilde okul hayatı çalkantılarla geçmiş ve oldukça başarısız bir öğrenim hayatı sürdürmüştür. Annesine karşı duyduğu aşırı bağlılık, oyunculuğa olan merakı ve derslerindeki başarısızlığı, hırslı bir işadamı olan babasıyla zaman zaman karşı karşıya gelmesine yol açmıştır: “Akademik açıdan dersler kafasını karıştırıyor ve onu sıkıyordu. Günlerini penceresinden Central Park’ı seyrederek ve yakındaki Doğa Tarihi Müzesi’ni ziyaret ederek geçiriyordu. Bunların sonucunda aldığı zar zor geçer notlarla sınıfın sonuncuları arasında yer aldı.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Tiyatro yazarlığına olan ilgisi; Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald gibi isimlere duyduğu hayranlık, Avrupa’da geçirdiği yıllar süresince annesine yolladığı öyküler ve dedikodularla dolu mektuplar, henüz ilkgençlik çağlarında Salinger’ın gelecekteki yaşamını belirleyen unsurlar olmuştu. Columbia Üniversitesi’nde kısa öykü dersleri aldığı Whit Burnett’ın hazırladığı ve yayımlanan ilk kısa öyküsü “Gençler”in (“The Young Folks”) yer aldığı Story dergisinin de yazarın üzerindeki etkisi tartışılmazdı: “Story dergisinin (1940) bahar baskısı nihayet dünyayı J. D. Salinger’ın yazılarıyla tanıştırdı. Derginin kırmızı beyaz kapağının içinde, yazarına geciktirilerek 25 dolar ödenmiş olan beş sayfalık bir öykü bulunmaktaydı.” Büyük Bunalım yılları, yazarın ve ailesinin de hayatını çeşitli şekillerde etkiliyordu. Birçok öyküsü Harper’s Bazaar, Esquire gibi dönemin renkli ve çoksatar dergileri tarafından geri çevrilmekteydi. Ticari ve edebi olan arasında kalan Salinger, bu dönem içerisinde birçoğu dergi ofislerinde kaybolan sayısız kısa öykü üzerinde çalıştı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Dönemin şartları ve askerliğe olan ilgisi Salinger’ın yaşamında bir başka dönüm noktasını beraberinde getirdi. 6 Haziran 1944 Normandiya Çıkarması’nda aktif görev alan yazarın içine düştüğü sıcak savaş, insanlık hakkındaki görüşlerini belirlediği gibi, edebi duyarlılığında da büyük bir etki bırakmıştı. Bu dönemde, askerlik heyecanı ve yurtseverlik temalı ticari amaçlı bir dizi kısa öykü kaleme alan yazarın daha sonraki edebi yaşamında asıl önem taşıyacak girişimi Holden Caulfield’ın ortaya çıkışıdır: “Birkaç Holden Caulfield öyküsü yazdıktan sonra onları tek bir eser olarak bir araya getirmekle ayrı küçük öyküler halinde yayınlamak arasında bocalıyordu. 1943 yazı geldiğinde Salinger kararını vermiş gibi görünüyordu. ‘Yazdığım çocuğu çok iyi tanıyorum’ diye açıkladı Burnett’a. ‘Bu çocuk roman olmayı hak ediyor.’”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın getirdiği başarı ve ün, her ne kadar kendi ülkesinde tartışmalarla yüklü olsa da, yazarın art arda yayımlanan benzersiz Glass ailesinin serüvenlerini bile zaman içinde gölgede bırakacak bir kült yapıta dönüşecektir. Ardından ise mistik bir içe kapanış ve ölümüne dek yıllar süren bir inziva yaşamı: “Salinger, mükemmelliğin insanlarda doğuştan var olduğunu hiçbir zaman iddia etmedi. İlk öykülerinde, karakterlerin bazıları düzelemeyecek kadar günahkârdı. Ortaçağa ait ahlaki oyun geleneğine göre, Salinger her iki sonucu da okuruna örnek olarak sundu. Kahraman olan karakter bir ilhamdı, oysa bozuk karakter bir dersti.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=7045"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-2529501052600999574?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/2529501052600999574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=2529501052600999574&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2529501052600999574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2529501052600999574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/07/yeni-baslayanlar-icin-salinger.html' title='Yeni başlayanlar için Salinger'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-waTgZKjJ3ys/ThTNknghjoI/AAAAAAAAA98/IYN9QKJfmbU/s72-c/361539_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5223254910985061089</id><published>2011-07-05T23:21:00.000+03:00</published><updated>2011-07-05T23:21:41.155+03:00</updated><title type='text'>Undzer friling</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div style="line-height: 1.4em; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bizim Baharımız&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 1.4em; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ağaçlarda, bahçelerde, ormanlarda ilkbahar,&lt;br /&gt;Ama burada, gettoda sonbahar ve soğuk,&lt;br /&gt;Ama burada, gettoda neşesiz ve kasvetli,&lt;br /&gt;Matem tutanların evi gibi—acı dolu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 1.4em; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İlkbahar! Dışarıda ekim zamanı,&lt;br /&gt;Buraya, etrafımıza yalnızca umutsuzluk ektiler,&lt;br /&gt;Burada, etrafımızda duvarlar yükseliyor,&lt;br /&gt;Hapishane gibi izleniyor duvarlar, kara gecenin içinde.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 1.4em; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İlkbahar geldi bile! Yakında Mayıs gelecek,&lt;br /&gt;Ama burada, havada barut ve kurşun var.&lt;br /&gt;Cellat kanlı kılıcını çekti,&lt;br /&gt;Dünya- devasa bir mezarlıktan ibaret.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 1.4em; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 15px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://www.ushmm.org/wlc/tr/media_so.php?MediaId=865"&gt;Mordecai Gebirtig&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5223254910985061089?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5223254910985061089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5223254910985061089&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5223254910985061089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5223254910985061089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/07/undzer-friling.html' title='Undzer friling'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7003883272490180415</id><published>2011-07-04T23:01:00.000+03:00</published><updated>2011-07-04T23:01:19.395+03:00</updated><title type='text'>"Kardeşim Akif"</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-fstdxR0ttJU/ThIahU1lroI/AAAAAAAAA9o/_g187h5RCJY/s1600/360557_2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-fstdxR0ttJU/ThIahU1lroI/AAAAAAAAA9o/_g187h5RCJY/s1600/360557_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Ben bu toplumu, özellikle bu şairler yazarlar topluluğunu kesinlikle bir insan topluluğu olarak görmüyorum. Ve ben davamın divana kalmasını istemiyorum. Hemen önlem aldım, mecazi anlamda değildir, zeytin-ekmekle yaşamaya kararlıyım. (...) Ben kesinlikle sanatın 'geçişli' olduğuna inanıyorum, özel yaşamında ölü soygunculukları yapılacak sonra oturup şiir yazılacak, böyle şey olmaz!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;Ece Ayhan&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Akif Kurtuluş'a Mektuplar'dan, 3.5.1982&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7003883272490180415?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7003883272490180415/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7003883272490180415&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7003883272490180415'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7003883272490180415'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/07/kardesim-akif.html' title='&quot;Kardeşim Akif&quot;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-fstdxR0ttJU/ThIahU1lroI/AAAAAAAAA9o/_g187h5RCJY/s72-c/360557_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-8830584368074243112</id><published>2011-07-04T22:49:00.000+03:00</published><updated>2011-07-04T22:49:26.432+03:00</updated><title type='text'>"Unutmak bile unutulur."</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/okMg8eaKppw" width="425"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-8830584368074243112?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/8830584368074243112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=8830584368074243112&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8830584368074243112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8830584368074243112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/07/unutmak-bile-unutulur.html' title='&quot;Unutmak bile unutulur.&quot;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/okMg8eaKppw/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7518150172431492353</id><published>2011-07-03T23:38:00.001+03:00</published><updated>2011-07-04T22:54:04.083+03:00</updated><title type='text'>özgür edebiyat III</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-1-NLMj5SGG0/ThIZ2PdLzHI/AAAAAAAAA9k/d9542YBJpFA/s1600/269763_10150226063042972_785052971_7315041_7148307_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/-1-NLMj5SGG0/ThIZ2PdLzHI/AAAAAAAAA9k/d9542YBJpFA/s400/269763_10150226063042972_785052971_7315041_7148307_n.jpg" width="267" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Özgür Edebiyat dergisinin&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Temmuz-Ağustos 2011 tarihli&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;28.&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;sayısında "Mor Yakup"&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;ve "Göğün Bakışı" isimli iki yeni şiir..&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7518150172431492353?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7518150172431492353/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7518150172431492353&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7518150172431492353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7518150172431492353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/07/ozgur-edebiyat-iii.html' title='özgür edebiyat III'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-1-NLMj5SGG0/ThIZ2PdLzHI/AAAAAAAAA9k/d9542YBJpFA/s72-c/269763_10150226063042972_785052971_7315041_7148307_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-4199519297497587251</id><published>2011-06-30T22:03:00.000+03:00</published><updated>2011-06-30T22:03:15.915+03:00</updated><title type='text'>1949-2011</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-MOYU2wnKPLk/TgzHEiladqI/AAAAAAAAA9A/7Rpu_jfqyjk/s1600/1987-hulki-aktunc.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-MOYU2wnKPLk/TgzHEiladqI/AAAAAAAAA9A/7Rpu_jfqyjk/s1600/1987-hulki-aktunc.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;DÜŞE YARGI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ürettiğim ayak sesiydi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ücra ürettim. Sen de geldin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ve herkes geldi ve sordular.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Boynun hep böyle yara olmuş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sesten sözden göverirken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ne acıklıydım ben çok acıklıyım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sindi dünyanın lanet yağmurları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;tenime. Bendeki gâvur su da aktı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gel de sorgula beni kara sahtiyan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Düşlerindeki korkulu gulyabaniden&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;kurtul. Düş de göremeyeceksin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;o meleğin suçlarına erince.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hulki Aktunç&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-4199519297497587251?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/4199519297497587251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=4199519297497587251&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4199519297497587251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4199519297497587251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/06/1949-2011.html' title='1949-2011'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-MOYU2wnKPLk/TgzHEiladqI/AAAAAAAAA9A/7Rpu_jfqyjk/s72-c/1987-hulki-aktunc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-8234410172725621515</id><published>2011-06-29T22:44:00.000+03:00</published><updated>2011-06-29T22:44:13.921+03:00</updated><title type='text'>Hafız divânı'ndan.</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;XXXV&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Ey tertemiz yaradılışlı zahit, rintleri ayıplama. Başkalarının&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;günahını sana yazmazlar ki!&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Ben ister iyi olayım, ister kötü... sana ne? Sen kendi derdine&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;bak. Nihayet herkes ektiğini biçer.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Herkes sevgiliyi istemekte... ayık kim, sarhoş kim? Her yer&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;aşk yurdudur... mescit ne... kilise ne?&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Ben teslim başımı meyhaneler kapısındaki kerpice koymuşum,&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;oradan ayrılmama imkân yok. Benimle davaya girişen,&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;sözümü&amp;nbsp;anlamazsa, ne yapayım? Ona söyle; hangi taş pekse,&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;başını ona vursun!&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Tanrı'nın ezeli lütfundan beni meyus etme. Perde ardında&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;kim güzeldir,&amp;nbsp;kim çirkin; ne bilirsin?&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Takva perdesinden çıkan, o perdeyi yırtan sadece ben&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;değilim ya. Atam da ebedi cenneti elinden çıkarmıştı.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Hafız, ecel günü eline bir kadeh alırsan, seni sorusuz hesapsız,&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;hemence harabattan cennete götürüverirler.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Tabiatın hep buysa, yaradılışında bundan başka bir şey&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;yoksa; ne güzel yaradılışın, ne pek tabiatın var!&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hafız-ı Şirazî&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-8234410172725621515?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/8234410172725621515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=8234410172725621515&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8234410172725621515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8234410172725621515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/06/hafz-divanndan.html' title='Hafız divânı&apos;ndan.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-6969085418988910788</id><published>2011-06-26T21:12:00.000+03:00</published><updated>2011-06-26T21:12:37.208+03:00</updated><title type='text'>Kurosawa's Dreams</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Çocukken bu filmi ilk izlediğim de uzun bir süre benim de rüyâlarıma girmişti bu sahne..&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/3Y6yyHGw404" width="425"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-6969085418988910788?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/6969085418988910788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=6969085418988910788&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6969085418988910788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6969085418988910788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/06/kurosawas-dreams.html' title='Kurosawa&apos;s Dreams'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/3Y6yyHGw404/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5898406923492075910</id><published>2011-06-11T00:04:00.000+03:00</published><updated>2011-06-11T00:04:38.172+03:00</updated><title type='text'>"naifiz biz.."</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;"Biz karar aldık, seninle konuşmayacağız bir daha..." dedi.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Sebebinin sorgulanması gerekiyordu, bu tür şeyler durup dururken olmaz.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;"Neden?"&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Birinci adam hafifçe döndü bu sefer.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;"Sana cevap veririz ama cevabımızla seni kırmış oluruz. Biz dışarıdaki insanlar gibi değiliz, naifiz biz. Seni kırarsak buradan gitmemiz ve senin karşına bir daha çıkmamamız gerekir. Ya da sen kırıldığın için kendine yakışanı yapmalısındır ve buradan sen gitmelisindir. Bu yüzden cevap veremeyiz. Küs kalalım ama çirkinliklerimizi birbirimizin yüzüne vurmamış olarak yaşayalım."&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Güray Süngü, &lt;i&gt;Düş Kesiği&lt;/i&gt;'nden.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5898406923492075910?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5898406923492075910/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5898406923492075910&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5898406923492075910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5898406923492075910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/06/naifiz-biz.html' title='&quot;naifiz biz..&quot;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-4774177779174261623</id><published>2011-06-08T22:58:00.000+03:00</published><updated>2011-06-08T22:58:13.553+03:00</updated><title type='text'>Yeryüzü hep delikanlı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-kR4HuWf48PA/Te_Tj7JYumI/AAAAAAAAA8k/QAz-lecCFZw/s1600/her-sey-ayartabilir-beni-3915-51545.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/-kR4HuWf48PA/Te_Tj7JYumI/AAAAAAAAA8k/QAz-lecCFZw/s400/her-sey-ayartabilir-beni-3915-51545.jpg" width="247" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Yaşama da ölüme de boş ver. Geç git ey atlı!” İngiliz dilinin yetiştirdiği en büyük şairlerden biri olan William Butler Yeats, mezar taşına ünlü şiirlerinden “Under Ben Bulben”ın bu son dizelerinin yazılmasını vasiyet etmişti. Oysa 1865 doğumlu şairin ömrü, sona erdiği 1939’a dek, biten iki yüzyılın en çalkantılı dönemlerini kapsadığı gibi; Yeats yaşamı boyunca hiçbir zaman bu olaylara boş veren, sırtını dönen biri ol(a)mamıştı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Tanınmış portre ressamı John Butler Yeats ile İrlanda’nın varlıklı ailelerinden birinin kızı Susan Pollexfen’in oğlu olarak dünyaya gelen şairin, çocukluğunun uzunca bir dönemi babasının işleri dolayısıyla Londra’da geçmişti. Buna rağmen kendisinde iz bırakan ilk anıları, tatillerini geçirdiği ve annesinin ailesinin yaşadığı İrlanda’nın batısındaki Sligo bölgesine dairdir. Babası gibi bir ressam olabilmek hayaliyle geçen ilkgençliği, kısa sürede gerçek tutkusunun şiir olduğu kararıyla kesinlik kazanmıştır. Ailesinin genç yaşlarda edindirdiği okuma sevgisiyle, Shakespeare’i, İngiliz Romantik şairlerini ve Dante Gabriel Rossetti, William Morris gibi Rafael dönemi öncesi şair-ressamları keşfeden Yeats; yaşamı boyunca yapıtında önemli bir yer edinen gizemciliğe de ilk bu yıllarda merak sarmıştı. Şair, Dublin’de geçirdiği eğitim döneminin ardından ailesi ile birlikte 1887’de Londra’ya tekrar döndü. Bu dönemde, British Museum’un kitaplığında keşfettiği İrlanda halk edebiyatının masal ve efsaneleri, Yeats’e şiir ve oyunlarında yararlanabileceği zengin bir kaynak oluşturdu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yaşamı boyunca kırka yakın eser veren, verimli bir edebiyat serüveni olan Yeats’in, kendine has şiir dili ve simgelerinin çevrilme güçlüğü dolayısıyla dilimize aktarılışı; düzyazılarının yer aldığı Kelt Şafağı ve yıllar önce yayımlanan Cevat Çapan çevirisi Her Şey Ayartabilir Beni’yi saymazsak, oldukça kısıtlı olmuştur, ne yazık ki. Şairin seçme şiirlerinin yer aldığı bahsi geçen kitap, geçtiğimiz günlerde Helikopter Yayınları tarafından özenli bir baskıyla bir kez daha okuyucu önüne çıkarıldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kitap, Yeats’in “1916 Paskalya Ayaklanması”, “Bizans’a Yolculuk”, “İç Savaş Günleri Üstüne Düşünceler” gibi en bilinenlerin de içinde yer aldığı 26 şiirden oluşuyor. En iyi şiirlerini olgunluk döneminde vererek edebiyat tarihinde ayrıksı bir yere sahip olan şairin, şiirinde kırılma yaratan olaylardan biri, İrlanda bağımsızlık hareketinin ateşli önderlerinden Maud Gonne ile yaşadığı tutkulu ilişki olmuştur. Yeats’in birçok şiirine de esin kaynağı olan Gonne, şairin bu davayı benimsemesine ve ulusal bir İrlanda sanatı ve edebiyatının yaratılması için çalışmasına da yol açmıştır: “Her yandan kuşatılmışız ve kapılar kilitlenmiş/ Kararsızlığımızın üstüne, bir yerde/ Bir adam öldürülüyor, bir ev kundaklanıyor,/ Ama açıkça anlaşılmıyor olup bitenler:/ Gelin, sığırcığın boş yuvasında kendi yuvanızı yapın.// Taşlardan ya da odunlardan bir barikat,/ On dört günü geçen bir iç savaş;/ Dün gece o genç askerin ölüsünü/ Kanlar içinde yolun ortasına yuvarladılar:/ Gelin, sığırcığın boş yuvasında kendi yuvanızı yapın.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yeats’in sürekli bir gelişme ve olgunlaşma niteliği taşıyan eseri, resmi bırakıp tamamıyla şiire yöneldiği ilk yıllarda romantizmin izlerini taşır. Onu asıl olgunlaştıran ise şüphesiz, kendisinin de dürüst bir tanığı olduğu İrlanda Bağımsızlık Savaşı’dır: “Kargaşalık salınmış yeryüzüne,/ Yükseliyor kana bulanmış sular, ve her yerde/ Sulara gömülüyor suçsuzluğun töreni;/ İyiler her türlü inançtan yoksun,/ Oysa yoğun bir tutkuyla esrik kötüler.” Ne Protestanların maddeciliğine, ne de Katoliklerin aşırı ulusalcı bağnazlığına yakınlık duyan Yeats, silahlı bir ayaklanmadansa genel olarak yeni bir İrlandalılık bilincinin oluşturulması gerektiği görüşüne sahiptir. İngilizlerin acımasızca bastırdıkları 1916 Paskalya Ayaklanması, şairin siyasal gelişmeleri algılamasında ve bunu şiirine yansıtmasında bir dönüm noktası olmuştur: “Biliyoruz düşlerini. Bilmek/ Yeter düş kurup öldüklerini;/ Ya aşırı sevgiden/ Çıldırıp öldülerse?/ Yazıyorum şiirimde-/ MacDonagh ile MacBride/ Sonra Connoly ile Pearse/ Hem bugün, hem gelecek günlerde,/ Yeşil giyilen her yerde/ Değişti, her şey değişti kökten:/ Korkunç bir güzellik doğdu.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Simgesel bir dile ve Pagan kültüre yaslanan şiiri hep bir umut ve bilgelik taşıyan Yeats, yaşadığı çağı, içinde bulunmayı seçtiği mücadele alanını genişletmek ve derinleştirmek çabasını hiçbir zaman terk etmemiştir: “Sürdürün türkünüzü; bir yerde doğarken yeni bir ay,/ Göreceğiz uyumanın ölmek olmadığını,/ Duyarak yeryüzünün yeni bir hava tutturduğunu-/ Yeryüzü hep delikanlı çünkü-/ Sonra bağıranlar çıkacak yarışlardaki gibi,/ ve insanlar olacak bizi yüreklendiren,/ Atını sürüp gidenlerden.”&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=6978"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-4774177779174261623?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/4774177779174261623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=4774177779174261623&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4774177779174261623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4774177779174261623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/06/yeryuzu-hep-delikanl.html' title='Yeryüzü hep delikanlı'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-kR4HuWf48PA/Te_Tj7JYumI/AAAAAAAAA8k/QAz-lecCFZw/s72-c/her-sey-ayartabilir-beni-3915-51545.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-9026516605122770560</id><published>2011-06-04T00:03:00.002+03:00</published><updated>2011-06-04T00:05:10.224+03:00</updated><title type='text'>Dakar yolunda</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-BFntAVVB-Gc/TelKL4pg0kI/AAAAAAAAA64/GwCA5fZoBsM/s1600/cendrars.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-BFntAVVB-Gc/TelKL4pg0kI/AAAAAAAAA64/GwCA5fZoBsM/s320/cendrars.jpg" width="216" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hava soğuk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Deniz çelik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gök soğuk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Gövdem çelik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Elveda 1914'ten beri ilk kez terk ettiğim Avrupa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ne senin hiçbir şeyin ilgilendiriyor beni ne de iki&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; güverte arasında Paris'i özleyen göçmenler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Yahudiler Ruslar Basklar İspanyollar&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Portekizliler&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Alman çingeneleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Her şeyi unutmak istiyorum dillerini konuşmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; istemiyorum artık kadın erkek zencilerle&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Hintlilerle hayvanlarla bitkilerle&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; yatmak istiyorum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yıkanıp suda yaşamak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yıkanıp güneşte yaşamak koca bir muz ağacıyla&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;O ağacın koca tomurcuğunu sevmek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kendimi parçalara bölmek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ve bir taş kadar sert olmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir taş gibi dikine düşmek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Dibe batmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;Blaise Cendrars&lt;/b&gt;, &lt;i&gt;Yolculuk Notları&lt;/i&gt;'ndan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Çev. Sinan Fişek&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-9026516605122770560?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/9026516605122770560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=9026516605122770560&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/9026516605122770560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/9026516605122770560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/06/dakar-yolunda.html' title='Dakar yolunda'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-BFntAVVB-Gc/TelKL4pg0kI/AAAAAAAAA64/GwCA5fZoBsM/s72-c/cendrars.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3522393766229658134</id><published>2011-06-01T00:07:00.000+03:00</published><updated>2011-06-01T00:07:16.039+03:00</updated><title type='text'>samimiyet</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: x-large;"&gt;"Bizim o koca koca kitapları devirmemiz, iki satır samimiyet bulabilmek içindir arkadaşlar."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ömer Faruk Dönmez, "Ortaya Karışık"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Bir Kitap Bir Balta&lt;/i&gt;'dan.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3522393766229658134?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3522393766229658134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3522393766229658134&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3522393766229658134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3522393766229658134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/06/samimiyet.html' title='samimiyet'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7709235056028830574</id><published>2011-05-30T23:47:00.001+03:00</published><updated>2011-05-30T23:51:41.070+03:00</updated><title type='text'>bu ne haldir kasap misak?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object height="28" width="335"&gt;&lt;param value="http://www.divshare.com/flash/audio_embed?data=YTo2OntzOjU6ImFwaUlkIjtzOjE6IjQiO3M6NjoiZmlsZUlkIjtzOjg6IjE0OTczMDc3IjtzOjQ6ImNvZGUiO3M6MTI6IjE0OTczMDc3LTc1OSI7czo2OiJ1c2VySWQiO3M6NzoiMjAxMDY5MiI7czoxMjoiZXh0ZXJuYWxDYWxsIjtpOjE7czo0OiJ0aW1lIjtpOjEzMDY3ODc0Nzc7fQ==&amp;amp;autoplay=default" name="movie"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed wmode="transparent" height="28" width="335" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" src="http://www.divshare.com/flash/audio_embed?data=YTo2OntzOjU6ImFwaUlkIjtzOjE6IjQiO3M6NjoiZmlsZUlkIjtzOjg6IjE0OTczMDc3IjtzOjQ6ImNvZGUiO3M6MTI6IjE0OTczMDc3LTc1OSI7czo2OiJ1c2VySWQiO3M6NzoiMjAxMDY5MiI7czoxMjoiZXh0ZXJuYWxDYWxsIjtpOjE7czo0OiJ0aW1lIjtpOjEzMDY3ODc0Nzc7fQ==&amp;amp;autoplay=default"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18px;"&gt;a efendim! tecellim bu&lt;br /&gt;acap halim kınanır mı?&lt;br /&gt;gaderim böyle yazıldı, gara bahtım (anam) oyanır mı?&lt;br /&gt;mevtime sebep olan kendirler (anam) yaglanır mı?&lt;br /&gt;başım açık, yalınayak, benim gibi (anam) sallanır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ne haldır, kasap misak?&lt;br /&gt;bu haline can dayanır mı?&lt;br /&gt;goyun gibi asıldın sen,&lt;br /&gt;seni gören inanır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efendim aman aman...&lt;br /&gt;a efendim!&lt;br /&gt;beyaz entari geydirdiler,&lt;br /&gt;gece vakti rüya gibi.&lt;br /&gt;evladıma hasretimden,&lt;br /&gt;çeşmim akar seyhan gibi.&lt;br /&gt;daragacım hazır oldu,&lt;br /&gt;beni bekler (anam) mehman gibi.&lt;br /&gt;golum bağlı, durdurdular,&lt;br /&gt;aman allah, gurban gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ne haldır, kasap misak?&lt;br /&gt;bu haline can dayanır mı?&lt;br /&gt;goyun gibi asıldın sen,&lt;br /&gt;seni gören dayanır mı?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 16px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=19044761"&gt;Stelios Kazantzidis&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7709235056028830574?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7709235056028830574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7709235056028830574&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7709235056028830574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7709235056028830574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/05/bu-ne-haldir-kasap-nisak.html' title='bu ne haldir kasap misak?'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-8727709222580521016</id><published>2011-05-29T20:36:00.001+03:00</published><updated>2011-05-29T20:41:04.600+03:00</updated><title type='text'>Under Ben Bulben</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/EXoM0Ze-9xE" width="560"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-94dwsBfqaFc/TeKFDSsVOCI/AAAAAAAAA6M/g1b7gchQskI/s1600/450px-Yeats_Grave_Drumcliffe_Sligo.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/-94dwsBfqaFc/TeKFDSsVOCI/AAAAAAAAA6M/g1b7gchQskI/s400/450px-Yeats_Grave_Drumcliffe_Sligo.jpg" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-8727709222580521016?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/8727709222580521016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=8727709222580521016&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8727709222580521016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8727709222580521016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/05/under-ben-bulben.html' title='Under Ben Bulben'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/EXoM0Ze-9xE/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5538935197015763113</id><published>2011-05-26T21:48:00.001+03:00</published><updated>2011-05-26T21:49:18.817+03:00</updated><title type='text'>Güneş bize haram</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-rE5NU5mDJzI/Td6eGC6jIeI/AAAAAAAAA6I/GrL4rGkA_UU/s1600/20039_1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/-rE5NU5mDJzI/Td6eGC6jIeI/AAAAAAAAA6I/GrL4rGkA_UU/s400/20039_1.jpg" width="255" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yıllar önce en gözde yazarlarımdan biri olan Léo Malet'de, u&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;zun zamandır, hemen hemen her gün aynı vakitlerde yaşadığım hâlin benzersiz bir tanımına&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;rastladım:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;"Beni saat altı sularında yakaladı.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Şimdiye kadar hiç yaşamadığım bir ümitsizlik dalgası içimi kapladı, yüreğimi sıkıştırdı, bağırsaklarımı burdu, boğazımı yaktı ve gözlerimi yaşlarla doldurdu. Uzun zamandır bastırıldığı için korkunçlaşmış bir şey, şimdiden akşam gölgelerinin oynaştığı hücremin sert ve dar yatağı üzerinde beni iki büklüm etti."&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;"Güneş Bize Haram"&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;i&gt;Kara Üçleme - II&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5538935197015763113?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5538935197015763113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5538935197015763113&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5538935197015763113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5538935197015763113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/05/gunes-bize-haram.html' title='Güneş bize haram'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-rE5NU5mDJzI/Td6eGC6jIeI/AAAAAAAAA6I/GrL4rGkA_UU/s72-c/20039_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7861937148746900279</id><published>2011-05-17T23:36:00.004+03:00</published><updated>2011-05-17T23:51:12.281+03:00</updated><title type='text'>137. Mezmur</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: xx-small;"&gt;1 &amp;nbsp;&lt;/span&gt;Babil ırmakları kıyısında oturup&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Siyon'u andıkça ağladık;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: xx-small;"&gt;2 &amp;nbsp;&lt;/span&gt;Çevredeki kavaklara&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Lirlerimizi astık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: xx-small;"&gt;3 &amp;nbsp;&lt;/span&gt;Çünkü orada bizi tutsak edenler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bizden ezgiler,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bize zulmedenler bizden şenlik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;istiyor,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Siyon ezgilerinden birini okuyun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bize!" diyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: xx-small;"&gt;4 &amp;nbsp;&lt;/span&gt;Nasıl okuyabiliriz RAB'bin&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ezgisini&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;El toprağında?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: xx-small;"&gt;5 &amp;nbsp;&lt;/span&gt;Ey Yeruşalim, seni unutursam,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sağ elim kurusun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: xx-small;"&gt;6 &amp;nbsp;&lt;/span&gt;Seni anmaz,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yeruşalim'i en büyük sevincimden&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;üstün tutmazsam,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Dilim damağıma yapışsın!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: xx-small;"&gt;7 &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yeruşalim'in düştüğü gün,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Yıkın onu, yıkın temellerine&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;kadar!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Diyen Edomlular'ın tavrını&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;anımsa, ya Rab.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: xx-small;"&gt;8 &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ey sen, yıkılası Babil kızı,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bize yaptıklarını&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Sana ödetecek olana ne mutlu!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: xx-small;"&gt;9 &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ne mutlu senin yavrularını tutup&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kayalarda parçalayacak insana!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;object height="28" width="335"&gt;&lt;param value="http://www.divshare.com/flash/audio_embed?data=YTo2OntzOjU6ImFwaUlkIjtzOjE6IjQiO3M6NjoiZmlsZUlkIjtzOjg6IjE0ODYzNDExIjtzOjQ6ImNvZGUiO3M6MTI6IjE0ODYzNDExLWM0MyI7czo2OiJ1c2VySWQiO3M6NzoiMjAxMDY5MiI7czoxMjoiZXh0ZXJuYWxDYWxsIjtpOjE7czo0OiJ0aW1lIjtpOjEzMDU2NjUxNzY7fQ==&amp;amp;autoplay=default" name="movie"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed wmode="transparent" height="28" width="335" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" src="http://www.divshare.com/flash/audio_embed?data=YTo2OntzOjU6ImFwaUlkIjtzOjE6IjQiO3M6NjoiZmlsZUlkIjtzOjg6IjE0ODYzNDExIjtzOjQ6ImNvZGUiO3M6MTI6IjE0ODYzNDExLWM0MyI7czo2OiJ1c2VySWQiO3M6NzoiMjAxMDY5MiI7czoxMjoiZXh0ZXJuYWxDYWxsIjtpOjE7czo0OiJ0aW1lIjtpOjEzMDU2NjUxNzY7fQ==&amp;amp;autoplay=default"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Arvo Pärt - An Den Wassern Zu Babel&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7861937148746900279?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7861937148746900279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7861937148746900279&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7861937148746900279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7861937148746900279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/05/137-mezmur.html' title='137. Mezmur'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5499734525738365640</id><published>2011-05-06T22:52:00.003+03:00</published><updated>2011-05-06T23:03:42.240+03:00</updated><title type='text'>Akşam Daveti</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Konuşma eski, yırtık pırtık, balıkların arasından kaçabileceği bir ağdır. &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;Belki de sessizlik daha iyi.&lt;/span&gt; Bunu deneyelim. Pencereye gel."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Tuhaf bir şey şu sessizlik. Zihin yıldızsız bir gece gibi oluyor ve sonra bir meteor kayıyor, harikulade, karanlığın göbeğinde ve yok oluyor. Bu eğlence için hiçbir zaman yeteri kadar minnettar olmuyoruz."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Ah, nankör bir ırkız biz! Pencere eşiğine koyduğum elime bakıp, onunla ne keyifler yaşadığımı, &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;ipeğe ve çömleğe ve ısınmış duvarlara&lt;/span&gt; nasıl dokunduğunu, &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;ıslak çimlere&lt;/span&gt; ya da güneşin kuruttuğu toprağa nasıl boydan boya konduğunu, Atlantik'in parmaklarının arasında nasıl köpürdüğünü, çançiçeklerini ve nergisleri nasıl tuttuğunu, &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;olgunlaşmış erikleri nasıl kopardığını&lt;/span&gt;, doğduğum günden beri bana sıcağı ve soğuğu, ıslaklığı ve kuruluğu hissettirmeyi nasıl hiç aksatmadığını düşününce, bu muhteşem et bileşimini kullanıp da yaşamın kötülüğünü yazacak cesareti göstermeme şaşıyorum. Ama yine de yaptığımız bu. Şöyle düşün, &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;edebiyat memnuniyetsizliklerimizin kayda geçirilmesidir.&lt;/span&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;"Üstünlüğümüzün işareti; yücelme talebimiz. &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;İtiraf et,&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;memnuniyetsiz insanları daha çok seviyorsun&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;.&lt;/span&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: large;"&gt;"Ben uzak denizlerin melankolik sesini seviyorum."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;Virginia Woolf&lt;/b&gt;, &amp;nbsp;&lt;i&gt;Bütün Öyküleri&lt;/i&gt;'nden.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5499734525738365640?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5499734525738365640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5499734525738365640&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5499734525738365640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5499734525738365640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/05/aksam-daveti.html' title='Akşam Daveti'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-8854291173704521977</id><published>2011-05-04T23:32:00.000+03:00</published><updated>2011-05-04T23:32:42.559+03:00</updated><title type='text'>Edebiyat Adlı Hayalet</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-EpZfs2eyz2Y/TcG3mnbcoZI/AAAAAAAAA48/gJKs1FNJQ2Q/s1600/EdebiyatKuram.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-EpZfs2eyz2Y/TcG3mnbcoZI/AAAAAAAAA48/gJKs1FNJQ2Q/s320/EdebiyatKuram.jpg" width="220" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Günlük dilde sıklıkla, üzerinde pek de fazla kafa yormadan kullanageldiğimiz ‘edebiyat’ kavramı nasıl, ne şekilde ortaya çıkmıştır? Edebiyat başlığı altında toplamaya alışık olduğumuz türlerin kökenleri, birbirlerinden belli başlı farkları nelerdir? Türlerin ortadan kalkışı ve/ya iç içe geçişi yönündeki yaklaşımların niteliği nasıl açıklanmalıdır?.. Bu ve benzeri soruları, edebiyat biliminin içinde kalarak cevaplayan, Bulgar asıllı Fransız kuramcı, eleştirmen Tzvetan Todorov’un Edebiyat Kavramı isimli yapıtı geçtiğimiz günlerde Necmettin Sevil çevirisiyle dilimize kazandırıldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Türk okurunun, Yazın Kuramı, Fantastik ve Poetikaya Giriş gibi kitaplarından tanıdığı yazarın, temel anlatılarda kurucu ilkelerin işleyişi ile ilgili yapısalcı yaklaşımı, ardından gelen birçok isme de yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. “ Edebiyat hakkındaki söylem edebiyatın kendisiyle birlikte doğar,” diyen ve bunun ilk örneklerine en erken dönemden itibaren, Vedalar’da ya da Homeros’ta rastlayabileceğimizi belirten Todorov, ‘edebiyat’ tanımı üzerinde önemle durur: “Edebiyat sözcüğü veya onun eşdeğerleri, kendisini duyan ve okuyanların hoşuna gidecek veya ilgisini çekecek, kalıcı olması tasarlanan, gündelik konuşmaya oranla daha gelişkin olan bir sözceyi tanımlamak için kullanılmıştır. Dolayısıyla, bir dil farkındalığı edebiyat edimi açısından temel önemdedir; yazarın kendisi soyut düşünüşle ilgilenmese bile edebiyatın kendisi her zaman edebiyat-üstü bir boyuta sahiptir.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Edebiyat kavramının varlığına dair bir sorgulamadansa, ne’liğine dair yapılan bir araştırmayı öne alan Todorov, öncelikle kavramın dolaşıma girişinin çok yakın bir tarihe ait oluşu üzerinde durur: “Avrupa dillerinde ‘edebiyat’ sözcüğü, güncel anlamda yepyeni bir sözcüktür: En eski kullanımı XVIII. yüzyıla aittir.” Alman romantizmi ile birlikte, temsil ve taklit kavramlarının egemenliğini yitirmesi; ‘güzel’in başat bir yer edinişi, kavramın zaman içerisinde özerk bir alan oluşturmasını sağlamıştır. Bunda, “dışsal bir sonulluğun (erekselliğin) yokluğu, bütünün parçaları arasındaki uyumlu tutarlılık, sanat yapıtının tercüme edilemez niteliği” gibi noktalar ayırt edici olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kitabın adıyla aynı başlığı taşıyan denemesinde, edebiyata yaklaşımları ‘işlevsel’ ve ‘yapısal’ olarak ikiye ayıran yazar; zaman zaman iç içe anılsalar da, bu sınıflandırmaların birbirlerinden titizlikle ayrılmaları gerektiğini vurgular. Todorov’a göre, edebiyat kuramı içerisinde genel olarak, tanımlamaya getirdiği kolaylık açısından edebiyatın işlevi üzerinde duran isimlerle sıkça karşılaşırız: “Heidegger gibi bir felsefeci, şiirin özü konusunda kendini sorguladığında, işlevsel bir kavramı da kucaklar. ‘Sanat, gerçeğin kullanıma sokulmasıdır’ demek ya da ‘şiir, söz aracılığıyla varlığın temellendirilmesidir’ demek, sanat ve gerçeğin ne olmaları gereği üzerine, bunları üstlendikleri göreve uygun hale getiren özel düzeneklerle ilgili görüş bildirmeksizin bir dileği dile getirmektir.” Bu ‘işlevselci’ açıklamanın edebiyat kavramını tanımlamak için tek geçerli yöntem olabileceği kanısında olsa da; Todorov, edebiyatın bir de ‘yapısal’ niteliğinin var olduğu tezi üzerinde ısrarcıdır. Aristoteles’ten bu yana, edebiyatın ya da daha genel anlamda sanatın meydana gelişini açıklayan ‘taklit’ kavramı bu noktada devreye girer: “Edebiyat aynen resmin görüntü aracılığıyla öykünme olması gibi dil aracılığıyla öykünmedir.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yazar, bu noktadan yola çıkarak, dilin olanaklarını da göz ardı etmeden, edebiyat hakkında oluşturulabilecek ilk yapısal tanımı getirir: “(Söz konusu) herhangi bir öykünme değildir, çünkü ille de gerçeğe değil, var olmayan varlıklar ve eylemlere de öykünmedir. Edebiyat bir ‘kurmaca’dır: İşte ilk yapısal tanım.” Todorov bu noktada, yaratıma dair bir eylemin (öykünme), edebiyatın tanımının yerine konulmasında bazı sorunlara yol açtığı üzerinde de durur. Örneğin, roman, öykü, oyun metinleri için geçerli olan kavram, şiir söz konusu olduğunda bir ikileme yol açar: “Bir olayı betimlemesine karşın roman tümcesinin ne doğru ne de yanlış olması gibi şiir tümcesi de ne kurmacadır ne de kurmaca değildir.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Rus Biçimcileri’nin metinlerinden yaptığı çevirilerle ismini duyuran ve zaman içerisinde özellikle Roman Jacobson, Roland Barthes gibi yapısalcılığın önde gelen isimlerinin izinden giderek, onların yöntemlerinde bir senteze ulaşan Tzvetan Todorov’un; türlerin kökeninden şiirin ve/ya öykünün ilkelerine, Henry James’ten Rimbaud’ya, Edgar Allan Poe’ya uzanan denemelerini, “edebiyat nedir?” uçurumuna dalmaya hevesli tüm okurlara tavsiye ederim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=6939"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-8854291173704521977?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/8854291173704521977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=8854291173704521977&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8854291173704521977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8854291173704521977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/05/edebiyat-adl-hayalet.html' title='Edebiyat Adlı Hayalet'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-EpZfs2eyz2Y/TcG3mnbcoZI/AAAAAAAAA48/gJKs1FNJQ2Q/s72-c/EdebiyatKuram.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3604238474102541295</id><published>2011-04-24T17:40:00.004+03:00</published><updated>2011-05-01T13:10:45.200+03:00</updated><title type='text'>portakal</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-xZawK9zjNwk/TbQ2i6YGn3I/AAAAAAAAA4w/LEdEZWFp5H8/s1600/n694326224_660253_61951.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599160210142175090" src="http://4.bp.blogspot.com/-xZawK9zjNwk/TbQ2i6YGn3I/AAAAAAAAA4w/LEdEZWFp5H8/s400/n694326224_660253_61951.jpg" style="cursor: hand; cursor: pointer; display: block; height: 235px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 400px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Ferit Edgü, &lt;/b&gt;&lt;i&gt;O/Hakkari'de Bir Mevsim&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;"Denir ki, ferasetli, dirayetli, hususiyetli bir nebattır portakal. Nebatatın kraliçesidir, kolay kolay ele vermez bağrında yatan ölü ruhu. &lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bağır bağırdır, ölü ölüdür, ruh ruhtur. &lt;/i&gt;&lt;i&gt;Bağırda yatan ölü ruhtur."&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Ali Teoman, &lt;/b&gt;&lt;i&gt;Taş Devri&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3604238474102541295?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3604238474102541295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3604238474102541295&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3604238474102541295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3604238474102541295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/04/portakal.html' title='portakal'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-xZawK9zjNwk/TbQ2i6YGn3I/AAAAAAAAA4w/LEdEZWFp5H8/s72-c/n694326224_660253_61951.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-4638212240009888404</id><published>2011-04-23T16:17:00.001+03:00</published><updated>2011-04-23T16:22:06.246+03:00</updated><title type='text'>celâl sılay</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-JRQ6Ile9HrU/TbLRnYwHMqI/AAAAAAAAA4o/y8tTI8z7Ujw/s1600/DSCN01781.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 138px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-JRQ6Ile9HrU/TbLRnYwHMqI/AAAAAAAAA4o/y8tTI8z7Ujw/s400/DSCN01781.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598767761364300450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-4638212240009888404?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/4638212240009888404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=4638212240009888404&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4638212240009888404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4638212240009888404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/04/celal-slay.html' title='celâl sılay'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-JRQ6Ile9HrU/TbLRnYwHMqI/AAAAAAAAA4o/y8tTI8z7Ujw/s72-c/DSCN01781.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-4527032235456289251</id><published>2011-04-17T22:32:00.009+03:00</published><updated>2011-05-06T23:00:40.476+03:00</updated><title type='text'>konuşma tembeli</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;blogger'dan sıkıldım sanırım,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;biraz görsel işlerle oyalanmak istiyorum, bir süreliğine..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;buradan buyrun:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: large;"&gt;&lt;a href="http://konusmatembeli.tumblr.com/"&gt;&lt;b&gt;konuşma tembeli&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-d7_43B3jOy8/TatBbh9jr-I/AAAAAAAAA4g/zr4YOH9lhrM/s1600/pascal%2Brenoux%2B638.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5596638903166808034" src="http://3.bp.blogspot.com/-d7_43B3jOy8/TatBbh9jr-I/AAAAAAAAA4g/zr4YOH9lhrM/s400/pascal%2Brenoux%2B638.jpg" style="cursor: hand; cursor: pointer; display: block; height: 254px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 400px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-4527032235456289251?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/4527032235456289251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=4527032235456289251&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4527032235456289251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4527032235456289251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/04/konusma-tembeli.html' title='konuşma tembeli'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-d7_43B3jOy8/TatBbh9jr-I/AAAAAAAAA4g/zr4YOH9lhrM/s72-c/pascal%2Brenoux%2B638.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-2087741788434866653</id><published>2011-04-12T23:43:00.005+03:00</published><updated>2011-05-01T13:15:09.406+03:00</updated><title type='text'>allegro</title><content type='html'>&lt;i&gt;İnsanı kendi içinde kapalı tutan, çevresine aşılmaz duvarlar ören,&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;hattâ, sanki toprağa gömen şey nedir, her zaman bilemeyebilir, &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;ama, &lt;/i&gt;&lt;i&gt;gene de birtakım parmaklıkların, kapalı kapıların, &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;duvarların varlığını hissederiz.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Bütün bunlar hayalî mi, &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;kafamda uydurduğum fanteziler mi?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Sanmıyorum. Sonra soruyorsun kendi kendine:&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;"Tanrım! Daha çok sürecek mi bu? Hep mi böyle sürüp gidecek?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Sonsuzluğa dek mi?"&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Kişiyi bu esaretten çekip kurtaran nedir bilir misin?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Çok derin ve ciddi sevgi. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Dost olmak. Kardeş olmak, sevmek... &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;En üst erk ile, sanki sihirli bir güçle hapishanenin kapısını açan bu işte.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Bu olmadı mı insan ömür boyu hapiste yaşıyor...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Duygu birliğinin yeniden doğduğu yerde yaşam yeniden başlar.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Cuesmes, Belçika, Temmuz 1880&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Vincent Van Gogh&lt;/b&gt;,&amp;nbsp;&lt;i&gt;Theo'ya Mektuplar&lt;/i&gt;'dan.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-2087741788434866653?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/2087741788434866653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=2087741788434866653&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2087741788434866653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2087741788434866653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/04/allegro.html' title='allegro'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-6053753679957737204</id><published>2011-04-01T00:14:00.004+03:00</published><updated>2011-04-01T00:21:09.491+03:00</updated><title type='text'>rüyâ kayıtları</title><content type='html'>Dün gece uykumda daha önce benzerini hiç yaşamadığım tuhaf bir deneyim yaşadım: Rüyâmın içinde, rüyâma son verdim.&lt;div&gt;A. ile -yine- şu an konusunu hatırlamadığım ama bana anlamsız gelen bir konuda tartışıyorduk. Birden, tartıştığımız konunun -artık neyse o- saçmalığının farkına varıp, bağırmaya başladım: "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ama bu rüyâ çok saçma ve artık bitsin!&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" (&lt;i&gt;Tam olarak bu sözcükleri kullandım, hatırlıyorum!&lt;/i&gt;) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;       Rüyâ, o an aniden bitti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonrası?.. Sonrasını bilmiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Rüyânın sona erdiğinin bilinciyle boşluğa uyandım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-6053753679957737204?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/6053753679957737204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=6053753679957737204&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6053753679957737204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6053753679957737204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/04/ruya-kaytlar.html' title='rüyâ kayıtları'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-1647458424554014852</id><published>2011-03-28T21:30:00.007+03:00</published><updated>2011-03-28T21:47:17.616+03:00</updated><title type='text'>iki nijinsky, daha..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-9KCf67EHG20/TZDUkgZtbbI/AAAAAAAAA3g/d91M0uWo_PU/s1600/nijinsky-nin-gunlugu20100616162233.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 311px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-9KCf67EHG20/TZDUkgZtbbI/AAAAAAAAA3g/d91M0uWo_PU/s400/nijinsky-nin-gunlugu20100616162233.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589200861204934066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-nWEnx__a4a0/TZDUe6OFwGI/AAAAAAAAA3Y/GbA5kmNZrWs/s1600/nijinski-oykuleri_66343.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-nWEnx__a4a0/TZDUe6OFwGI/AAAAAAAAA3Y/GbA5kmNZrWs/s320/nijinski-oykuleri_66343.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589200765056303202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;KIZILCIK SOPASI&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Neyle suçlanıyorum bilmiyorum, ama suçlanıyorum. Sözüm ona bir suç işlemişim. Müfettiş bana moral verdi. Onun morali yerin dibine batsın. Korkuyorum ondan. Çünkü bu müfettiş Pisniçevski kötü bir adam. Ama fakir fukaranın çocuklarını sokağa attığını duymadım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Pisniçevski, annemi çağırıp, ona beni sokağa atacağını söylemiş. Ama beni cezasız bırakamayacağını da eklemiş. Demiş ki, onu iki hafta yanınıza alın, sonra bakarız.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Korkunç bir acı duydum içimde.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Annem, elimden tutup çeke çeke eve götürdü. Avluda kızılcık sopasıyla dövdü beni. Kızılcık sopasından korkmam, ama annem için korktum. Dövdü. Dövsün. Aldırmam. O beni döverken, benim ona olan sevgim artıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ferit Edgü&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Nijinski Öyküleri"nden.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-1647458424554014852?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/1647458424554014852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=1647458424554014852&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1647458424554014852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1647458424554014852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/03/iki-nijinsky-daha.html' title='iki nijinsky, daha..'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-9KCf67EHG20/TZDUkgZtbbI/AAAAAAAAA3g/d91M0uWo_PU/s72-c/nijinsky-nin-gunlugu20100616162233.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-344218475877876771</id><published>2011-03-27T16:34:00.011+02:00</published><updated>2011-03-28T21:21:23.274+03:00</updated><title type='text'>duygular</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-C2HHZF9ATzg/TY9Lyom2u3I/AAAAAAAAA3A/7LvIq5NqpFU/s1600/nijinski.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 254px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-C2HHZF9ATzg/TY9Lyom2u3I/AAAAAAAAA3A/7LvIq5NqpFU/s400/nijinski.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5588768995856006002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;"&lt;b&gt;Ölüm ansızın geldi&lt;/b&gt;.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Gelmesini umuyordum, yaşamak istemiyordum, uzun da yaşamadım. Deli olduğum söyleniyordu ama bana hiç huzur vermemelerine karşın yaşamayı sürdürdüm. Yaşamaktan mutlu olduğum zamanlarda, benim kötü bir adam olduğum söylendi. &lt;span class="Apple-style-span"&gt;İşte bu beni ölüm üstüne yazmaya itti.&lt;/span&gt; Ah! Gözyaşlarım, büyük ıstırabım, çevremde bu büyük boşluğu görmek ne acı...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Önümdeki masa boş; çekmecede renkleri kuruyan tablolarım duruyor. Onca çalıştıktan, onca ilerleme kaydettikten sonra, artık resim yapmayacağım. Yeniden isteklensem bile bu iş, burada olmaz, &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;buraya ölüm geldi artık.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; Paris'e gitmek gerekirdi ama bunun için geç kalmış olmaktan korkuyorum. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;Şimdi bana kala kala ölüm üstüne yazmak kaldı&lt;/b&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Ruh ölümde değil yaşamda cisimleşir. Bunu yazarak, kendimi felsefeci yerine koyuyorum - oysa değilim. Felsefe bana kalırsa, kokuşmuş insanların geçici bir hevesinden başka bir şey değil - beni tiksindiriyor. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Ben Schopenhauer değilim,&lt;/span&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;sevilmediği takdirde ölecek olan Nijinsky'yim&lt;/b&gt;."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Vaslav F. Nijinsky&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;"Nijinsky'nin Günlüğü"nden&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-344218475877876771?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/344218475877876771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=344218475877876771&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/344218475877876771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/344218475877876771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/03/duygular.html' title='duygular'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-C2HHZF9ATzg/TY9Lyom2u3I/AAAAAAAAA3A/7LvIq5NqpFU/s72-c/nijinski.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3103194962378351305</id><published>2011-03-20T21:20:00.003+02:00</published><updated>2011-03-20T21:38:47.353+02:00</updated><title type='text'>"sevmek"</title><content type='html'>Sevmek istiyorum. Seni.&lt;div&gt;Sövmek istiyorum. Sana.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onu sevdinse ben de severim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seni sevdiyse ben de severim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seni seviyorum aşk olsun.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seni sevebilirim seninim sen de benim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seni sevmek evet ama dokunmak hayır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seni sevmek beni sevmediğin için.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sana söylemek istiyorum; çok akıllısın hem de çok aptal.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sana söylemek istiyorum; sen Tanrı'sın ben de senin içindeyim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Söylemek Tanrı'mı sevdiğimi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim iyiliğimi istemiyorsun. Biliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben senin iyiliğini istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böyle gözyaşı dökmekten hoşlanmıyorum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ama böyle ağlayacağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hep seninleyim. Hep senin içindeyim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hep seviyorum seni.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ninni. Ninni.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uyumuyorum uykum yok uyumuyorum uykum var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bütün gün uyuyamazsın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uykunu büyültmeyi seviyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Senin uykun gibi büyüyorum ben de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sendeki uykuyu seviyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onu uyumak sevmek seni istemek istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ferit Edgü, "Nijinski Öyküleri"nden.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3103194962378351305?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3103194962378351305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3103194962378351305&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3103194962378351305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3103194962378351305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/03/sevmek.html' title='&quot;sevmek&quot;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-2386242929694922052</id><published>2011-03-16T23:14:00.002+02:00</published><updated>2011-03-16T23:20:00.923+02:00</updated><title type='text'>yalandöngü</title><content type='html'>"Her zaman aramak gerek. Her zaman. Bulduğunda bile.&lt;div&gt;Yeniden aramaya koyulmak gerek. Başka nasıl yol alınabilir?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Benim artık alınacak yolum kalmadı.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Başka nasıl ilerlenebilir ki?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Ben ilerlemek istemiyorum.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nasıl?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Ben ilerlemek istemiyorum dedim. Ben olduğum yerde, olduğum konumda dinlenmek istiyorum. Hiç değilse şimdilik. Bir süre. Hiç değilse bugünlük. Yarınlık. Hiç değilse bir haftalık.&lt;/b&gt;"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ferit Edgü, "Devam".&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-2386242929694922052?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/2386242929694922052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=2386242929694922052&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2386242929694922052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2386242929694922052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/03/yalandongu.html' title='yalandöngü'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-240274778097609578</id><published>2011-03-09T20:18:00.006+02:00</published><updated>2011-10-14T18:36:19.732+03:00</updated><title type='text'>"Kuşlar, yağmur yağınca, nereye giderler?"</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-bJ_I_z4elnE/TXfFYvKCG3I/AAAAAAAAA2Q/HkFB0D4_574/s1600/%25C2%25A9oguz-kurum---seyhanerozcel%2Bcopy.jpg"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5582147291915098994" src="http://2.bp.blogspot.com/-bJ_I_z4elnE/TXfFYvKCG3I/AAAAAAAAA2Q/HkFB0D4_574/s320/%25C2%25A9oguz-kurum---seyhanerozcel%2Bcopy.jpg" style="cursor: hand; cursor: pointer; display: block; height: 320px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 213px;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="16px" style="-webkit-border-horizontal-spacing: 0px; -webkit-border-vertical-spacing: 0px; font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td colspan="2" valign="top"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;Sondan ilke, dıştan içe doğru başlayalım istiyorum. Bize ilk bakışta Lascaux mağara resimlerini anımsatan ve üst üste karmaşık figürlerden oluşan kapak tasarımı oldukça etkileyici. İnsanlık tarihinin bu en eski görsel kaynakları aynı zamanda tarihin bir tür bilinçdışını temsil etmiyor mu?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Önce bir konuya işaret edeyim, benim ikisi hariç —onlara karışamazdım— kitaplarımın kapakları ait oldukları kitapların içindedir. Çünkü her kitabımı birer bütün olarak görürüm. Pentimento’nun kapağındaki desen de, evet Lascaux mağalarından. Siyah-beyaza dönüştürülmüş hali sadece. Lascaux olmasının özel bir anlamı yok, Altamira da olabilirdi, Bakü yakınlarındaki Kobustan da olabilirdi. Lascaux nere, Kobustan nere… Önemli olan, insanların var olduklarından beri sığındıkları mağaralarda yarattıkları görseller. Bir şeyler anlatmak, aktarmak istemişler. Sığındıkları için, korunma içgüdüsünü güçlendiren görseller de diyebiliriz. Bir tılsım gibi sanki, işaretleme, sınır çizme gibi. Bu mağaraları, ana karnı olarak bile düşünebiliriz. Hep, “geçmiş hatırlamaktır” derim. Açık ya da gizli, bütün kitaplarımda bu kavramın izi vardır. Ama “geçmiş geri dönmez, mümkün değil”dir. Tarih akar. Biz de aval aval bakarız. “Bilinçdışı” kavramı yerine, “bilinçaltı” kavramı olarak tanımlamak, bana daha doğru gibi geliyor. Jung, yakınlık duyduğum bir insan. Freud, bana uzaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;İtalyanca bir sözcük olan ‘pentimento’, plastik sanatlara ait bir kavram. Kitabın bir bölümü de yine benzer bir anlam aktaran ‘palimpsest’ başlığını taşıyor.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kitabın adını bulmakta, bir hayli zorlandım. Çünkü ben “kitap” yazan bir insanım. Tek tek şiirleri toplayıp, hah, kitap olabilir artık diyemem. Çünkü her kitapla mesele(leri)m vardır. Onu dillendirmeye, diri tutmaya çalışırım. Pentimento, Yeis ile Tabanca’nın bir bölümünün adı zaten. Aradığım, geçmişimde duruyormuş. Eski dönemlerin ressamlarıyla ilgili bir kavram. Tuval bulmak zor, kendin hazırlıyorsun. Yaptığın resmi beğenmediğinde, bir şekilde üstünü kapatıp yeni resmine başlıyorsun. Boyaları da zaten kendileri hazırlıyorlar. Ne var ki yıllar, yüzyıllar sonra, boyalar saydamlaşıyor, beğenmediğin resimle beğendiğin resim, tek bir resim hâline geliyor. (Bu heykelde yoktur sözgelimi.) Palimpsest ise kâğıtla ilgili. Kâğıt pahalıdır. Neyle üretilirse üretilsin. Üstü zımparalanır ve tekrar kullanılır. Yalnız palimpsest’ta, artık eski yazı yoktur. Kayıplara karışmıştır. Bütün bunlar, benim kuşağım denebilecek kuşağın yaşadıklarını düşündüğümüzde, daha anlamlı olabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;Kitap, James Joyce’tan bir alıntıyla açılıyor: “Old father, old artificer, stand me now and ever in good stead.” Size, bu kitap bağlamında Stephen Dedalus’u anımsatan nedir?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Eh, ben kolay bir okulda okumadım. (Liseden söz ediyorum.) Hocalarımız Amerika’da okumuş, kimisi yüksek lisans yapmış hocalardı. Joyce’un o kitabında da benzer bir okulun atmosferi vardır. Kitabı okuduğumda, aaa, bu benim yahu, demiştim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;İlk kitabınız Yeis ile Tabanca, “Hatıralar Dükkânı” isimli bir bölümle açılır. Bu isim, tüm Seyhan Erözçelik şiirine başlık olabilecek bir kapsayıcılığa da sahip. Nedir sizi geçmişe, hatıralara bu denli bağlayan?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Aslında, ben hatıralara bağlı değilim. Nostalji duygusuyla yaşayan bir insan olduğum da söylenemez. Ama memleketimizde bütün yaşananları gördükten sonra, elli yıllık hayatımda, nelerse onlar, birçok şeyin unutulduğunu üzülerek görüyorum. Unutmaya ayarlıyız sanki. Halbuki dünya hatırlayarak, unutmayarak, ders alarak ilerler. Ben de hatırlatıyorum. Çünkü hatırlıyorum: Il mio amarcord. İtalyancanın yerel dillerinden birinden, “hatırlıyordum.” Fellini’nin filmi bunu çok iyi anlatır. Savaş kapıdadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;Bana sorarsanız kitabın merkezinde “Maarif” başlıklı şiir yer alıyor. Her ne kadar şiirin ilk dizesinde, “Serdarcım, artık bilemem, şiir nasıl yazılır” deseniz de, bu şiir bir tür ders gibi. Kaotik bir süreç içerisinde tüm bellek çok çarpıcı bir şekilde yeniden canlanıveriyor.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yine ad konusuna geldik. Kitabın kod adı, Maarif’ti. (Maarif’ten kastım, eğitim değil elbette, Maarif Koleji. Birbirlerini on bir yaşında tanıyan iki çocuğun, farklı şekilde, nasıl serpildiklerini, nelerle karşılaştıklarını anlatmaya çalıştım. Diğer yandan da, dış dünyada başka hareketlilikler göze çarpar. Bizler, tam âşık olunacak yaşlarda 12 Eylül’ü, öncesini ve sonrasını yaşadık. (Âşık da olduk, o ayrı.) Bu yüzden bizim kuşak, hem “korkusuzdur”, hem de ürkektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;Birden çok Seyhan Erözçelik konuşuyor sanki kitap boyunca; birbirini değilleyen dizeler art arda geliyor zaman zaman: “‘Beni çok seviyo’sun/di mi?’/[Seni çok sevdim.]/…/Sana bi’ taş verdim./Senden bi’ taş aldım./Seni sevmedim.” (Seni Çok Sevmiştim) ya da “Bilmiyorum./Biliyorum da, bilmiyorum.” (Bir Mayıs Bin Dokuz Yüz Yetmiş Yediden Sonra). Hatırlama sürecindeki bu gelgitler hakkında neler söylemek istersiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Eh, bizler, bir kuklacının elinde kuklalar gibiydik. Ama canlı kukla. Gepetto Ustanın Pinokyo’ya söz geçiremediğini düşünelim. Pinokyo yaramazdır, tecessüs içindedir. Bu yüzden çok yanlış da yapar. Yanlış yaparak dünyanın kaç bucak olduğunu görür. Biraz Pinokyo’ysam, biraz Tom Sawyer, Huck, Catcher in the Rye’ın kahramanı Holden ve benzerleri gibiyim de. Çaresiz, kendini tanımak isteyen, kendi gibi olanları tanımak isteyen bir çocuk. Bu tür çocuklar, hiçbir şeyi unutmazlar. Kin gütme, öç duygusu değil sözünü ettiğim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;img alt="" src="http://medya.todayszaman.com/kitapzamani/2011/03/09/kurum01.jpg" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: justify;" /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-weight: normal;"&gt;&lt;strong&gt;“Aynada duramazsın/Kimse duramaz./San ki,/durmuşum./Aynaya bakmışım./Ben, ben miyim?” (Akis); “Hocam, biz ner’deyiz?/Bur’da mı?” (Ekonomi Sınavı). Şair, hatırladıkça (il mio amarcord), hatıralarındaki ‘ben’, ben’in durduğu yer konusunda şüpheye mi düşüyor?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Herhalde hepimiz küçükken aynanın yanından geçerken kendimizi görünce, yani yansımamızı, tersimizi, bu kim ya, demişizdir… İlk insanlar suya, cam gibi buza bakıp ne düşündüler acaba? Korkmuşlar mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;Bir önceki kitap Vâridik, Yoğidik özel bir dil çalışmasıydı. Bu kez ise gündelik konuşma dilinden yine çok kendinize has yeni bir şiir dili kuruyorsunuz. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Vâridik, Yoğidik, bir dil çalışması belki ama bu kitap da öyle. Bütün kitaplarımın birer çığlık, inleme, nar’a olduğunu düşünürüm. Türkçenin yapısı, ana/ata dilimizin yapısı, buna çok uygun. Belki de, “dilin belini getirmeye” çalışıyorum. Şiir budur, sanki… Galiba… Böylece hayat bulur dil. Şiirle.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;Wizard of Oz’a da gönderme yaparak 1974 yapımı Zardoz’u (Sean Connery-Charlotte Rampling) anıyorsunuz bir şiirde; bir diğerinde yönetmen Werner Herzog ve kült oyuncusu Klaus Kinski var. Son bölümde ise Müslüm Gürses için yazılmış bir Leonard Cohen şarkısının ‘uyarlaması’ yer alıyor. Seyhan Erözçelik’in diğer sanatlarla ilişkisi nedir?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şiir, sanatların anasıdır, derler. Şairin de, sadece hayattan değil, diğer sanatlardan da beslenmesi gerektiğini düşünürüm. Hatta iyi örülmüş bir dantel bile, şairi etkilemelidir. Çünkü insanlığımızı, uygarlığımızı böyle gösterebiliriz. Yemek yapmak sanatsa eğer, çok iyi yemek yaptığımı da söyleyebilirim. Zardoz’da çürümüş bir dünyadan, yeni bir dünya çıkar, Rampling ve Connery’nin birlikteliğiyle. (Âdem ve Havva gibi sanki.) Kinski, Herzog’la sık sık kavga eder. Bazı sahnelerde canlı hayvanların iyi çekim uğruna ölmesine izin verdiği için. Bunlar, bizim insan yanımızı gösteren kanıtlar. Yoksa, yokuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;Bir süredir dergilerde “Seyhan Erözçelik’ten Siyasi Şiirler” başlığıyla şiirler yayımlıyorsunuz. Nedir sizi siyasi şiirler yazmaya sevk eden şey ve bir kitap bütünlüğüne evrilecek mi yakın zamanda bu şiirler?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“Seyhan Erözçelik’ten Siyasi Şiirler”, aslında tespit notları. Ben öyle çok fazla şey eklemiyorum. Genelde bir haberden, bir haber fotoğrafından yola çıkıyorum. Sonra da bir-iki dize/söz ekliyorum. O kadar çok şey var ki gözden kaçan. Polisler, Ogün Samast’a bayrak tutturuyorlar. Hiçbir polis, “bayrak” yahut “bayrağımız” diyemiyor, aklına gelmiyor bile. “Şey” diyorlar. “Bayrak”, “şey” olabilir mi yahu? Bu şiirler gittiği yere kadar gidecek. Adı, diğer kitaplarımın aksine, şimdiden belli: “Seyhan Erözçelik’ten Siyasi Şiirler.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;strong&gt;Son bir soru, sizin bir dizenizle: “Kuşlar, yağmur yağınca, nereye giderler?”&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ha ha ha… Vallahi bilmiyorum, Google’dan bakmak lazım. Ben bilmiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="detail-spot" style="font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=6861"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-240274778097609578?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/240274778097609578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=240274778097609578&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/240274778097609578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/240274778097609578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/03/kuslar-yagmur-yagnca-nereye-gider.html' title='&quot;Kuşlar, yağmur yağınca, nereye giderler?&quot;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-bJ_I_z4elnE/TXfFYvKCG3I/AAAAAAAAA2Q/HkFB0D4_574/s72-c/%25C2%25A9oguz-kurum---seyhanerozcel%2Bcopy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-8345844555084970968</id><published>2011-02-26T00:19:00.007+02:00</published><updated>2011-10-14T18:37:17.211+03:00</updated><title type='text'>"çocukluğun soğuk geceleri"nin son sayfasına düşülen notlar'dan</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Dünyanın bir sesi olmalı. Avcumda yuvarladığım taşların sesi gibi. Kırık bir oyuncaktan çıkan uğultu ya da boş bir odada yankılanan karşılıksız bir telefon çalışı gibi. Bir ses olmalı. Duyulur. Kanıtlanır. Ulaşılabilir. Onu hatırlatan. Yoksa deliliğime hükmedecekler. Koruyamıyorum kendimi artık onlardan. Korumak istemiyorum. En kötüsü. Bu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-8345844555084970968?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/8345844555084970968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=8345844555084970968&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8345844555084970968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8345844555084970968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/02/cocuklugun-soguk-gecelerinin-son.html' title='&quot;çocukluğun soğuk geceleri&quot;nin son sayfasına düşülen notlar&apos;dan'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-4564475121241560021</id><published>2011-02-18T21:42:00.005+02:00</published><updated>2011-02-18T22:02:05.127+02:00</updated><title type='text'>jean d.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Bugün artık onu, beni en çok sevmiş olan en değerli sevgiliyi içime gömmüş olmaktan ötürü, büyük bir ürküntüye kapılıyorum. &lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;Ben onun mezarıyım. Toprak hiçbir şey değil.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Ölüm. Filizler ve sürgünler, ağzımdan fışkırıyor. Onunkiler. Alabildiğine açık göğsümü güzel kokularla dolduruyor. Yeşil ve tatlı bir canerik, sessizliğini şişiriyor. Ölüm sessizliği. Arılar, gevşek ve pörsük gözkapaklarının altındaki sıvılaşmış ve akmış gözbebeklerinin bulunduğu göz çukurlarından çıkıp kaçışıyor. Barikatların üzerinde vurulmuş bir yetişkini, genç bir kahramanı yiyip bitirmek ve sindirmek hiç de kolay bir şey değil. &lt;span class="Apple-style-span"&gt;Güneşi hepimiz severiz.&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span"&gt;Ağzım ve parmaklarım kanlar içinde.&lt;/span&gt; Etini dişlerimle parçaladım. &lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Normal olarak kadavralar kanamaz, seninki ise&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span"&gt;kanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;On dokuz Ağustos bin dokuz yüz kırk dörtte, barikatların üzerinde, &lt;span class="Apple-style-span"&gt;bahar sürgünlerinin altında öldü&lt;/span&gt; ve bu, benim ağzımı &lt;span class="Apple-style-span"&gt;kanlar&lt;/span&gt; içinde bıraktı."&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Jean Genet&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Cenaze Merasimi"nden.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-4564475121241560021?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/4564475121241560021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=4564475121241560021&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4564475121241560021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4564475121241560021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/02/jean-d.html' title='jean d.'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3417775613622947750</id><published>2011-02-09T20:55:00.005+02:00</published><updated>2011-10-14T18:41:41.743+03:00</updated><title type='text'>‘Anlayan hiç kimse yok galiba, böyle de yazmak feci’</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5571766708348399282" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TVLkTP50LrI/AAAAAAAAA1Y/cb1dvEvo-Oc/s400/345104_2.jpg" style="float: left; height: 268px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 10px; margin-top: 0px; width: 270px;" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Benim kulaklarım pencerelerdedir&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;onda kulaklarım, pencereler kırılalı beri&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Efendimiz! Efen“dimiz! diye gider bir ses&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ve dağılır bir çuval un gibi saçlarına&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;sen hiç dönme arkana sen&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ey yitik…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bir nehirde yürümek&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ve unutmak kirli çocukluğu” (Ey Yitik)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Aklımda hâlâ, bir önceki gece soluksuz okuduğum kitaptan ilk hatırlayışta bana kalan bu dizeler dönüp dururken çalıyoruz şairin kapısını. Son şiir kitabı, “Siyah Sistanbul” hakkında bir söyleşi yapmak için ziyaret ettiğimiz şair Lâle Müldür’ün evindeyiz. Her zamanki içtenliğiyle karşılıyor bizi. “Siz yol kıyafetleri uygun gelmişsiniz ama yola çıkacak kimse yok burda,” diyerek gülümsüyor ve tabii kendiliğinden açılıyor sohbet: “Ben eskiden yolcuydum hep. Yoldaydım yani. Yolumu nihayet bitirdim. Şimdi bir tek yolum var ama o yol her yola da gidebilen bir yol. Kısmet yani.” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bakışlarımız, duvarlardaki Yavuz Tanyeli, Balkan Naci İslimyeli gibi günümüz resim sanatının usta isimleri tarafından yapılmış sayısız Lâle Müldür portrelerinde ve şairin evinin benzersiz Boğaz manzarasında gezinirken, “İsterseniz, ben ilk önce Hıristiyanlarla Müslümanların genel hâlinden bahsedeyim size biraz,” diyen şaire kulak veriyor ve ses kayıt aletini çalıştırıyoruz: “Dışarıda inanın, kendine Hıristiyan diyecek insanlar çok azaldı, gerçekten azaldı; ama bu demek değil ki, Müslümanlar galip!.. Müslümanlarda da eklektik bilinç fazla, analitik bilinç fazla ama sentez yok. Var mı bir sentez devşiren bütün Müslüman bilginler arasında?.. İki dehşetengiz uçurumun arasından ilerliyoruz. Düşmemiz an meselesi. Saçma sapan gürültüler, kavgalar bir de üstüne üstlük. Ve görünmez bir savaş var Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında. Batı’da olunca daha iyi anlıyorsun onun savaş olduğunu. Oysa insanların, bir insan kitlesine bakıp da, onun Epiküryen Hıristiyan mı olduğunu ya da mecburcu Müslüman mı olduğunu anlaması çok güç artık.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TVLsJ3chbKI/AAAAAAAAA1o/iK28VwwR_co/s400/lalemuldur.jpg" /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;'Bütün Türkiye Benim Oğlum'&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İlk olarak, “Siyah Sistanbul”dan konuşmak istiyoruz biraz; kitabın en ilgi çekici şiirlerinden biri olan, çarpıcı imgelerle kurulu “Balık İnsanı” isimli şiirden. Bu şiirde yer alan: “Ama benim oğullarım var/ Bütün Türkiye benim oğlum” dizelerinin çıkış noktasını öğrenmeye çalışıyoruz. Öncelikle “Sen sevdin mi o şiiri?” diye soruyor Müldür ve ekliyor: “O şiiri kimse kavrayamadı daha. Anlayan hiç kimse yok galiba artık. Böyle de yazmak feci yani!..” diyor. “Evet, benim bir sürü oğlum var, diyorum o şiirde. ‘Balık İnsanı” enteresan bir şiir, Türkiye’ye ağıt gibi. Uzun ciddi bir şiir o.  Orada ben oğlum diyorum Türk erkekleri için. Hepsi oğlum gibi. Doğrusu sizi de başka bir şekilde karşılamadım, oğlum gibisiniz.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bir kahin-şair olarak Arthur Rimbaud, bütünü düşünüldüğü zaman Lâle Müldür şiirinde hep önem taşıyagelmiş bir isim oldu. Son kitap bağlamında, bu kez daha da önemli ve ayrıcalıklı bir deneyim eşliğinde karşılaşıyoruz büyük Fransız şairle. Kitaptan alıntılarsak: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“Gece yarısını biraz zaman geçmişti, ki karşımda Rimbaud &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;duruyordu, o çağlar ötesi yüzüyle hâlâ, onu çağımıza &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;getirmek ve onunla konuşmak istedim. Bunun için tek bir yol &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;vardı - HİPNOZ işte Rimbaud karşımdaydı bütün serseriliği &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;vurdum duymazlığı ve büyüsüyle… ama bu aynı Rimbaud &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;İsa’nın önünde hüzünlü, melankolik ve titreşimlerle dolu bir &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Rimbaud olarak kalakaldı. Bugüne kadar Rimbaud’yu yeniden &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;diriltmek gereksiz bir uğraş olurdu çünkü Rimbaud’nun şiirleri &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bütün çağları öngörür. Ancak bugün bir sonraki kitapta &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;görüleceği üzere bilinmeze vardık ve Yaratıcı Ozan ilk defa &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;varoluyor çünkü BEN bir başkasıdır…”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Lâle Müldür’den bize biraz bu deneyimi ve “Meleklerin Hükmettiği Rimbaud” diye isimlendirdiği şairden bahsetmesini istiyoruz: “Rimbaud, bayağı kendini beğenmiş bir şair. Bana bile bir kere güldü. Kızdım, ‘ben seni hayata getiriyorum. Benimle alay mı ediyorsun?’ dedim. Sonraları tam tersine döndü bana karşı. İsa’nın resminin altında duruyor, sürekli İsa’ya bakıyordu. Onu falan bıraktı bana bakmaya başladı. Rimbaud, Rimbaud!.. Aklınız alıyor mu?.. Benim İsa’yla ilgili girdiğim her türlü zor pozisyona o da giriyordu. Aynı sıkıntıları çekti benim gibi. Üzüldümü de çok üzülen biri gerçekten. Çok üzüldüğü zamanlar oldu, ben de çok üzüldüm onunla birlikte.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;                           &lt;imgsrc="http: _afbwqitrdge="" aaaaaaaaa1g="" com="" luqipynzeo="" s400="" tvlq_dv3qci=""&gt;&lt;/imgsrc="http:&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;'İkide Bir Ağlar Hale Geldim'&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Tam bu arada, “Ağlıyorsun işte Rimbaud/ağlıyorsun/ne yapabilirim ki ben bunun için?” dizelerini hatırlatıyoruz şaire: “Evet ağlıyor, bende ağlıyorum çok” diye cevap veriyor Müldür: “Ben ikide bir ağlar hâle geldim artık.” Şairin, uzun bir süredir tasvir edegeldiği İsa peygamber imgesine de yakın bir Rimbaud ile karşılaşıyoruz kitapta; hatta kitabın son şiiri “Bronz”da, tüm isimlerin baş harfleri birer şifre olarak birleşiyor şiirin bitimine doğru: “Ve en sonunda/bir dövme yanağında/karışık tuhaf çizimlerin arasında/LM ve C/sonra LMC ile veriyorsun şifreni…/sonra sonra R ve C/ve LMRC olarak tamamlıyorsun şifreni…” &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Şairin bir kahine dönüşümü hakkındaki düşüncelerini soruyoruz Lâle Müldür’e ve, “Beni Amerika’da öyle biliyorlar zaten. Beni öyle tanıdılar,” diyor ve son Amerika seyahatinde yaşadıklarını anlatıyor bize: “Amerika’nın en iyi şairleriydi karşımızdakiler. Ben son anda şiirimi değiştirmeye karar verdim, o ana dek hep başka bir şiir okuyordum, vazgeçtim ondan; ‘Buhurumeryem’i okuyayım dedim. Okuyorum şiirin İngilizcesini. Ben şiirimi okudukça insanlar tuhaf tepkiler göstermeye başladılar. ‘Allah Allah,’ dedim, ‘herhalde beğenmediler şiirimi.’ Sonra biri kalktı ve ‘Şu gördüğünüz kadın’ dedi, ‘İşte burada, hepinizin önünde kehanet gösteriyor.’ Ve kehanetle biliniyorum ben Amerika’da artık. Ama o da neden? Ben bir sürü şeyi bilirim, artık bunun esprisi bile kalmadı. Çoğu kimse doğrudan telefon açıyor bana, ‘Şöyle şöyle bir durum var, ne yapmalıyım Lâle?’ diye soruyor. Ben de uyduruyorum birşeyler, sonra doğru çıkıyor söylediklerim. Ben ne yapayım?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;Noli Me Tangere'nin Öyküsü&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Söz, “Buhurumeryem”e ve kehanetlere gelmişken biraz İsa peygamber ile ilgili hikâyesini anlatmasını istiyoruz; gençlik ve şiire ilk başladığı yıllara dönüyor şair:  “İtalya’ya ilk gidişim benim hem herkesin çok ilgisini çeker, hem de anlamazlar niye döndüğümü. Ben, İngilizce şiirler yazıyordum o zaman. Sonradan Gürol Irzık’la Bülent Somay, ‘Türkçe yaz Lâle,’ dediler. Onlara uydum. İngilizce şiirlerimi gönderdim İtalya’daki o akademiye. Olay olmuş farkında değilim ben. Annem babamla geldik okula, baktım bütün hocalar ve rektör beni bekliyor. Hiç alışık değilim böyle şeylere. Niye bekliyorsunuz diye sormak da acayip olacak, sormadım bir şey. Ondan sonra beni şiir hocamın yanına gönderdi rektör. Şiir hocası konuşmaya başladı, çok da yakışıklı bir adamdı, iki de bir İncil diyor; ‘siz niye İncil’den sözediyorsunuz ki bana?’ dedim. Adam bana şöyle bir baktı, ‘sen İncil’den bahsetmiyor musun?’ dedi. ‘Yok, hayır,’ dedim; ‘ben bilmem ki İncil’i, Kuran’ı da bilmem. Ben Marksistim,’ dedim. O sıralar Marksisttim. Bunun üzerine ‘Noli Me Tangere’yi gösterdi, ‘bunu nasıl yazdın?’ diye sordu. ‘Bunu Freud’un bir kitabından almıştım,’ dedim. Ama bulamadım da yerini sonradan. Fazla da inceleyip bakmadım doğrusu. Zen Budist bir araştırmaya göre ölüler dirilir yeniden konuşmaya başlarlar. Yeniden doğuş teması İsa’ya bağlanıyor ordan ama benim aklımda öyle bir şey yoktu hiç. ‘Bu kadarı fazla, sana İsa öğretmiş bu sözcükleri,’ dediler. Çünkü İsa, bildiğiniz gibi ‘kelimetullah’, kelimelerin peygamberi. Elbette ki şairlere bakıyor. Ve ben bütün dünyada dolaştığımdan biliyorum, dünyanın hiçbir yerinde benim kadar İncil’le kafayı bozmuş biri yok. Dolayısıyla adam inanmadı tabii ben gidene kadar ondan sonra.” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;Bundan Sonraki Kitap: Anneye Ayetler&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“Hiçbir şeyi hiçbir zaman aydınlatamayacağım düşüncesi beni büyük bir umutsuzluğa sürüklüyor, o zaman kurtuluş için yığınlar gibi ben de kurtarıcıyı beklemeye başlıyorum.” diye yazmıştı Lâle Müldür, ilk ve tek romanı “Bizansiyya”da. “Bir kurtarıcı/mesih beklentisi üzerine, buna duyduğumuz ihtiyaç üzerine neler düşünüyorsunuz? Hiç umudumuz kalmadı mı?” diye soruyoruz şaire, “Tam yerine geldiniz,” diyerek gülüyor: “Dünyanın sonuna geldiğimizi heralde tartışan kimse kalmadı artık. Ben yıllar önce başladım dünyanın sonu geliyor demeye.” Ve oradan, “Siyah Sistanbul”un öncülü olduğu bir sonraki kitap “Anneye Ayetler”e geliyoruz: “Ben esas bu kitapta değil, bundan sonraki şiir kitabında öyle şeyler koyacağım ki ortaya skandal olacak. Ama skandal, bildiğimiz kötü anlamda skandal değil. Sadece çok şaşıracaklar. Kitabın ismi ‘Anneye Ayetler’; ama annemle ilgili değil skandal. Anneme dair özel bir bölüm var. Ama ondan sonra öyle bir bölüm geliyor ki!...” diyor ve susuyor şair. Dünyaya, insanlığa ağıt niteliği mi taşıyor diye soruyoruz bunun üzerine, “Hiç ağıt yok, son derece mutlu bir kitap,” diyor: “Yepyeni stillerde ve daha manevi şiirler olacak. Ama ne skandal onu söyleyemiyorum tabii.” Böylece, şairi daha fazla zorlamamak için konuşmanın yerini alıyor “Zen Susuşu”, o büyük susku:   &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;“yan yana ikimiz&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;susuyoruz işte&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Zen susuşunu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Ayak parmaklarını kıvırıyorsun&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Karanfilli çayımdan içiyorum ben&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hiçbir şey söylemeyerek&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yan yana ikimiz&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;susuyorum işte&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Zen susuşunu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ayrı ayrı bir yerlere alınıp götürülmeden önce.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;***&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;'Şairin okurunu yarattığına inanıyorum'&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;“Bu kitapta&lt;/b&gt; benim son birkaç depresif şiirim var. Son siyahlıklar artık. “Siyah Sistanbul” ismi ordan geliyor. Buradan işte inci gibi bir beyazlığa geçeceğiz.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;“Bir takım&lt;/b&gt; hırgürler var, ufak tefek. Aslında son olan da ağır bir şey, Mısır’da El Kaide Hıristiyanlara hücum etti. Ben çok üzüldüm. Hiç bir yanıyla affedilecek gibi değil. Müslüman entelijansiyamız bu şekilde. Ne yapacağız biz, nereye gideceğiz bu tarz insanlarla? Batı’da bizi dehşetengiz savaşçılar diye biliyorlar, savaşçıyız da doğru. Ama o kadar, başka bir şey gelmiyor ardından. Gerçekten Kuran’ı okuyan ve özümseyen kaç kişi var acaba?”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;“Ben, şairin&lt;/b&gt; okurunu yarattığına inanan bir insanım. Genelde, ben burda yazacak insan değilim, ne yalan söyleyeyim. Burda yazmam çok acayip bir şey. Burası olmasa başka bir yer de olamazdı biliyorum ama.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;“’Tanrı kuramı’&lt;/b&gt; diye bir kitap okuyorum şimdi. Tanrının bulunduğu yerden sözedecek olursak, orada başlangıç son karışır zaten; sonlar başlangıca başlangıçlar da sona dönüşür aniden. Ve beğendim de kitabı, çünkü ne ardısıra bakışı olmayan bir dinseverliğe, ne de kuantum mekanikçi bir kökten materyalist dönüşüme inanıyor. İkisinin buluştuğu noktada duruyor adam ve yeni bir Tanrı kavramını orada belirliyor. Güzel… Yani milletin bu kadar anti-Müslüman olması, dinlerin Avrupa’da hiçbir yer tutmaması artık, bunların temelindeki meselelerden biri… Bu adam ortasını bulmuş, Bernard Haisch diye biri.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;b&gt;“Korku yok bende.&lt;/b&gt; Doğrusu bir tek işkenceden korkarım ben, Allah uzak tutar inşallah beni. Ama onun dışında hiçbir şeyden korkmam. Çok erken yaşlarda babaya karşı çıkarak hayatımı kurmaya başladım zaten.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=6801"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3417775613622947750?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3417775613622947750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3417775613622947750&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3417775613622947750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3417775613622947750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/02/anlayan-hic-kimse-yok-galiba-boyle-de.html' title='‘Anlayan hiç kimse yok galiba, böyle de yazmak feci’'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TVLkTP50LrI/AAAAAAAAA1Y/cb1dvEvo-Oc/s72-c/345104_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-9209982581600858688</id><published>2011-02-07T23:26:00.003+02:00</published><updated>2011-02-08T00:00:42.007+02:00</updated><title type='text'>bitik II</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 21px; "&gt;&lt;s&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;3. Gün&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Yüzüne dokunuyorum. Duvara yansıyan yüzüne. Yokluk bu, işte!.. Bana duvarları bırakıyorsun ardında. Bir de pencereleri... Hiçbir yeri görmeyen pencereler, kör.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Boşluk. Harfleri sayıyorum ilk. Sonra dönüp yeniden, bir daha bir daha... Hecelere geçiyorum, ardından... Sonra, sözcükler... Bir türlü cümle olamıyor, tamamlanamıyorum. Sakinleştir beni, lütfen, tanımla! Boşluğu çoğaltıyor ışık. Işığa dayanamıyorum! Günlerdir karanlıkta, öylece yere uzanmış duvarları seyrediyorum. Yer değiştiren yüzünün yansımasını kovalıyorum boşlukta. Gözlerim el el. Kan. Sözcükler yeni bir kangreni çağırıyor. Benziyorlar kangrene.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Hastalık dolu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Hastalık doluyum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Yüceliyorum bununla.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Duyulmayan sesinin ılıklığına yakışıyor mu bendeki bu yabancılık?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left; "&gt;(yazılamadan kalmış bir alınyazısı'ndan parça [parça].)&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left; "&gt;2011&lt;/p&gt;&lt;/s&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-9209982581600858688?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/9209982581600858688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=9209982581600858688&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/9209982581600858688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/9209982581600858688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/02/bitik-ii.html' title='bitik II'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5567046864619360453</id><published>2011-01-27T22:24:00.007+02:00</published><updated>2011-02-07T23:47:16.864+02:00</updated><title type='text'>bitik</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 21px; "&gt;&lt;s&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Her g&lt;span class="Apple-style-span"&gt;ün yeniden&lt;/span&gt; doğan güneş, her gün yeni bir delilik doğurur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;1. Gün - &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Elime batan kaktüs dikenine âşık olmuştum ben. Canımı acıtıyor, bana hayâller gördürüyordu. Duvara yansıyan gölgesini takip edebiliyordum. Kokusuzdu, ona beş duyumla sahip olmak istiyordum. Bu sefer – &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Çayın altını yaktım, ekmekleri kızarttım. Masa hazırdı. Pencereden gecenin karanlığı ayrılmamıştı henüz. Güneş birazdan doğacaktı. Söz vermişti. Sözümde durdum. ‘Bugün çok soğuk olacakmış hava, sıkı giyin’. Fincanları yıkamayı unutmuştuk akşam, sıcak suyla çalkaladım biraz içlerini. Çay doldurup bir yudum aldım. Tükürdüm hemen. Zehir gibiydi, zehir gibiydi her şey. İnancım köreldi. Yokoldum. Bir kez daha denemeyi istedim, ayağa kalkmaya zorladım kendimi. Masaya, hayır, en azından tezgaha erişebilsem. Elime bir kaktüs dikeni –&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;… batmamış olsa. Sigara paketine baktım. Yalındı, olması gerektiği gibiydi her şey. Dumanı tütüyordu. Dışarı çıkabilsem, ona yaklaşabilsem belki. Kurşun kalemlerimi hatırladım çocukluğumdan. Kimse olamadım. Olmak da istemiyorum artık. Onu düşünmemek için çocukluğa bile katlanabilirim. Yere uzandım, sağ elimi yanımdaki saksının içine daldırıp bir avuç toprak aldım. Sert, kuru, taşlaşmış. Ağzıma atıp çiğnemeye başladım. Tatsızdı –&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;… Dünya’nın tadı gibiydi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Tüm gün, uzandığım yerde kaldım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Onu aklıma getirmemek için gözlerimi yumdum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;2. Gün&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; "&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Siyah beyaz bir fotoğrafta anımsıyorum onu. Oysa fotoğraftaki o değil. Bana onu anımsatan şey, fotoğraftaki başka biri - &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;(Onunla birlikte, yanyanayken çekilmiş hiç fotoğrafımız olmadı. Annemle de yoktur örneğin. Sanırım, sevdiklerimi gözlerden saklamayı sağlıyorum böylelikle.)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;(yazılamadan kalmış bir alınyazısı'ndan parça [parça].)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;2011&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; font-size: 15px; "&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Book Antiqua&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; font-size: 15px; "&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Book Antiqua&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNoSpacing" style="text-align: justify; font-size: 15px; "&gt;&lt;span style="font-family:&amp;quot;Book Antiqua&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/s&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5567046864619360453?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5567046864619360453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5567046864619360453&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5567046864619360453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5567046864619360453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/01/bitik.html' title='bitik'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-1329266658611896418</id><published>2011-01-22T20:24:00.004+02:00</published><updated>2011-01-22T20:39:44.972+02:00</updated><title type='text'>ne güzel suçluyuz biz hepimiz</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sana söyliyemediklerimi karıncalara söyliyeceğim, bozkıra senden benden yalnız.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Susuyoruz bak hep. Söyliyemediklerimizi susuyor, bilmediklerimizi konuşuyoruz. Bozkır senden benden yalnız, oysa yaratık dolu, yaşam dolu - ya karıncalar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Hep oturup cıgara içiyoruz yetersiz, konyak içiyoruz yetersiz, en asıl yetersiz biziz, yalnızlığımız en yetersiz - ya bozkır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ben, kadının biriysem sevilmeliyim, sen bilmezsin güzel miyim, bu en büyük güzelliğim senin bilmezliğin, duymazlığın - ya en boş dalmalar gözlerimizde.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bak, tozluyuz biz, çok tozluyuz - ya bozkır, bozkır yolundan kamyonlar geçerken kalkan toz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;O başka, yapışkan bizimki, yağmurlarla yıkanmaz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bak, hayal kurarım, en zevksiz acıklılara gözyaşı dökerim de kendimi bilmem. Biz bilmeyiz birbirimizi; böylesine mutluyuz bazı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu evrende her şeyi silecek birileri, yaşamları hepten. Bu önemli değil; biz çoktan tükenmişiz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Somutlara güvenimiz yok hiç, onlar kalmaz, yok. Herkesler, her şeylerini çok şeylere harcıyorlar, tutsak kılıyor bu şeyler onları, hep onlara çarpıyorlar yaşantılarında.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ama bak, gerçek tutsaklar biziz, soyuttan gelir bizimki, savaşılmaz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;En değerli somutlarımı yoktan satarım da kurtulamam ötekilerden, bilirsin.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bırakıp bırakıp ırak kentlere bile gidemeyiz, bu uğraş ister.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bak, bizi ağaçlandırmak güçtür - ya bozkır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;Sevgi Soysal&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;"Tutkulu Perçem"den (1962).&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-1329266658611896418?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/1329266658611896418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=1329266658611896418&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1329266658611896418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1329266658611896418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/01/ne-guzel-sucluyuz-biz-hepimiz.html' title='ne güzel suçluyuz biz hepimiz'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3137136903120566777</id><published>2011-01-10T23:56:00.006+02:00</published><updated>2011-01-11T00:10:33.895+02:00</updated><title type='text'>özgür edebiyat II</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TSuDUXwaHfI/AAAAAAAAA08/F6C8Sy6wpkI/s1600/edebiyat-sayi-2520110102010544.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 281px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TSuDUXwaHfI/AAAAAAAAA08/F6C8Sy6wpkI/s400/edebiyat-sayi-2520110102010544.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560682550916685298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Özgür Edebiyat dergisinin &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;Ocak- Şubat 2011 tarihli &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;25. &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;sayısında "Rilke'nin Meleği"&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;i&gt;ve "Sıkıntı" isimli iki yeni şiir..&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3137136903120566777?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3137136903120566777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3137136903120566777&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3137136903120566777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3137136903120566777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2011/01/ozgur-edebiyat-ii.html' title='özgür edebiyat II'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TSuDUXwaHfI/AAAAAAAAA08/F6C8Sy6wpkI/s72-c/edebiyat-sayi-2520110102010544.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-2864399795950592902</id><published>2010-12-27T22:06:00.003+02:00</published><updated>2010-12-27T22:15:17.202+02:00</updated><title type='text'>kalp zamanı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-size:180%;" &gt;"Yazmanın anlamı ne, yazmayı yaşamak haline getirmiş olan kişinin anlamı ne?"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;Paul Celan&lt;br /&gt;Ingeborg Bachmann'a yazılmış 20.07.1959 tarihli mektuptan.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-2864399795950592902?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/2864399795950592902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=2864399795950592902&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2864399795950592902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2864399795950592902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/12/kalp-zaman.html' title='kalp zamanı'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-6361048579054898207</id><published>2010-12-23T21:44:00.004+02:00</published><updated>2010-12-23T22:29:56.756+02:00</updated><title type='text'>"ölüm havası"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TROv_zLXO2I/AAAAAAAAA0Q/woFLq4dST9c/s1600/celan.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 305px; height: 352px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TROv_zLXO2I/AAAAAAAAA0Q/woFLq4dST9c/s400/celan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553976276082441058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Siyah sütünü içiyoruz sabahın akşam saatlerinde&lt;br /&gt;onu içiyoruz öğle sabah demeden hep onu geceleri&lt;br /&gt;içiyor ha bire içiyoruz&lt;br /&gt;bir mezar kazıyoruz gökyüzüne rahatça yatmak için&lt;br /&gt;adamın teki bir evde yılanlarla oynuyor yazıp çiziyor&lt;br /&gt;Almanya'ya yazıyor karanlık çöktüğü vakit altın saçın Margarete&lt;br /&gt;Onu yazıp evin önüne çıkıyor ıslıkla köpeklerini çağırıyor yıldızlar ışıyınca&lt;br /&gt;yahudilerini çağırıyor toprağa bir mezar kazsınlar diye&lt;br /&gt;ve bize buyruklar yağdırıyor oyun havaları çalmamız için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah sütünü içiyoruz sabahın gece saatlerinde seni&lt;br /&gt;hep seni içiyoruz sabah öğle demeden hep seni akşamları&lt;br /&gt;içiyor ha bire içiyoruz&lt;br /&gt;adamın teki bir evde yılanlarla oynuyor yazıp çiziyor&lt;br /&gt;Almanya'ya yazıyor karanlık çöktüğü vakit altın saçın Margarete&lt;br /&gt;gümüş saçın Sulamith bir mezar kazıyoruz gökyüzüne rahatça yatmak için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırıp çağırıyor siz daha derin kazın toprağı&lt;br /&gt;siz de çalıp söyleyin diye&lt;br /&gt;belindeki silaha el atıp havada savuruyor gözleri mavi&lt;br /&gt;daha derine daldırın küreklerinizi sizler de oyuna devam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah sütünü içiyoruz sabahın gece saatlerinde seni&lt;br /&gt;hep seni içiyoruz öğle sabah demeden hep seni geceleri&lt;br /&gt;içiyor ha bire içiyoruz&lt;br /&gt;adamın teki bir evde oturuyor altın saçın Margarete&lt;br /&gt;gümüş saçın Sulamith ve o yılanlarla oynuyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırıp çağırıyor daha tatlı çalın diye ölümü Alman bir ustadır ölüm&lt;br /&gt;bağırıp çağırıyor daha koyu çalın kemanlarınızı duman olur savrulursunuz&lt;br /&gt;buluttan mezarınız olur size dar gelmeyecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah sütünü içiyoruz sabahın gece saatlerinde seni&lt;br /&gt;öğleyin seni içiyoruz Alman bir ustadır ölüm&lt;br /&gt;akşam sabah seni içiyoruz içiyor ha bire içiyoruz&lt;br /&gt;Alman bir ustadır ölüm gözleri mavi&lt;br /&gt;seni kurşunluyor tam on ikiden vuruyor seni&lt;br /&gt;adamın teki bir evde oturuyor altın saçın Margarete&lt;br /&gt;köpeklerini üstümüze saldırtıyor ve gökyüzünde bir mezar armağan ediyor bize&lt;br /&gt;yılanlarıyla oynayıp düş kuruyor Alman bir ustadır ölüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;altın saçın Margarete&lt;br /&gt;gümüş saçın Sulamith&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paul Celan&lt;br /&gt;Çev. Gertrude Durusoy, Ahmet Necdet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Paul_Celan"&gt;Paul Celan&lt;/a&gt;, II. Dünya Savaşı sırasında Alman ordularının yaşadığı şehre girmesiyle bir çalışma kampına gönderilir ve iki yıl süreyle orada tutsak edilir. Bu sırada tüm ailesi de çeşitli kamplara sürülmüştür. Annesini, Auschwitz Kampı'nda yitirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ölüm Havası"nı kendi sesinden dinlemek için: &lt;a href="http://www.fa-kuan.muc.de/CELAN.RXML"&gt;Todesfuge&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-6361048579054898207?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/6361048579054898207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=6361048579054898207&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6361048579054898207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6361048579054898207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/12/olum-havas.html' title='&quot;ölüm havası&quot;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TROv_zLXO2I/AAAAAAAAA0Q/woFLq4dST9c/s72-c/celan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-4590018939078558219</id><published>2010-12-07T23:28:00.003+02:00</published><updated>2010-12-07T23:48:29.208+02:00</updated><title type='text'>sanki rüyâdan evvel yazılmış..</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TP6nYFeXuaI/AAAAAAAAAxo/fBbdLUrdAl8/s1600/ruyakasri.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 206px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TP6nYFeXuaI/AAAAAAAAAxo/fBbdLUrdAl8/s320/ruyakasri.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548055823195290018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;“Rüyâ, özne değildir. O, öznelliğin hizmetinde de değildir; öznelliğin ta kendisidir.” der, Adorno’nun “Rüyâ Kayıtları”na bir sonsöz yazan Jan Philipp Reemtsma: “Rüyâda, her şey öznelliktir, nesnenin bir karşılığı yoktur. Bu nedenle, rüyâ, şakalarının kalitesi hakkında tasalanmaz. İyi espriler yapmak derdinde değildir; çünkü zaten herhangi bir şey yapmak istememektedir. Rüyâ yönelimsizdir; çünkü kendisi yönelimdir; bu nedenle rüyâların isabetli veya isabetsiz olması söz konusu değildir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyâların bu belirlenimsizliğini, yapılan bir şey olan ‘dil’in kurgusu içerisinde -‘dil’le- varetme çabası, yazı sanatının en güç bilinmezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Tanpınar’ın deyişiyle: “En uyanık bir gayret ve çalışma ile dilde rüyâ hâlini kurmak,” kastı, edebiyatın dile getirilemez olanı anlatma çabasını çok güzel özetlemekte. Bu çabanın, güneşe çıkan en son sahih örneklerinden birini, Ercan Yılmaz’ın üçüncü şiir kitabı “Rüyâ Kasrı”nı tanıtmakla yükümlüyüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sanki rüyâdan evvel” yazılmış bir şiirin peşinde olan Yılmaz’ın yapıtı, “İstiâre Kuşları”, “Vera” ve “Acemi Bahçe” isimli üç bölümden oluşuyor. Ahmet Haşim’den Asaf Hâlet Çelebi’ye ve oradan da günümüze çekilebilecek bir hat üzerinde, belli bir şiir anlayışının mirasçısı olarak yola çıkan Yılmaz’ın şiirlerindeki esrik ve müzikal dil; şiirinin yapısındaki klâsik ögelerle de kendisini ait olduğu geleneğe eklemliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dil’e dökülen bir rüyâ olarak hayattan kaçışın bütün yansıması kitaptaki şiirlerde kendini gösterdiği gibi; “gemiden çok ‘gemi’ sözcüğünü severim” diyen bir şairin, nesnelerle, daha da ötesinde tüm Dünya’yla kurduğu ilişki ancak bir hayâl perdesinde canlanıyor. Bu anlamda, tematik bir yapıya sahip olan “Bursa’da Dört Mevsim” şiirini bütünün dışında tutarsak, kitabın en belirleyici ve başarılı şiirlerinin ilk bölümde yeraldığını söyleyebiliriz. Bu bölümde, başat olarak melânkolik bir öznenin Dünya’yla yaralanışından doğan sert dizeler esrik bir dile dönüşüyor: “yarası güvercin kanıysa sebil/ince hastalığı yaz günlerinin/bu rüyâ kasrı ıhlamur değil/yersiz-yurtsuz bir melânkoli.” Kitabın diğer şiirlerinin taşıdığı nostaljik yüke ve öteleyen dile kıyasla, ‘bugün’ün ve ‘benoluş’ çabasının ağır bir yansıması olan “Dil” isimli şiir, orijini işaret ettiği gibi kanımca da kitabın en başarılı şiiri: “ruhların yapıldığı vadiye gümüş/bir zamir koydum sonsuza değin/’onların adlarıyla’ onların adları/ve kemik ve et ve elbette rüyâ/bir Dil’di Babil, o kirli sarı/acaba hangi ismi verdi sanrıya/sen ayna, yüz olmak ister misin?” Ürkütücü sorulardan çekinmeyen, yabancılaşma sancısının sebebini ‘dil’de arayan; ancak, aynı zamanda kurtuluşunu da yine ‘dil’de bulan bir özne… Bu özne, şiirler boyunca git gide kendinden çıkıp, bir ‘ad’ -hatta bir ‘zamir’den- ibaret kalarak, “rüyâ içinde rüyâdan daha fazlasıyım” (Rilke) diyebilen bir bütünleşmeye evriliyor: “ve gülde intiharla büyüyen yırtık/şiir mi? zamirlerle yazılır artık.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bağlamda, uykuyla ölüm arasındaki benzerlik de şairin algısını belirlemektedir. Şiirlerde yer bulan imgeler, rüyâ deneyimleri hep ölüm üzerinden biçimlenir: “istiâre kuşları” ölüdür; ölümün sûru gül doğurur ya da Nerval özelinde şair kendini “Dil’in fenerine huşûyla asar.” Çünkü, Adorno’nun dediği gibi, “Rüyâ da ölüm gibi siyahtır.” Hayat ve hakikat, ancak bir cam fanusta, kelimelerin kasrında düşlenen anılardan ibarettir. Tabiri ve tasviri imkânsız anılar: “gök ne kadar mecâzi ise kuş/o kadar iğreti.” Geleceği olmayan bir zamandır bu, belirli bir anda dondurulmuş ve seyredilene dönüşmüş âlemdir.     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır okumayı özlediğim bir şiir, bir kitap oldu, “Rüyâ Kasrı”. Geleneğin içinden ama geleneği yenileyerek kendi sözünü kurmayı başaran, gül’e yeni tasvirler düşüren bir isim Ercan Yılmaz. Yalnız rüyâlarda/rüyâlarla yaşayan bir şair var burda; umarım, dikkat edilsin!.. “La Vida est un sueno.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=6727"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-4590018939078558219?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/4590018939078558219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=4590018939078558219&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4590018939078558219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4590018939078558219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/12/sanki-ruyadan-evvel-yazlms.html' title='sanki rüyâdan evvel yazılmış..'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TP6nYFeXuaI/AAAAAAAAAxo/fBbdLUrdAl8/s72-c/ruyakasri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-999962210480035905</id><published>2010-11-15T20:23:00.003+02:00</published><updated>2011-03-15T15:40:14.301+02:00</updated><title type='text'>kindberg</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;Tarihin - açıklanabilir olduğunu düşünmüyorum.&lt;br /&gt;Varoluşun - açıklanabilir olduğunu düşünmüyorum.&lt;br /&gt;Aşkın - açıklanabilir olduğunu düşünmüyorum.&lt;br /&gt;Zamanın - açıklanabilir olduğunu düşünmüyorum.&lt;br /&gt;Tanrının - açıklanabilir olduğunu düşünmüyorum.&lt;br /&gt;Rüyâların - açıklanabilir olduğunu düşünmüyorum.&lt;br /&gt;Ölümün - açıklanabilir olduğunu düşünmüyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-999962210480035905?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/999962210480035905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=999962210480035905&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/999962210480035905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/999962210480035905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/11/kindberg.html' title='kindberg'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-4837243112208587744</id><published>2010-11-14T01:57:00.004+02:00</published><updated>2010-11-14T02:19:40.533+02:00</updated><title type='text'>işgal edilmiş ev</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TN8p_2qg0EI/AAAAAAAAAxg/9G53WBYSiO8/s1600/tumblr_l5hwgp3GzB1qzeybvo1_400.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 306px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TN8p_2qg0EI/AAAAAAAAAxg/9G53WBYSiO8/s320/tumblr_l5hwgp3GzB1qzeybvo1_400.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5539192243671322690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Borges'in anlattıkları, Cortazar'ı ne kadar özlediğimi farketmeme sebep oldu, yeniden..&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Cortazar'ın bütün eserlerini bilmiyorum, ama bildiğim birkaç hikâyesi bence hayranlık verici. Onun yayınlanan ilk eserini basan kişi olmanın gururunu duyuyorum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Los anales de Buenos Aires&lt;/span&gt; adlı bir derginin editörlüğünü yaparken uzun boylu, genç bir adamın kendini tanıtıp elime bir metin uzattığını hatırlıyorum. Ona okuyacağımı söyledim. Bir hafta sonra geldi. Hikâyenin adı "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;La casa tomado&lt;/span&gt;" (The Occupied House/İşgal Edilmiş Ev) idi. Ona hikâyenin harika olduğunu söyledim; kız kardeşim Norah çizimlerini yaptı. Paris'teyken bir veya iki kez görüştük, ama son zamanlarda yazdıklarını okumadım."&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Borges'le Söyleşiler"&lt;/span&gt;den.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-4837243112208587744?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/4837243112208587744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=4837243112208587744&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4837243112208587744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4837243112208587744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/11/isgal-edilmis-ev.html' title='işgal edilmiş ev'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TN8p_2qg0EI/AAAAAAAAAxg/9G53WBYSiO8/s72-c/tumblr_l5hwgp3GzB1qzeybvo1_400.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-9562679071523072</id><published>2010-11-08T22:15:00.006+02:00</published><updated>2011-10-14T18:46:31.453+03:00</updated><title type='text'>kütüphane &amp; mezarlık</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TNhcjB_szZI/AAAAAAAAAxY/qCn9sq4cA1g/s1600/0002-mezarl%25C4%25B1k.jpg" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="289" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537277498752814482" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TNhcjB_szZI/AAAAAAAAAxY/qCn9sq4cA1g/s320/0002-mezarl%25C4%25B1k.jpg" style="float: left; height: 181px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0pt; margin-right: 10px; margin-top: 0pt; width: 200px;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TNhcexSk8iI/AAAAAAAAAxQ/_hYhXTwvLpI/s1600/0001-kutuphane.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="289" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537277425549111842" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TNhcexSk8iI/AAAAAAAAAxQ/_hYhXTwvLpI/s320/0001-kutuphane.jpg" style="float: left; height: 181px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0pt; margin-right: 10px; margin-top: 0pt; width: 200px;" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borges, 1938'de geçimini sağlayabilmek için küçük bir belediye kütüphanesinde çalışmaya başladı ve burada tam dokuz mutsuz sene geçirdi:&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;'Yaklaşık dokuz yıl boyunca kütüphaneye katlanmak zorunda kaldım. Sürekli mutsuz olduğum tam dokuz yıl... Bazı akşamlar, tramvaya gitmek için on apartman bloğu kadar yürürken, gözlerim yaşlarla dolardı.'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Borges'le Söyleşiler"&lt;/span&gt;den.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-9562679071523072?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/9562679071523072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=9562679071523072&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/9562679071523072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/9562679071523072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/11/1938de-gecimini-saglayabilmek-icin.html' title='kütüphane &amp; mezarlık'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TNhcjB_szZI/AAAAAAAAAxY/qCn9sq4cA1g/s72-c/0002-mezarl%25C4%25B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-1976278157624482710</id><published>2010-11-07T22:54:00.002+02:00</published><updated>2010-11-07T23:00:42.321+02:00</updated><title type='text'>babama</title><content type='html'>Vedalaşmıyorum seninle. Ayrılmıyoruz.&lt;br /&gt;Bilmiyorum yitip gittiğini, yok olduğunu.&lt;br /&gt;Bilmek de istemiyorum.&lt;br /&gt;İstemiyorum yokolmanı.&lt;br /&gt;Anlamak, bilmek istemiyorum&lt;br /&gt;dönüp geleceğini,&lt;br /&gt;çıkıp gittiğin gibi&lt;br /&gt;tek başına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılmıyoruz.&lt;br /&gt;Suskun, yanımda kalacaksın.&lt;br /&gt;Ve dünya zamanı -kısa da olsa-&lt;br /&gt;koruyacak seni:&lt;br /&gt;Güzel,&lt;br /&gt;biriciğim olarak,&lt;br /&gt;dipdiri, capcanlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılmıyoruz, baba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Miryana Başeva&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Genç Bulgar Şiiri"nden (Birim Yayınları, 1984)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Çev. Fahri Erdinç - Özdemir İnce&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-1976278157624482710?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/1976278157624482710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=1976278157624482710&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1976278157624482710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/1976278157624482710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/11/babama.html' title='babama'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7058974195578533701</id><published>2010-10-31T13:50:00.002+02:00</published><updated>2010-10-31T13:51:18.249+02:00</updated><title type='text'>gölgede</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object height="81" width="100%"&gt;&lt;param name="movie" value="http://player.soundcloud.com/player.swf?url=http%3A%2F%2Fapi.soundcloud.com%2Ftracks%2F6567067&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed allowscriptaccess="always" src="http://player.soundcloud.com/player.swf?url=http%3A%2F%2Fapi.soundcloud.com%2Ftracks%2F6567067&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" height="81" width="100%"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://soundcloud.com/isisonduty/golgede"&gt;gölgede&lt;/a&gt; by &lt;a href="http://soundcloud.com/isisonduty"&gt;isisonduty&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7058974195578533701?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7058974195578533701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7058974195578533701&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7058974195578533701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7058974195578533701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/10/golgede-by-isisonduty.html' title='gölgede'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5572681579415916889</id><published>2010-10-24T21:56:00.012+03:00</published><updated>2011-10-14T21:34:34.276+03:00</updated><title type='text'>"sağ el, sol el desenleri"</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCVzQEOfI/AAAAAAAAAv0/GAoygrTfXaQ/s1600/imageHandler.ashx.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531689553364269554" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCVzQEOfI/AAAAAAAAAv0/GAoygrTfXaQ/s320/imageHandler.ashx.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCOoGdfSI/AAAAAAAAAvs/tqYP0taxO4U/s1600/imageHandler.ashx1.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531689430112107810" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCOoGdfSI/AAAAAAAAAvs/tqYP0taxO4U/s320/imageHandler.ashx1.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCOTkTC1I/AAAAAAAAAvk/EYmmENxjuYE/s1600/imageHandler.ashx2.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531689424600107858" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCOTkTC1I/AAAAAAAAAvk/EYmmENxjuYE/s320/imageHandler.ashx2.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCOPj9FRI/AAAAAAAAAvc/76DLUYRv2D8/s1600/imageHandler.ashx3.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531689423524926738" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCOPj9FRI/AAAAAAAAAvc/76DLUYRv2D8/s320/imageHandler.ashx3.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCN0CMw4I/AAAAAAAAAvU/iO09eSsoqgA/s1600/imageHandler.ashx4.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531689416135590786" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCN0CMw4I/AAAAAAAAAvU/iO09eSsoqgA/s320/imageHandler.ashx4.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCNma4-nI/AAAAAAAAAvM/4EBUgE-BF0Y/s1600/imageHandler.ashx5.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531689412481055346" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCNma4-nI/AAAAAAAAAvM/4EBUgE-BF0Y/s320/imageHandler.ashx5.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSB83L89cI/AAAAAAAAAvE/PsI16lPJQLE/s1600/imageHandler.ashx6.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531689124924028354" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSB83L89cI/AAAAAAAAAvE/PsI16lPJQLE/s320/imageHandler.ashx6.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSB84eXxvI/AAAAAAAAAu8/6FGP0u77I4I/s1600/imageHandler.ashx18.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531689125269718770" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSB84eXxvI/AAAAAAAAAu8/6FGP0u77I4I/s320/imageHandler.ashx18.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSB81gRsYI/AAAAAAAAAu0/Z3k46uTo-kE/s1600/imageHandler.ashx24.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531689124472402306" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSB81gRsYI/AAAAAAAAAu0/Z3k46uTo-kE/s320/imageHandler.ashx24.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSBw1640OI/AAAAAAAAAus/McZr6vYMU7k/s1600/imageHandler.ashx25.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531688918425587938" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSBw1640OI/AAAAAAAAAus/McZr6vYMU7k/s320/imageHandler.ashx25.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSBpJE0LmI/AAAAAAAAAuk/D0FSaGb96hc/s1600/imageHandler.ashx32.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531688786128547426" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSBpJE0LmI/AAAAAAAAAuk/D0FSaGb96hc/s320/imageHandler.ashx32.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSBjypqn1I/AAAAAAAAAuc/tXaLCVme4ZY/s1600/imageHandler.ashx33.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531688694209748818" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSBjypqn1I/AAAAAAAAAuc/tXaLCVme4ZY/s320/imageHandler.ashx33.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSBbbBf3hI/AAAAAAAAAuU/_gvayOfrznQ/s1600/imageHandler.ashx34.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531688550428302866" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSBbbBf3hI/AAAAAAAAAuU/_gvayOfrznQ/s320/imageHandler.ashx34.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSBWTL0LTI/AAAAAAAAAuM/mDc6Ibz-qZo/s1600/imageHandler.ashx37.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5531688462424747314" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSBWTL0LTI/AAAAAAAAAuM/mDc6Ibz-qZo/s320/imageHandler.ashx37.jpg" style="cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 232px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5572681579415916889?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5572681579415916889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5572681579415916889&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5572681579415916889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5572681579415916889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/10/sag-el-sol-el-desenleri.html' title='&quot;sağ el, sol el desenleri&quot;'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TMSCVzQEOfI/AAAAAAAAAv0/GAoygrTfXaQ/s72-c/imageHandler.ashx.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3550542532270006130</id><published>2010-10-22T21:35:00.004+03:00</published><updated>2010-10-22T21:42:45.852+03:00</updated><title type='text'>çin</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;font-size:180%;" &gt;"Kış gelince mavi porselenler içinde mütemadiyen çay içer ve mütemadiyen 'Çin'e dair kitaplar okurum."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ahmet Haşim, Çinkârî Tahayyülat, 1924&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3550542532270006130?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3550542532270006130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3550542532270006130&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3550542532270006130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3550542532270006130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/10/cin.html' title='çin'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-6185540144626754224</id><published>2010-10-10T15:39:00.004+03:00</published><updated>2011-10-14T19:07:34.432+03:00</updated><title type='text'>alınganlık</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;(yargılanır bakir bakışlarım. karartırken alınganlıklar denizini.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;geçmesin diye etimden etine lânet, bu esriklik nöbetleri!)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;son bakışımsız günlerim, bunlar..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;göğsüme hasta kelebekler saklayıp korkuyor,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;kaçıyorum aranızdan. (kim ürkmez ki böyle&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;saatlerde.) sanki bir kucaklamaydı orman&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;da kaybolduğumun çığlığı.. gümüş çimenlerde&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;kalbi uyuyakalmış o siyah geyiğin intihârına&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yetişeceğim. uçuşsuz kuşlar, rüyâsızlık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;toplayacağım sizin için. taşları yan yana&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;sıralayıp köprüler kuracağım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;çocukluğa.. Rilke’nin gözlerinde gördüğüm ilk&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;atan her kalbin sesine yetişme yükü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;dalıp gitmiştim. Dünyayı öğreniyordum,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;şarkısında bir olmayı onun. ama sulara gizlediğim dil&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bir ateşli sayrılıktı, çok utandım. (kim utanmaz ki&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;böyle saatlerde.) senden gizlediğim bir ölüm&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;kalmıştı, bekliyordu içimizde. niye&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bahara çıkmadım sanki, çiçeklere&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;seslenmedim?.. çünkü, aşkı istiyorsan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;cebindeki taşlara sahip çık, diyordum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;kullanacaksın onları günün birinde&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;en sevdiğine..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;(sözümü tuttum işte!..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ey bana meleklerden bulaşan sarılık!..)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-6185540144626754224?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/6185540144626754224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=6185540144626754224&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6185540144626754224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6185540144626754224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/10/alnganlk.html' title='alınganlık'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7200712689972862888</id><published>2010-10-05T22:45:00.006+03:00</published><updated>2010-10-05T23:00:38.564+03:00</updated><title type='text'>baudelaire</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"... Kaldı ki, bugünlerdeki havam bu değil. Ne kanıtlamak, ne şaşırtmak, ne eğlendirmek, ne de inandırmak istiyorum. &lt;span style="font-size:180%;"&gt;Sinirliyim, keyifsizim.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;Mutlak bir dinlenme ve sürekli bir gece arzu ediyorum. &lt;/span&gt;Şarabın ve afyonun verdiği hazların savunucusu olmama karşın, yeryüzünde bilinmeyen ve göksel eczacıların bile bana veremeyecekleri, ne canlılığı, ne ölümü, ne uyarıyı, ne de hiçliği içeren bir içkiye &lt;span style="font-size:130%;"&gt;susuyorum.&lt;/span&gt; Hiçbir şey bilmemek, hiçbir şey öğretmemek, hiçbir şey istememek, hiçbir şey hissetmemek, &lt;span style="font-size:180%;"&gt;uyumak ve yine uyumak&lt;/span&gt;, bugünkü biricik dileğim bu. Şerefsiz ve iğrenç, &lt;span style="font-size:130%;"&gt;ama içten bir dilek&lt;/span&gt;."&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Baudelaire'den kısa ve öz bir 'depresyon' tanımı..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/tasarionsoz.jpg"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;(Zafer Yalçınpınar'a teşekkürlerle..)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7200712689972862888?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7200712689972862888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7200712689972862888&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7200712689972862888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7200712689972862888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/10/baudelaire.html' title='baudelaire'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-2625797020659422621</id><published>2010-10-04T20:31:00.003+03:00</published><updated>2010-10-06T20:05:03.657+03:00</updated><title type='text'>insan insanın çıkmazı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TKoP5w53-5I/AAAAAAAAAnQ/8dvjznJXnQ8/s1600/Mubeccel+Izmirli+kpk.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TKoP5w53-5I/AAAAAAAAAnQ/8dvjznJXnQ8/s400/Mubeccel+Izmirli+kpk.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5524245377977940882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yalnız olmanın kendine özgü bir dili vardır; ürkek, kapalı, sürekli sayıklar gibi konuşan içses, varoluşunun gerekçesini yaratırken çoğu zaman öteki dillere yabancılaştığının farkına varmaz. Öteki yoktur onun için. Gerçekliğinin tek sahibidir. Acısı en büyük acı, mutluluğuysa uçarıdır. Bu yüzden, kendi üzerine kapanmış bir dil asla iletişim için değil, yalnızca sormak/sorgulamak amacıyla kurulur. Sonuç tehlikeli veya imkânsız da olsa anlam aramak; bir nihayete ermek ister. Edebiyatın dilidir bu ya da daha geniş bir çerçevede sanatın dili: Kendini merkezde konumlayan bireyin dünyayı seyri… Bu sesin varlığı hiçbir zaman yüksek bir yankıya erişmese de, yokolmayacaktır. “Soluksuz bir… oyunsuz bir, oyuncaksız… Ve şarkısız, susturulmuş… Dünyayı hiç bilmiyorum. Yokluğu biçimliyorum.” diyen/diyebilen bir yazarın bir gün yeniden ortaya çıkışı, kayboluşu kadar olağandır bu yüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mübeccel İzmirli’nin, ilk basımı 1967 tarihli “Sabah Geçidi” isimli öykü kitabının yeniden okur önüne çıkışı adeta özgün bir dilin kaybolmasının imkânsız oluşunu kanıtlar gibidir. Edebiyat tarihinde, yayımladığı bir öykü ve bir şiir kitabıyla yer edinmeyi başaran; katkıda bulunduğu dergilerle ve edebiyat çevresinden dostluklarıyla tanınan İzmirli’nin uzun süredir unutulmaya terkedilmiş kitabı “Sabah Geçidi”, Notos Kitap tarafından özenli bir baskıyla yayımlandı ve yeni okurlarını bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap, yalnız bir kadın olarak zorluklarla dolu bir dünyada, kendi başına hayatta kalma mücadelesinin anlatıldığı altı öyküden oluşuyor. Birbirine benzer kadın karakterlerin iç monologlarına yaslanan öykülerin temel sorunsalı, metinlerdeki anlatıcıların diğer insanlarla yaşadığı iyi-kötü ilişkiler ve tabii en başta da erkeklerle yaşanılan, çoğu zaman bir çıkmaza saplanan sevgi ilişkileri. Kitaba adını veren ilk öyküde, peşine düşen erkeğe karşı olumsuz hislerini aktaran genç bir kadının yaşayıp hissettikleri; güçsüzlüğünün farkında olan bir dille anlatılıyor: “Köşeyi döner dönmez ürpermeyle yanma arası bir şey… Her tarafıma iğneler battı. Ağlamalar geldi içimden. Orada işte ilerde, elinde sigarası, alçak bodrum gibi dükkânının önünde heyula gibi boyuyla, görünüşüyle dikiliyor, çıktığım köşeye bakıyordu. Beni bekliyordu biliyordum.” Öyküde, sürekli gözaltında tutuluyor oluşun yarattığı çaresizlik hissi, başkaldırı ve yakınmalarla dolu bir anlatım öne çıkıyor. Yine benzer bir kurguya sahip “Koku”da ise, sevdiği erkeğin başka bir kadınla evli oluşunun yarattığı gerilim; anlatıcının kendi içindeki gelgitleri, umut ve karamsarlıkları ekseninde çözümleniyor. Kadının naif ve çıkarsız sevgisine karşılık, erkeğin dünyasının karmaşıklığı çaresiz bir ikilem olarak karşımıza çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafkaesk bir atmosfere de sahip oluşuyla kitabın en öne çıkan öyküsü “Ölü Yargıçlar”, çalıştığı yerden sebep gösterilmeksizin çıkarılan bir kadının patronuyla girdiği iç çatışmayı ve çocukluk anılarının yarattığı travmatik etkiyi yer yer sayıklamayı andırır bir dille aktarıyor. İktidar sahibi, erkek patronun karşısında, maddi yetersizlikleriyle de savaşmak durumunda olan bir kadının kendi varoluşunu kanıtlama çabası: “Ürkek ve silik, kişiliksiz bir insan, okul sıralarından yaşama yalnız böyle bir sıra memuru olarak salt para kazanmak ve karnını doyurup giyinmek, bir de bir dam altına sığınmak üzere yürüyüp gelmiş biri gibi, dümdüz bir insan olup çıktım.” İşveren ve çalışan ilişkisinin aynı zamanda bir iktidar mücadelesi, bir iktidar hatırlatması olduğunun altının ısrarla çizildiği öyküde, bireyin herşeye rağmen kendi kimliğini koruması ve savunması gerekliliği hatırlatılıyor: “İnsan bir değere yönelen saygılarını uluorta böyle harcamadan, sakıncasız adak yapmadan önce, her türlü koşul ve ortamda önce kendi varlığını saydırmayı becerecek. ‘Hiçbir insanın kendimize verdiğimiz değerden daha fazlasına layık olmadığını’ ise… daima pek geç hatırladım ben.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingeborg Bachmann’dan Tezer Özlü’ye bir çok benzersiz sesi anımsatan öyküleriyle Mübeccel İzmirli, sebepsiz kayboluşunun, unutuluşunun özrü niyetine tekrar ve tekrar okunmalı. İnsan olmanın, savaşmanın güçlüğünü anımsamak için: “İnsan hayatını kaplayan öyle hatıralar vardır ki, onları yeniden yaşamak hayal etmekten güzel olamaz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=6601"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-2625797020659422621?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/2625797020659422621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=2625797020659422621&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2625797020659422621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/2625797020659422621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/10/insan-insann-ckmaz.html' title='insan insanın çıkmazı'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TKoP5w53-5I/AAAAAAAAAnQ/8dvjznJXnQ8/s72-c/Mubeccel+Izmirli+kpk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5524418674748906678</id><published>2010-09-27T19:33:00.001+03:00</published><updated>2011-10-14T19:10:55.881+03:00</updated><title type='text'>epitaph</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif; font-size: 85%;"&gt;&lt;i&gt;“nasıl olsa geleceksin. niçin şimdi olmasın?&lt;br /&gt;bekliyorum seni – bıktım yaşamaktan.”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;(büyük körleşmeden başlıyoruz,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;konuşmaya. gözlerimiz sonsuza kapalı.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ölüm gelsin, kızkardeşim olsun. soluğu yalnız&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yükseklerde açılan başaklar gibi.. kollarımda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yer açsın bulsun yerini. masallar söylesin, beni&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ilk kez uyandırmak, uyarmak için kabûslardan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;taşların müziği. mevsim değişmeksizin kış,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;defterlerimde kırık notalar, mahler, micus..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;rüyâlarımda nijinski. kuşlar açılmadan  g ö  ğ  e&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;sulara gömülüyor, ağaçlar ise köklerinden&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yanıyor hep. yapayalnızım, toprağa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;sızmış yalnızlığım. beni götürüyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;(avuçlarım açık, silahsızım.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ölüm gelsin, kızkardeşim olsun. beyaz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;kağıtlardan eteklikler, çiçekler gibi..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yakalarımız ters çevrilmiş. (bunun anlamı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;ne?) bir kör başak bırakıyorum toprağa,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;eğri, açmamış. (ya bunun?) kaslarımızı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;alkolle yıkıyorlar, ateşle.. sevgilim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bana bağışlıyor deliliğini. ellerinde&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;çizikler var özenle yinelenmiş, sözcükler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;bir kalbin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;yarısı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;(büyük körleşmeden başlıyoruz konuşmaya,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;büyük ölüm. bir şarkı olsun duyulsun ardımızdan.)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5524418674748906678?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5524418674748906678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5524418674748906678&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5524418674748906678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5524418674748906678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/09/epitaph.html' title='epitaph'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7454832804670608297</id><published>2010-09-15T20:41:00.005+03:00</published><updated>2010-09-15T20:53:32.446+03:00</updated><title type='text'>melânkoli(k)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TJEHujx4DII/AAAAAAAAAnA/xhRIhc5xfZM/s1600/Melancholik.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 208px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TJEHujx4DII/AAAAAAAAAnA/xhRIhc5xfZM/s400/Melancholik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517199514965380226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Pazarlık yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep kendinden söz etmeyi de kes.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz toplumu ilgilendirecek bilgiler istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini düşünmemek bir irade sorunudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin derdi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peçeteni de doğru düzgün tut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akan kan görenleri rahatsız ediyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henri Michaux&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right; font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;zeynep'e sevgiler..&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7454832804670608297?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7454832804670608297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7454832804670608297&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7454832804670608297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7454832804670608297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/09/melankolik.html' title='melânkoli(k)'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TJEHujx4DII/AAAAAAAAAnA/xhRIhc5xfZM/s72-c/Melancholik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3063695015948233108</id><published>2010-09-06T22:24:00.005+03:00</published><updated>2010-09-07T20:36:29.917+03:00</updated><title type='text'>çocuktuk, büyüdük, kitapları seçtik</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Enis Batur’dan söz açtığı bir denemesinde Mehmet Ergüven, yazarı ünlü koleksiyoner Aby Warburg’la kıyaslarken şöyle der: “Aynı olanaklara sahip olsa, dünyayı biriktirmeye ahdeden Enis Batur Warburg’un gizli torunudur hiç kuşkusuz; öyle ki, tüm hayatını çekecekten korseye, kapı tokmağından vazoya kadar hemen her şeyi sınıflandırıp, görmek üzerine inşa etmiş bir yazarla karşılaşırız onun şahsında. (…) Gündelik yaşamda çoğun önemsemeden kullandığımız nesnelerin belli bir sistem dahilinde biriktirilip, çözümlenebilir olması, Batur’un kurmayı tasarladığı büyük ansiklopedinin belkemiğini oluşturur; sacayağını I.Q., bellek ve bilginin tesis ettiği bu muazzam proje, öncelikle bir disiplin sorunudur elbette.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretken bir yazar oluşunun yanısıra, kitaplarının dinamik ve değişken içeriğiyle de dikkat çeken bir yazardır Enis Batur. İlk baskısını 1990 yılında yapmış olan “Özel Ansiklopedisi”nin ilk cildi, “Kediler Krallara Bakabilir” geçtiğimiz günlerde Sel Yayıncılık tarafından genişletilmiş ve kesinleştirilmiş dördüncü baskısıyla tekrar çıktı okur karşısına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIVAXsn9PQI/AAAAAAAAAlA/2Y0UKT993Fs/s1600/090924enisbatur2.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 218px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIVAXsn9PQI/AAAAAAAAAlA/2Y0UKT993Fs/s400/090924enisbatur2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513884094644960514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;E.B. okurları iyi bilirler ki, onun herhangi bir metnini okumak yalnızca bilgilenmenin ya da yeni isimler, bakış açıları öğrenmenin bir yolu değil; yeni meraklar edinmenin de yöntemini veren, okur açısından doğurgan metinlerdir. Hakkında yazdığı konu, kişi, nesne vb. ne olursa olsun, ilgi uyandırıcı olmayı başarır. Bunda öznel bakış açısının egemenliğinin yanısıra geniş referans zincirlerinin kuruluşundaki başarı da göz ardı edilmemelidir. İster kedilerden bahsetsin, ister kişisel kütüphanesinden ya da aşktan veya bir tüp diş macunundan; daima bu konuda geniş bir literatür taramasıyla çıkar okuyucu karşısına. Okur, o güne dek bildiklerinin dışında yeni meraklara da kapı açar ister istemez (E.B.’nin bunu istemeyecek bir okurla işi yoktur zaten!). Onun anlatımıyla bir nesne, herhangi bir nesne olmanın dışına çıkıp kolektif belleğimizin bir parçasına dönüşür. Kendi kişisel kitaplığından bahsederken bir kütüphane olarak evren düşüncesine atlamamız an meselesidir: “Kim ne derse desin, ben kitapları yalnızca onları bir uçtan ötekine okumak için edinmem. Haftada iki kitap okuyacak olsam, bu ortalamayla, yarım yüzyıllık bir zaman diliminde kitaplığımdakilerin yarısını biraz aşkın bir sayıda kitap okuyabileceğim şimdiden bellidir. Oysa, şimdiden belli olan bir başka şey de, kitap edinmeyi sürdüreceğim.” Öznellik demişken, kitaplarını okumaları için paylaştığı yazar-ressam arkadaşlarından da söz açar E.B. ve örneğin rahmetli İlhan Berk’e niçin kitap vermediğinden yakınır: “Artık kitap vermediğim İlhan Berk, fantezi olsun diye birşeyler çiziktirir sayfalara, ki ben böyle işlerden hiç hoşlanmam.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan portreleri de E.B.’nin geniş ufuklu merceğinde yerlerini alır. Walter Benjamin yakın bir dost, Sami Hazinses hüzünlü bir figür/an, Yusuf Atılgan saygı duyulan bir ustadır yazarın öznel objektifinde. Aşktan söz açtığı denemesinde, Kleist ve sevgilisi Henriette Vogel’den; Hugo ve Julliette’e uzanır. Sıradan olanın hayli dışında, sınırlarda arar aşkın orijinini: “Sağlık sınırını aşmış, o çerçeveden taşmış sevgi türüne Aşk diyorum ben. Karşılıklı duygular dengesi bozulmuş, zihnin ve gövdenin elektrik yükü iyiden iyiye artmış, izan çerçevesi dağılmış, şiddet tırmanmaya koyulmuştur. Aşk, kişiye varoluşunun uçlarını anımsatır ve ölüm güdüsünü devreye sokar.” Çocuk eğitimine yönelik savlarında da sıradışıdır yazar; eğitmek düşüncesini kışla ve hapishane düzenine yakın bulur. Topluma duyduğu güvensizlikten ötürü okulsuz toplum yaklaşımlarına ise tümden karşı çıkar: “Saflık bu ya, okul kırmayı öğreten Merkez Dershaneleri örgütlenebileceğine, arasıra ‘Hal ve Gidiş Sıfır’ çevirecek çizgidışılıkta adamlar türeyebileceğine, bazı çocukların ‘param olsaydı okulu terkederdim’ diye düşünebileceklerine bel bağlıyorum. Oğlum mu? Evet, ilkokula gidiyor: Orada ona ‘verdimen’ yerine ‘merdiven’ demeyi öğretiyorlar.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneme yazınının dilimizdeki nadir seçkilerinden, bir anlamda alanın klasiklerinden biri olan bu kitabı henüz okumadıysanız kitaplığınızda bir yer açın derim. Evet, kediler krallara bakabilirler, peki ya biz okurlar sözcüklere ne kadar sahip çıkabiliyoruz bu barbar yüzyılda?..  Son sözü E.B.’ye bırakalım: “Bütün bu orta şekerli sözler, kitaplıkta yaşanan derin, hazin, kavurucu bir yalnızlıktan sözetmemek için aslında. Çocuktuk, büyüdük, kitapları seçtik – başka şeyleri seçen insanlar arasında.”&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=6564"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3063695015948233108?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3063695015948233108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3063695015948233108&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3063695015948233108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3063695015948233108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/09/cocuktuk-buyuduk-kitaplar-sectik.html' title='çocuktuk, büyüdük, kitapları seçtik'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIVAXsn9PQI/AAAAAAAAAlA/2Y0UKT993Fs/s72-c/090924enisbatur2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7993810671045222478</id><published>2010-09-05T23:28:00.002+03:00</published><updated>2010-09-05T23:32:19.462+03:00</updated><title type='text'>anksiyete</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben sebepsiz korkularınım. ben midenin ortasında duran yumruyum. ben, herkes gülerken durduğun an'ım. zamanın yavaş geçiyorsa sebebi; benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben, herkes gibi olamamanın tek nedeniyim. onlara özenmenin sebebi benim. alıp verdiğin nefesi işkence haline getirdim. bunu zevkle yapıyorum. acziyetin hoşuma gidiyor. kurtuluşunu seni uyutan, sersemleten, aptal eden küçük, beyaz haplarda aramandan hoşlanıyorum. benden kurtulma umudunu seviyorum. biraz olsun seni rahat bıraktığım günlerdeki geleceğe bakışın, kendinde güç bulman, her şeye yeniden başladığını düşünmen bana çılgınca bir zevk veriyor. seni uzaktan seyrediyorum. o kadar acizsin ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yoluna tekrar çıktığımda anlıyorsun ki; yolundan hiç çıkmadım. küçük çalıların arkasına saklandım, göremeyeceğin yerlere. görsen bile bana ''çık ortaya'' diyemeyeceğin zamanlarda. ben kafanın arkasındaki sesim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben her şeyin ufalanıp dağılışıyım. yere düşüp kırılan cam bardağım. parçalarım seni kanatmaya devam ediyor. ben seni acıtan küçük cam parçasıyım. kanının süzülüp akmasını seviyorum. yaralarının kabuk tutmasını, sonra onları tekrar kanatmayı seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni sıktığımda ağlaman, mutluluğu sana benden daha çok zarar veren şeylerde araman hoşuma gidiyor. çektiğin duman bana daha çok güç veriyor. ah... sık sık yap bunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben umudunun tükenişiyim. her şeye rağmen iyimser olman beni daha çok eğlendiriyor. terapiler alman, doktorlara gitmen, onlara derdini anlatman. onların sana verdiği umut...onlar beni bilmiyor. kitaplara yazılan bir kaç şey var hakkımda. ''sebepsiz kaygı hali''. ah. işte bu tanıma bayılıyorum. onlar bilmiyor ki; ben sebebin ta kendisiyim. ve sen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben ''tükeniş''im. ben ''bulantı''yım. ben ''daralma''yım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en güzeli de ne biliyor musun; daha çok gençsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve kendini öldüremeyecek kadar aciz ve korkaksın..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=19458085"&gt;john petrucci,&lt;br /&gt;ekşi sözlük&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7993810671045222478?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7993810671045222478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7993810671045222478&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7993810671045222478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7993810671045222478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/09/anksiyete.html' title='anksiyete'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5364183756557688178</id><published>2010-09-05T15:08:00.014+03:00</published><updated>2010-09-05T15:23:46.028+03:00</updated><title type='text'>lucian freud</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Sizin az sonra dinleyeceğiniz soğuk ve ağırbaşlı şiiri, hiç heyecana kapılmadan, haykırarak okumayı düşünüyorum. Size gelince, içeriğine dikkat edin, ve karışık imgeleminizde, bir yüzkarası gibi, dayanılmaz bir izlenim bırakmasına karşı sakının kendinizi. Ölmek üzere olduğumu sanmayın sakın, çünkü iskeletleşmedim henüz, ve yaşlılık sıvanmadı alnıma. Can vermekte olan kuğu ile beni karşılaştırma düşüncesini bir yana bırakalım, ve karşınızda, yüzünü görmediğiniz için mutlu olduğum bir canavar olduğunu bilin; ama, bu yüzün ürkünçlüğü ruhunun yanında hiç kalır. Bir cani de değilim bununla birlikte..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lautréamont, Maldoror'un Şarkıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOKIjetCYI/AAAAAAAAAhI/GbPPiN4k-JU/s1600/21043317.JPG"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 230px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOKIjetCYI/AAAAAAAAAhI/GbPPiN4k-JU/s320/21043317.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513402248399227266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOKAl8GxyI/AAAAAAAAAhA/Fk-Ctnxf2Vc/s1600/LFlordgoodman.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 248px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOKAl8GxyI/AAAAAAAAAhA/Fk-Ctnxf2Vc/s320/LFlordgoodman.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513402111620466466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJ5W9bPDI/AAAAAAAAAg4/Gj3Q51HxiKE/s1600/805.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 253px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJ5W9bPDI/AAAAAAAAAg4/Gj3Q51HxiKE/s320/805.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513401987340385330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJs7LS5kI/AAAAAAAAAgw/iQUjQn0pjqo/s1600/artwork_images_365_163916_lucian-freud1.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 258px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJs7LS5kI/AAAAAAAAAgw/iQUjQn0pjqo/s320/artwork_images_365_163916_lucian-freud1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513401773723936322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJnsQb0NI/AAAAAAAAAgo/N--h9M_6vZg/s1600/21043265.JPG"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 234px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJnsQb0NI/AAAAAAAAAgo/N--h9M_6vZg/s320/21043265.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513401683819614418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJgYeGyZI/AAAAAAAAAgg/cmyq2XnnUUI/s1600/184.1988%23%23s.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJgYeGyZI/AAAAAAAAAgg/cmyq2XnnUUI/s320/184.1988%23%23s.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513401558249163154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJbrx-blI/AAAAAAAAAgY/lejMnhGEPFg/s1600/008.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 256px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJbrx-blI/AAAAAAAAAgY/lejMnhGEPFg/s320/008.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513401477533429330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJXupadnI/AAAAAAAAAgQ/3fKwnQM-fAA/s1600/007.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 251px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJXupadnI/AAAAAAAAAgQ/3fKwnQM-fAA/s320/007.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513401409583347314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJSQDRZeI/AAAAAAAAAgI/NGe83i27_VU/s1600/23168.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJSQDRZeI/AAAAAAAAAgI/NGe83i27_VU/s320/23168.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513401315470960098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJOHT_LgI/AAAAAAAAAgA/3xa22uWB2QM/s1600/13573.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 256px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJOHT_LgI/AAAAAAAAAgA/3xa22uWB2QM/s320/13573.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513401244405673474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJHQN6xeI/AAAAAAAAAf4/FxJ0uCA0Yoo/s1600/6884.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 278px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJHQN6xeI/AAAAAAAAAf4/FxJ0uCA0Yoo/s320/6884.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513401126537053666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJA9GKEJI/AAAAAAAAAfw/4UMJoPMKeUY/s1600/21043293.JPG"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 286px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOJA9GKEJI/AAAAAAAAAfw/4UMJoPMKeUY/s320/21043293.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513401018325012626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOIwACGspI/AAAAAAAAAfo/UgZcoxZ-zo4/s1600/Pluto_Aged_Twelve_Freud.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 253px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOIwACGspI/AAAAAAAAAfo/UgZcoxZ-zo4/s320/Pluto_Aged_Twelve_Freud.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513400727055544978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOIWBt4qdI/AAAAAAAAAfg/Sh6EL5NjKZI/s1600/Lucian+Freud.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOIWBt4qdI/AAAAAAAAAfg/Sh6EL5NjKZI/s400/Lucian+Freud.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513400280831011282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5364183756557688178?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5364183756557688178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5364183756557688178&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5364183756557688178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5364183756557688178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/09/lucian-freud.html' title='lucian freud'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TIOKIjetCYI/AAAAAAAAAhI/GbPPiN4k-JU/s72-c/21043317.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-5912427621405551738</id><published>2010-08-10T20:38:00.003+03:00</published><updated>2010-08-10T21:00:40.953+03:00</updated><title type='text'>doğuş</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;bir şiirin içte doğuşunun gördüğüm en sarih anlatımı..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TGGRIumr5JI/AAAAAAAAAbo/t9DulCNaUWQ/s1600/74dc303e-ce07-4e02-ad57-446805ae190b.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 213px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TGGRIumr5JI/AAAAAAAAAbo/t9DulCNaUWQ/s320/74dc303e-ce07-4e02-ad57-446805ae190b.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503839798758728850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Rimbaud, 'gezici' şair. Yorgunluk: açığa vuruşun sıçrayıp yeniden yerli yerine yerleşmesi için gerekli itki. Miskinlik miskinliğin mayasıdır, vb. Dün 168'le döndüm eve, her tip insan, her türlü koku dört bir yandan sıkıştırıyordu. Birden bir duyarlık, içime işleyen mutluluk. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sözcüksüz bir şiiri duyumsamak içimde&lt;/span&gt;, baştan sona kurgulanmış, pusuda; bilmek onu. Ne izleği belli ne sözleri, yine de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;var olduğunu bilmek&lt;/span&gt;. Tek, kusursuz bir dize:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kırlangıç sanki, ermişlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama pek az kez -bu dizeyi işittiğim akşamüstünden bu yana (ertesi gün iki tane daha eklendi)-, sağır bir donukluk, kendimi canlı maddeyle tıkabasa dolu duyumsamak, kendine dönük, doygun geviş getirerek. Bitki gibi büyürüm, gidip dönerim, okumalara sığınırım. Eliot, Chandler, Colette, Priestley, Connolly..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Julio Cortazar&lt;br /&gt;Andrés Fava'nın Güncesi'nden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-5912427621405551738?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/5912427621405551738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=5912427621405551738&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5912427621405551738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/5912427621405551738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/08/dogus.html' title='doğuş'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TGGRIumr5JI/AAAAAAAAAbo/t9DulCNaUWQ/s72-c/74dc303e-ce07-4e02-ad57-446805ae190b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3041350351249357728</id><published>2010-08-02T21:22:00.002+03:00</published><updated>2010-08-09T14:55:58.727+03:00</updated><title type='text'>anneler ve oğulları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TFcOrgDnd0I/AAAAAAAAAbY/tzrRi9bx5ek/s1600/330238_2.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 270px; height: 390px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TFcOrgDnd0I/AAAAAAAAAbY/tzrRi9bx5ek/s400/330238_2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5500881610358617922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Anneler ve oğullarının kendi aralarındaki mücadele, en az babalar ve kızları kadar çok ilgilendirmiştir edebiyat tarihini. Bir çok erkek yazar, gerek kendi hayatlarının, gerekse kurgusal karakterlerinin anneleriyle olan çatışmasını ya da onlara olan aşırı bağlılığını anlatısının temeline oturtmuş; bunun sebeplerini, açmazlarını sorgulamıştır. Öyle ki, tüm yazarlık serüvenini annesinin gölgesinde geçiren isimlere rastlamak hiç şaşırtmaz okuru. Varolmak biraz da anneye karşı ‘kendi oluşu’nu kanıtlamak, onsuz da ayakta kalabileceğini dile getirmeye çabalamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dirk Wittenborn’un geçtiğimiz günlerde Mesut Kondu tarafından akıcı bir Türkçe’yle dilimize aktarılan “Vahşi Hayatlar” isimli romanı da, özetle, bir anne ve oğlunun, kendi küçük çatıları dışında kalan ötekilerle karşılaşması ve onlara karşı birbirlerine sığınmalarını anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;New York’ta yaşayan Finn Earl henüz 15 yaşındadır ve masöz olarak çalışan annesi Liz’le birlikte yaşamaktadır. Finn’in en büyük sorunu, annesinin uyuşturucu bağımlılığı ile sürekli değiştirdiği ve eve getirmekten çekinmediği sevgilileridir. Aralarında sıklıkla gerginleşen bir ilişki olmasına rağmen Finn, annesine karşı büyük bir sevgi besler; kimin yetişkin kimin çocuk olduğunun sıklıkla karıştığı bir ilişki vardır aralarında: “Ben on beş yaşındaydım. Annemse otuz üçündeydi. Sizi hesap yapmaktan kurtarayım. Elizabeth Anne Earl, namı diğer annem, Wellesley’e giremeyip hem kendini hem ailesini cümle âlemin önünde küçük düşürerek başladığı State Collage’daki ilk dönemin ikinci haftasında hamile kalmıştı. Bana kazara hamile kaldığını söylemekten keyif alırdı. Üzülmeyin! Annem her seferinde bana sarılır, bir iki kadeh beyaz şarap da içtiyse, yanağıma bir öpücük kondurup, ‘Başıma gelen en güzel kaza!’ diye eklerdi.” Finn’in babası, ünlü bir antropolog olan Fox Blanchard, Amazonlarda, Yanomamolar isimli vahşi bir kabile ile birlikte yaşamakta ve onlarla ilgili yaptığı çalışmalarını sürdürmektedir. Finn’in hiç tanımadığı babasıyla olan bağı, sürekli yatağının altında sakladığı bir Natural History sayısına babasının yazdığı makaleden ibarettir. Anne ve babasıyla da sorunlar yaşayan Liz’in onlardan uzakta  yaşamını sürdürebileceği inancı ve inadı, anne oğulun yaşamlarında güçlük yaratan bir diğer etkendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanomamolar ile ilgili her türlü bilgiye sahip, en büyük arzusu babasıyla ve bu vahşi kabileyle birlikte geçireceği bir yaz tatili olan Finn’in tüm hayalleri, tam da bunu gerçekleştirmek üzereyken annesinin bir uyuşturucu krizine girmesiyle suya düşer. Liz’e uyuşturucu sağlamaya kalkıştığı sırada polis tarafından yakalanır ve mahkemeye sevkedilir. Oğluna ve kendisine yaşattığı şeylerin suçluluğuyla sarsılan Liz, çareyi bir dönem çalıştığı hastanede hayatını kurtardığı ve yakın dost oldukları New Jersey’nin sayılı zenginlerinden Ogden C. Osborne’un yanına sığınmakta bulur. Babasıyla geçireceği tatil ve orada vahşi insanlar arasında yaşamayı hayal ettiği deneyimleri suya düşen Finn, kısa bir süre içinde kendi aralarındaki vahşi ilişkiler açısından Osborne ailesinin de ilkel insanlardan çok da farklı olmadığını keşfeder: “İnanılmaz ama gerçekti: New Jersey’nin vahşi doğasında en az Yanomamolar kadar tuhaf, zalim ve sevimsiz bir kabile keşfetmiştim. Bu, beni garip bir şekilde büyülemişti.” İlginç ve gizemli biri olan Osborne, alkolik kızı bayan Langley ve onun hastanede komada yatan kocası; en az onlar kadar sıradışı çocukları Bryce ve Maya, sahip oldukları çevreyle Finn’i kısa zamanda etkisi altına alır. Dışarıya gösterdikleri uyumlu ve her istediğine sahip olabilen bu aile tablosu biraz kazındığında altından göründüğünden çok farklı bir manzara çıkacaktır. Girişken kişiliğiyle ailede, özellikle de Maya’nın kalbinde yer edinmeyi başaran Finn, bir yandan annesinin uyuşturucuyu bırakma çabasına destek olurken, bir yandan da Liz’in yanında masöz olarak çalıştığı bay Osborne’la ilişkilerinin içeriğini öğrenme çabasına girişir. Osborne’un yaptığı bu iyiliklerin sebebinin bir iş ilişkisi olduğu düşüncesi onu bir türlü ikna etmeye yetmez. Diğer taraftan, ona ilk tanıştıklarından itibaren sevecen bir yakınlıkla yaklaşan Bryce’ın kafasında ise çok daha farklı düşünceler yatmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce “Farmakon” isimli romanıyla tanıdığımız Dirk Wittenborn’un, sinemaya da uyarlanan bu yapıtı biz okurlara, Amerikan Edebiyatı’ndan yakından tanıdığımız “Huckleberry Finn” ya da -o çok sevdiğimiz Salinger kahramanı- Holden Caulfield gibi yetişme dönemindeki erkek çocuk karakterlerinden bir yenisini daha armağan ediyor. İlgi çekici hikâyesi ve karakterleriyle kesinlikle okunmaya değer usta işi bir roman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=6504"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3041350351249357728?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3041350351249357728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3041350351249357728&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3041350351249357728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3041350351249357728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/08/anneler-ve-ogullar.html' title='anneler ve oğulları'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TFcOrgDnd0I/AAAAAAAAAbY/tzrRi9bx5ek/s72-c/330238_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3423652174418873987</id><published>2010-07-28T20:01:00.004+03:00</published><updated>2010-07-29T20:59:56.977+03:00</updated><title type='text'>açlık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TFHBhE7ufeI/AAAAAAAAAbQ/_CF9kuM4Da4/s1600/40851_2.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 200px; height: 314px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TFHBhE7ufeI/AAAAAAAAAbQ/_CF9kuM4Da4/s400/40851_2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499389394000182754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Edita Morris'ten iki kısa anlatı: Jamaicalı Coco'nun eski beyaz 'efendileri'ne kölelik, açlık, çöplüklerde sürdürülmeye çalışılan yaşam üzerine yazdığı mektuplardan oluşan "Nasıl mısın İyi misin" ve insanlığın yokolmayla yüzyüze geldiği, yiyecek bulma mücadelesinin tek gerçek olduğu distopik öykü "O Mutlu Gün". Bir yerlerde rastlarsanız bu küçücük kitabı mutlaka okuyun!&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Merhaba bayan, nasıl mısın iyi misin? Senin mektup geldi, içinde bana ne vardı, pek çok şey yoktu. Havayla daha çok şey yolla, çünkü benim işe gidecek işim yok. Tuhaf. Annemin de işi yoktu, beni doğurduktan sonra çöplükte öldü. Çöplükte son gördüğü şey: boş coca cola şişesi. Beni gösterdi, Coca dedi, öldü. Şekerim (kafamın içinde sana şekerim demekteyim) bana para gerek. İş gerek. Ah, ne iş olursa olsun yaparım, ama Jamaica'da iş aramak şaka gibi bir şey. Bazı insanlar buna tek şakamız demektedir. Artık hatıra defterime yazı yazmayı bırakacağım, çünkü komşum geliyor, bağırıyor, sana portakal getirdim Coca diyor. Öff, bu adamın, nasıl derler, yumurtalıkları çok büyüktür, şişmiştir, onları küçük bir sepette taşımaktadır, buna fil hastalığı denmektedir. (...)"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Edita Morris, Nasıl mısın İyi misin?, Çev. Ülkü Tamer, Remzi Kitabevi, 1997.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3423652174418873987?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3423652174418873987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3423652174418873987&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3423652174418873987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3423652174418873987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/07/aclk.html' title='açlık'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TFHBhE7ufeI/AAAAAAAAAbQ/_CF9kuM4Da4/s72-c/40851_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-3774252691883445228</id><published>2010-07-19T21:29:00.002+03:00</published><updated>2010-07-19T21:32:33.317+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:180%;"  &gt;"Dünya'nın dönüşü kimbilir nasıl bir ses çıkarıyordur?"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sami Baydar&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-3774252691883445228?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/3774252691883445228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=3774252691883445228&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3774252691883445228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/3774252691883445228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/07/sesler-golgeler-sesler-ii.html' title=''/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-336387790250529251</id><published>2010-07-18T01:17:00.003+03:00</published><updated>2010-07-18T01:38:17.683+03:00</updated><title type='text'>godot'yu beklerken</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TEIwdLwj_-I/AAAAAAAAAaw/prGN0_PedzY/s1600/where-the-fuck-is-godot.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TEIwdLwj_-I/AAAAAAAAAaw/prGN0_PedzY/s320/where-the-fuck-is-godot.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495007773276241890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"VLADIMIR   : Bir ağızdan konuşur hepsi.&lt;br /&gt;ESTRAGON  : Her biri kendi kendine.&lt;br /&gt;    &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sessizlik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;VLADIMIR   : Fısıldarlar daha çok.&lt;br /&gt;ESTRAGON  : Hışırdarlar.&lt;br /&gt;VLADIMIR   : Mırıldanırlar.&lt;br /&gt;ESTRAGON  : Hışırdarlar.&lt;br /&gt;    &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sessizlik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;VLADIMIR   : Ne derler?&lt;br /&gt;ESTRAGON  : Hayatlarından bahsederler.&lt;br /&gt;VLADIMIR   : Yaşamış olmak onlara yetmez.&lt;br /&gt;ESTRAGON  : Bir de bahsetmeleri gerekir.&lt;br /&gt;VLADIMIR   : Ölmüş olmak onlara yetmez.&lt;br /&gt;ESTRAGON  : Yeterli gelmez.&lt;br /&gt;    &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sessizlik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;VLADIMIR   : Tüy sesi çıkarırlar.&lt;br /&gt;ESTRAGON  : Yapraklar gibi.&lt;br /&gt;VLADIMIR   : Kül gibi.&lt;br /&gt;ESTRAGON  : Yapraklar gibi.&lt;br /&gt;   &lt;span style="font-style: italic;"&gt; Uzun sessizlik."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Samuel Beckett&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-336387790250529251?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/336387790250529251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=336387790250529251&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/336387790250529251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/336387790250529251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/07/godotyu-beklerken.html' title='godot&apos;yu beklerken'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TEIwdLwj_-I/AAAAAAAAAaw/prGN0_PedzY/s72-c/where-the-fuck-is-godot.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-313703364953570775</id><published>2010-07-06T20:37:00.003+03:00</published><updated>2010-07-06T20:51:24.737+03:00</updated><title type='text'>umutsuzluk</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"En umutsuz umutsuzluk hangisi... Bence, en umutsuz umutsuzluk sürekli olanı. (...) Buna 'kronik' umutsuzluk diyelim. Gerçek (saf) umutsuzluk budur. Yoksa herkes, zaman zaman umutsuzluğa kapılabilir. Sonunda dileğine ulaşır ya da ulaşmaz, o ayrı mesele. Çok uzak bir olasılık olarak bile olsa, bir umut her zaman vardır. 'Kronik' umutsuzluk ise kapsayıcıdır. Bir yaşam duruşudur bu. Kişinin yaşam algısını değiştirir. Sürekli çökmekte olan bir akşamda yaşarsınız. Arada flaş patlamaları olabilir tabii, ama akşam karanlığı çok geçmeden yeniden çökecektir. Vücuda bir kez girdi mi, bir daha çıkmayan ve arada sırada depreşen ateşli bir hastalık gibidir bu. Saldırmak için bünyenin zayıf düşmesini bekler. İşin üzücü yanı, bunun gerçekçilikten çok da farklı olmamasıdır: Umut aslında iyimser bir sanıdan başka bir şey değildir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TDNp9ZKN4bI/AAAAAAAAAaY/BtjSTHctx58/s1600/l_8b8a799705254844b53b4b4c340ef257.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 294px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TDNp9ZKN4bI/AAAAAAAAAaY/BtjSTHctx58/s400/l_8b8a799705254844b53b4b4c340ef257.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490848874141442482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ali Teoman&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ykykultur.com.tr/dergi/?dizi=Kitap-lik"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kitap-lık, s:140, Temmuz-Ağustos 2010&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-313703364953570775?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/313703364953570775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=313703364953570775&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/313703364953570775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/313703364953570775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/07/umutsuzluk.html' title='umutsuzluk'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TDNp9ZKN4bI/AAAAAAAAAaY/BtjSTHctx58/s72-c/l_8b8a799705254844b53b4b4c340ef257.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-8883469574530554587</id><published>2010-07-05T21:16:00.003+03:00</published><updated>2010-07-11T15:02:03.798+03:00</updated><title type='text'>barbarları bekliyoruz hâlâ!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TDIjDuNOlQI/AAAAAAAAAaQ/u1KvmkWiGB4/s1600/329509_2.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 270px; height: 390px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TDIjDuNOlQI/AAAAAAAAAaQ/u1KvmkWiGB4/s400/329509_2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490489442568148226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Oturup düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;istekler ve heyecanlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;getirdim sanatıma-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;göz ucuyla görülmüş bazı şeyler,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;yüzler, çizgiler;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ve yarım kalmış sevdaların&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;belirsiz bir iki anısı.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunan şiirinin modern çağdaki en büyük ustası, Dünya edebiyatının Helen çağırıcısı, Konstantinos Kavafis’in kendisini anlatmak için kullandığı bu mütevazı dizeler, geride bıraktığı topu topu 154 şiire rağmen sanatının büyüklüğünü açıklamada haliyle yetersiz kalmaktadır. Onun gerek tarihsel göndermeler içeren şiirlerinde, gerekse de lirik aşk şiirlerinde oluşturduğu duyarlılık, birbirinden uzak bir çok kültürel mirasın da sentezi gibidir. Yunan asıllı ve İskenderiye doğumlu şairin, İstanbul kökenli ailesini ve bu şehirde geçirdiği yılları yaşamöyküsüne eklediğimizde, şiirlerinde ortaya çıkan Antik Yunan, Roma ve Bizans etkileri de gerçek anlamını bulacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk okurunun uzun yıllardır şiirine aşina olduğu bu büyük ustanın, yıllar önce “Kavafis’ten Kırk Şiir” adıyla yayımlanan Cevat Çapan çevirileri; geçtiğimiz günlerde bu kez dilimize aktarılan şiir sayısı da arttırılarak, “Kavafis’ten Yüz Şiir” adıyla Helikopter kitapları arasında yerini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’un varlıklı ailelerinden birinin dokuzuncu çocuğu olarak dünyaya gelen Konstantinos Kavafis; doğduğu ve ilk şiirlerini yazmaya başladığı İskenderiye’de adeta şiirine de başkentlik yapacak şehrini bulmuş gibidir. Erken yaşta babalarını kaybeden ve kısa sürede eski varlıklı günleri geride kalan Kavafis ailesi, büyükbabalarının yanına İstanbul’a göçmek zorunda kalırlar. Burada Bizans ve Helen tarihiyle ilgili araştırmalar yapan ve ailesinin geçmişini inceleme fırsatını bulan şairin, “Demotikos” adı verilen Yunan halk diliyle tanışması da bu yıllara rastlar. İngiliz hakimiyetine girmiş olan İskenderiye’ye dönüşlerinde ise savaş şehri değiştirmiş; Rum topluluğunun ticari etkisi zayıflamış, İngilizler’in kesin egemenliği şehre hakim olmuştur. Şairin erken dönem şiirlerine bu dönemin kötümser havası yansımıştır. İlk şiirlerini 1903’te Yunanistan’da yayımlamaya başlayan Kavafis, hemen ardından gelen 14 şiirin yer aldığı ilk kitabıyla (1904) yoğun bir ilgi görür; şair, 1910’da bu kitaba 12 şiir daha ekleyecek ve yaşamı boyunca başka kitap yayımlamayacaktır. Şiirlerinin kapsamlı bir toplu baskısı ancak ölümünden sonra 1935 yılında yapılabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavafis’in yalın ve görselliği yoğun bir dile sahip, hikâye etmeye yatkın üslubu araştırmacılar tarafından genel olarak iki bölümde incelenir: Gençliğinin yoğun yaşamını yansıtan lirik aşk şiirleri ve Helen, Roma ve Bizans tarihinden seçilmiş isimler ve olayların aktarıldığı tarihsel içerikli şiirler. Tarihsel içeriğe sahip olmayan ilk dönem şiirlerinde genel anlamda karamsar, yazgıya teslim olmuş kişinin yaşanan bir ânı ve deneyimi sonsuzlaştırma isteği ağır basar. Kayıp giden fırsatlar, geçmişin yeniden yaratılma çabası, tensel hazlar her şeyi kabullenmiş bilge bir ruhun dilinden şiire dönüştürülür:&lt;span style="font-style: italic;"&gt; “Hiç değilse boş düşlerle kandırayım kendimi/ hayatımın boş geçmediğine inanmak için.// Kaç kez o kadar yaklaşmıştım da sana,/ elim ayağıma dolanmıştı korkudan;/ neden açamamıştım ağzımı,/ boş hayatım içimde kan ağlar,/ isteklerim yasa bürünürken?”&lt;/span&gt; Adı konmamış aşkın, yani cinsel yöneliminin de onu kıstırdığı bu dünyada şair, belki de hiç yaşanmamış anıların hatırlayıcısı konumuna mahkûm edilmiştir:&lt;span style="font-style: italic;"&gt; “Yaptıklarımdan ve söylediklerimden/ kimse tanımaya çalışmasın beni./ Bir engel vardı eylemlerimi ve yaşayışımı/ bozup değiştiren. Bir engel,/ ben konuşmaya başlayınca/ beni susturuveren./…/ Gelecekte, daha kusursuz bir toplumda, tıpkı bana benzer bir başkası/ elbette çıkar ve yaşar özgürce istediği gibi.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavafis’in bütün Akdeniz’i kapsayan Helen kültürünü başat bir tema haline getiren tarihsel içerikli şiirlerinde şairin asıl ilgisini çeken bu kültürün tanınan isimlerinden ziyade daha geri planda kalan ikincil portrelerdir. Böylece, kendi ahlâk anlayışının da doğrultusunda üstü örtülen bir tür gizli tarihi açığa çıkarma endişesi taşır gibidir: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“Görünce o yiğit, o güçlü o gencecik/ Patroklos’un öldürüldüğünü,/ birden ağlamaya başladı Akhilleus’un atları;/ öfkeye boğdu ölümsüz yüreklerini/ ölümün bu yiğide oynadığı oyun.”&lt;/span&gt; Kavafis için tarih, yalnızca geçmişte kalmış bir olaylar silsilesi değil, bir soluk alma, güncele yeniden, farklı bir gözle bakabilmesini sağlayan bir yabancılaştırma alanıdır. Bununla birlikte Yunan dili ve şairleri, soylu ve yiğitçe davranışlar, kahramanlık gösterileri betimlemeyi çok sevdiği temalardır. Kimi şiirlerinde tüm anlatıya dışarıdan bakan bir yabancı göz iken, kimisinde de duygularını ve tarafını açıkça belli eder. Kurtuluşu için barbarlara muhtaç bir toplumun yazgısını değiştirmeye çalışan bir kurtarıcı gibidir kimi zaman da: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“İskenderiye’de bir Akhalı yazdı bu dizeleri,/ Batlamyus Lathyros’un krallığının yedinci yılında.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=6453"&gt;&lt;span&gt;Kitap Zamanı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-8883469574530554587?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/8883469574530554587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=8883469574530554587&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8883469574530554587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/8883469574530554587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/07/barbarlar-bekliyoruz-hala.html' title='barbarları bekliyoruz hâlâ!'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TDIjDuNOlQI/AAAAAAAAAaQ/u1KvmkWiGB4/s72-c/329509_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-563998867576070281</id><published>2010-07-03T20:38:00.003+03:00</published><updated>2010-07-03T20:57:34.611+03:00</updated><title type='text'>özgür edebiyat</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TC915oFlM4I/AAAAAAAAAaA/E-qZmreOxPM/s1600/36354_401687042971_785052971_4415289_7471416_n.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 265px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TC915oFlM4I/AAAAAAAAAaA/E-qZmreOxPM/s400/36354_401687042971_785052971_4415289_7471416_n.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489736103661745026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Özgür Edebiyat dergisinin Temmuz-Ağustos tarihli yeni sayısında "Epitaph" ve "Alınganlık" isimli iki yeni şiir(im) var; şiir yayımlamadan geçen uzun bir sürenin ardından...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İnsan kendisini tuhaf hissediyormuş, sahiden..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-563998867576070281?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/563998867576070281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=563998867576070281&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/563998867576070281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/563998867576070281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/07/ozgur-edebiyat.html' title='özgür edebiyat'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TC915oFlM4I/AAAAAAAAAaA/E-qZmreOxPM/s72-c/36354_401687042971_785052971_4415289_7471416_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7145219649934672478</id><published>2010-07-01T20:55:00.003+03:00</published><updated>2010-07-01T21:07:17.387+03:00</updated><title type='text'>Szomorú Vasárnap</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object height="385" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/HAzJ_7CeWbc&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/HAzJ_7CeWbc&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" height="385" width="480"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kederli Pazar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonbahar ve yapraklar dökülüyor&lt;br /&gt;Yeryüzündeki tüm aşklar öldü&lt;br /&gt;Rüzgâr acı gözyaşlarıyla ağlıyor&lt;br /&gt;Kalbim asla yeni bir bahar için umutlanmayacak&lt;br /&gt;Gözyaşlarım ve acılarımın hepsi nafile&lt;br /&gt;İnsanlar kalpsiz, açgözlü ve günahkar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk öldü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın sonu geldi, umudun bir anlamı kalmadı&lt;br /&gt;Şehirler silindi, şarapnel yapıyor artık müziği&lt;br /&gt;Çayırlar kırmızıya döndü insan kanıyla&lt;br /&gt;Bütün sokaklarda ölü insanlar var&lt;br /&gt;Başka bir sessiz dua söyleyeceğim ki:&lt;br /&gt;İnsanlar günahkar efendim, hata yaparlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya sona erdi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gloomy_Sunday"&gt;Gloomy Sunday&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7145219649934672478?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/7145219649934672478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=7145219649934672478&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7145219649934672478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/7145219649934672478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/07/szomoru-vasarnap.html' title='Szomorú Vasárnap'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-6265610174608870061</id><published>2010-06-30T20:14:00.003+03:00</published><updated>2010-06-30T20:35:07.916+03:00</updated><title type='text'>unusy'nin evalema'yı ziyareti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TCuAOZSB_XI/AAAAAAAAAZ4/oBcCnbdzA3g/s1600/eyk-DUNYADAN-CIKIS-YOLLARI-SAMI-BAYDAR__14273367_0.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 239px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TCuAOZSB_XI/AAAAAAAAAZ4/oBcCnbdzA3g/s400/eyk-DUNYADAN-CIKIS-YOLLARI-SAMI-BAYDAR__14273367_0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488621555674119538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Bu korku beni bitiriyor. Ne olacak durumum bilmiyorum. Hiçbir ilaç hiçbir doktor bilmiyor, ne olacak durumum bilmiyorum. İnceliyor derim cansızlaşıyor, gitmem gerekiyor, bunu görüyorum, bu güzel yüzüm bir ruh gibi soluyor, ne olacak durumum bilmiyorum. Dünya giysilerimi çıkarıyor çırılçıplak kalıyorum, ölüyıkayıcılar tülden vücudumu ovalıyor, mezarıma götürüyorlar sonunda, ne olacak durumum bilmiyorum. Bütün insanlar çekiliyor, yapyalnız kalıyorum, siz de beni bırakırsanız yalnızlığa, kötü ruhlarla sarılınca çevrem, ne olacak durumum bilmiyorum. Elim ayağım artık tutmuyor, hiçbir düşünce, us, yardım etmiyor, ve hiçbir şeyi artık cevaplayamıyorum, ne olacak durumum bilmiyorum. Ve mezardan bütün acılarımdan kurtulup gelince, adalet terazisi kurulup suçlarımı ve de kalanımı görünce, ne olacak durumum bilmiyorum. Acılar içinde söylüyorum bunu Evalema, kırmızı damlalar ile dolu gözlerim, köşkündeki aynalarda yansıtırken yüzümü, ne olacak durumum bilmiyorum.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamda insan hep böyle, hepimiz aşkın uzattığı çiçek ile süslenmek istiyoruz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sami Baydar&lt;br /&gt;"Dünyadan Çıkış Yolları"ndan.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-6265610174608870061?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/6265610174608870061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=6265610174608870061&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6265610174608870061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/6265610174608870061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/06/unusynin-evalemay-ziyareti.html' title='unusy&apos;nin evalema&apos;yı ziyareti'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TCuAOZSB_XI/AAAAAAAAAZ4/oBcCnbdzA3g/s72-c/eyk-DUNYADAN-CIKIS-YOLLARI-SAMI-BAYDAR__14273367_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-4000712727369858499</id><published>2010-06-19T21:41:00.005+03:00</published><updated>2010-06-19T21:59:23.528+03:00</updated><title type='text'>çağının vicdanı olmak</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Saramago'nun ölüm haberi benim için oldukça sarsıcıydı. Çok sevdiğim bir  yazarı, bir düşünürü kaybettim. Kısa bir süre önce, "Not Defterimden"  adıyla yayımlanan, blog yazılarının derlendiği kitap üzerine bir tanıtma  yazısı yazmıştım. Anısına, bu yazıyı tekrar paylaşmak istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TB0SR6j9M5I/AAAAAAAAAZs/9-1UHohwTFc/s1600/135_ba_sara_g.gif"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 222px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TB0SR6j9M5I/AAAAAAAAAZs/9-1UHohwTFc/s400/135_ba_sara_g.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484560020194276242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Jose Saramago'nun yaşayan en büyük romancı  olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="detail-spot"&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face  {font-family:"Book Antiqua";  panose-1:2 4 6 2 5 3 5 3 3 4;  mso-font-charset:162;  mso-generic-font-family:roman;  mso-font-pitch:variable;  mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal  {mso-style-parent:"";  margin:0cm;  margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:12.0pt;  font-family:"Times New Roman";  mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1  {size:595.3pt 841.9pt;  margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt;  mso-header-margin:35.4pt;  mso-footer-margin:35.4pt;  mso-paper-source:0;} div.Section1  {page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:"Normal Tablo";  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:"";  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot"&gt;Bu düşüncemin altında yatan sebeplerden biri,  yazdığı romanlarda okuyucuyu her seferinde soluksuz sürükleyen bir  hikâye anlatıyor oluşunun yanı sıra, anlatının yarattığı ‘büyük imge'nin  metni aşan bir özellik taşıması ve çağcıl bir imgeye dönüşüyor olması  şeklinde açıklanabilir. Örneğin, Körlük romanında anlattığı hikâye,  siyaset felsefesinin de en temel sorunsallarından biri olan insan  doğasının niteliğinden, 21. yüzyıl insanının içinde bulunduğu ümitsiz  duruma kadar birçok konu hakkında büyük bir imge oluşturmanın  peşindedir. Dilimize çevrilmiş yirmiye yakın romanıyla Türk okuru  tarafından oldukça iyi tanınan, 1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi  Saramago'nun bir süredir internet gibi teknolojik bir gelişmenin  sağladığı blog paylaşım sitelerinden birinde tuttuğu günlük notlar,  geçtiğimiz günlerde Turkuvaz Kitap'tan, Nesrin Akyüz'ün çevirisiyle  yayımlandı: Not Defterimden. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot"&gt;Kendisini, “iyimser olmak  isteyen bir kötümser” olarak konumlandıran Saramago'nun, bu konudaki  açıklaması Pandora'nın Kutusu'nda kalan son şey olan umuda insan  yaşamında yer vermenin yarattığı çaresizliği de göz önüne seriyor:  “Genel hatlarla kötümser biri olarak bilinirim. Belki kimi zaman, şu çok  uzak olmayan zamanlarda adına ahlaki gelişim denen türden etkin ve  temel bir iyileşme olasılığı konusunda radikal kuşkuculuğumu ısrarla  söylememden dolayı öyle görünmüştür, ama iyimser olmayı tercih ederdim,  yalnızca, güneşin her gün doğduğu için, yarın da doğacağı umudunu  korumak için bile olsa. Doğacak, ama tükeneceği gün de gelecek.” Bu  umutsuz tavrının aksine, politik mücadelenin aktif bir üyesi oluşu ve  küresel sorunlara ilgisiz kalamayışı, Portekizli yazarın siyaset  alanında da doğru bildiğini çekinmeden söyleyen dürüst kimliğinin bir  yansıması. Eski ABD başkanı George W. Bush'tan Silvio Berlusconi'ye;  Sarkozy'den Barack Obama'ya dek dünya liderleri hakkındaki zehir  zemberek görüşleri çağının ortak aklını temsil eden bir ses oluşuyla da  perçinleniyor: “Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük bir ülkenin neden  ve nasıl olup da onca kez o kadar çapsız başkanları olduğunu soruyorum  kendime. George Bush belki de hepsinin en çapsızı. Vasat zekâ, devasa  cehalet, karmaşık ve sürekli saf saçmalığın dayanılmaz baştan  çıkarıcılığına kapılan sözel ifade; bu adam sanki dünya kendisine miras  kalmış da bu dünyayı bir büyükbaş hayvan sürüsüyle karıştıran kovboyun  gülünç edasıyla çıkıyor insanlığın karşısına.” &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot"&gt;Gazze'de uygulanan sistematik  şiddet ve katliamlar konusunda, yine sessiz kalabalıkların sesi olmaya  aday bir diğer romancı J. M. Coetzee'nin Kötü Bir Yılın Güncesi'nde dile  getirdiği sert görüşlere paralel düşüncelere sahip olan Saramago,  İsrail'in uyguladığı zulmün karşısında elinden gelen aktif mücadeleyi  sürdürdüğü gibi; yazılı ve görsel medyada bu düşüncelerine yer açmanın  uğraşını da vermekte. Kitapta yer alan birçok yazıyı bu konuya ayıran  yazarın, kutsal anlatıdaki figürlerin yer değiştirdiği örneği oldukça  çarpıcı: “Davut'un taşları el değiştirdi, şimdi onları atanlar  Filistinliler. Goliath öbür tarafta, savaşlar tarihinde kimsenin  olmadığı kadar, Kuzey Amerikalı arkadaş hariç, tabii, silahlı ve  ekipmanlı. Ah, evet, intihar komandosu teröristlerin neden olduğu  korkunç sivil kayıpları… Korkunç, evet, kuşkusuz, lanetlenecek, evet,  kuşkusuz, ama eğer bir insanı canlı bombaya dönüştürecek nedenleri  anlayamıyorsa, İsrail'in hâlâ öğrenecek çok şeyi var.” &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot"&gt;“Fiziksel olarak bir yer  kaplarız, ancak duygusal olarak bir hafızada yer ediniriz.” diyen Jose  Saramago'nun hafızasında yer alan figürlerin, kısa ama kusursuz  portreleri de kitabın önemli bir kısmını oluşturuyor. Pessoa'dan Jorge  Amado'ya; Carlos Fuentes'ten Antonio Machado'ya dek birçok isim bu  galerideki yerini alıyor. Örneğin, Subcomandante Marcos'un halka yaptığı  bir konuşmanın hemen ertesinde, yanında bulunan Saramago'nun kulağına  eğilip İspanyolca, “No nos abandones” (Bizi terk etme) deyişi ve yazarın  “Bunun olması için kendimi terk etmem gerekirdi.” diye cevap verişi,  etkileyici anekdotlardan yalnızca bir tanesi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot"&gt; Sadece Portekiz Edebiyatı'nın  değil, tüm insanlığın sesi olabilmeyi başarmış bu büyük yazarın, büyük  vicdanın romanları dışında, güncel konulardaki düşüncelerini de yakından  tanımak isteyen okurlara tavsiye edebileceğim kitapta denildiği gibi:  “Yalnızca kitap sayfalarının geri dönüşü vardır, yaşamınkilerin, yok.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="detail-spot"&gt;&lt;a href="http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=2038&amp;amp;columnistId=0"&gt;Kitap Zamanı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-4000712727369858499?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/4000712727369858499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=4000712727369858499&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4000712727369858499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4000712727369858499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/06/cagnn-vicdan-olmak.html' title='çağının vicdanı olmak'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TB0SR6j9M5I/AAAAAAAAAZs/9-1UHohwTFc/s72-c/135_ba_sara_g.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-893458729147383964</id><published>2010-06-17T22:14:00.003+03:00</published><updated>2010-06-17T22:24:54.312+03:00</updated><title type='text'>pencereler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TBp2YR0EWhI/AAAAAAAAAY0/tisLP9EgRtQ/s1600/kavafis2.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 230px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TBp2YR0EWhI/AAAAAAAAAY0/tisLP9EgRtQ/s400/kavafis2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483825655747729938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş günler geçirdiğim bu karanlık&lt;br /&gt;odalarda dönenip duruyorum&lt;br /&gt;pencereleri bulmak için.&lt;br /&gt;Öyle rahatlayacağım ki bir pencere açılsa&lt;br /&gt;Ama bir türlü ortaya çıkmıyor pencereler -&lt;br /&gt;Ya da ben bulamıyorum onları. Belki de&lt;br /&gt;Bulamamam daha iyi.&lt;br /&gt;Belki bir başka işkence olacak ışık.&lt;br /&gt;Kim bilir neler çıkaracak karşıma?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konstantinos Kavafis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Çev. Cevat Çapan)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-893458729147383964?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/893458729147383964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=893458729147383964&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/893458729147383964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/893458729147383964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/06/pencereler.html' title='pencereler'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TBp2YR0EWhI/AAAAAAAAAY0/tisLP9EgRtQ/s72-c/kavafis2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-4281456905046517273</id><published>2010-06-15T19:37:00.003+03:00</published><updated>2010-06-15T19:48:32.440+03:00</updated><title type='text'>güne başlamak</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Günün başlangıcı, bir romanın ilk satırları, ilk sayfaları gibidir. Adım adım ilerlenir, iyi ya da kötü, yavaş ya da hızlı, mutlak bir şeyler olacaktır. Önce hava. Acaba nasıl?&lt;br /&gt;(...)&lt;br /&gt;Günün başlangıcı istektir, umuttur, bir savaş çağrısıdır, &lt;span style="font-size:130%;"&gt;bir savaşa katılımdır&lt;/span&gt;, vazgeçiştir, iyimserliktir, &lt;span style="font-size:180%;"&gt;kötümserliktir&lt;/span&gt;, tuzaktır, açık bir kapı, karanlık bir dehlizdir; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;azbuçuk bir belirlilikle en uç belirsizliktir&lt;/span&gt;. Belirsizliğin kendisi başlıbaşına bütün düşlere açık, upuzun bir serüvendir. &lt;span style="font-size:130%;"&gt;Her yeni günü ötekinin aynı olmaya yazgılı &lt;/span&gt;ileri yaştakiler de, özellikle onlar, bugünün başka bir gün olacağını düşleyebilirler. &lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Gecelerin uykuları değil&lt;/span&gt;, asıl sabahların uyanıklığı onlar için düşlerin en bereketli hazinesidir&lt;/span&gt;."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet Ağaoğlu&lt;br /&gt;"Hayır..."dan.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-4281456905046517273?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/feeds/4281456905046517273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=602485698560705310&amp;postID=4281456905046517273&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4281456905046517273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/602485698560705310/posts/default/4281456905046517273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://poempoetorganon.blogspot.com/2010/06/gune-baslamak.html' title='güne başlamak'/><author><name>kemal yanar</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh5.googleusercontent.com/-MeRabBJeosw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAAA/eDek3UZFTbU/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-602485698560705310.post-7053276391242383983</id><published>2010-06-08T20:10:00.005+03:00</published><updated>2010-06-09T11:58:50.234+03:00</updated><title type='text'>sorumluluk</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TA59j7jQInI/AAAAAAAAAYc/4blvAivrtm8/s1600/m_baydur.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 263px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480455852790915698" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_AFbWqItrdgE/TA59j7jQInI/AAAAAAAAAYc/4blvAivrtm8/s320/m_baydur.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Evet en çok kitaplarla, plaklarla, resimlerle, filmlerden ibarettir benim hayatım. Geriye kalan hiçbir şeyi ciddiye almadım, almıyorum. Ama bir düşünün hele, hayatımın yarısı olan kitapları çıkarsak, yerine ne koymamı önerirsiniz? Sorumluluk mu? Hangi çeşidinden? Onlar da türlü türlü, bilirsiniz. Halkçı mı olayım yoksa? Devletime, milletime, TOPLUMUMA yararlı bir insan olmayı da hiç mi hiç istemiyorum. Kitaplar, plaklar, resimler, filmler ve ilişkiler ve onların bozulması, kokuşması ve yenilerinin kurulması ve bazılarının bozulup kokuşmaması ve ölüme dek sürüp gitmesi ve boşluklara dolan çakıl taşları... Evet, haklısınız, benim yaşamım budur.&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;Sorumluluk sözcüğü güldürüyor beni."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memet Baydur&lt;br /&gt;Adalet Ağaoğlu ile Mektuplaşmalar'dan. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/602485698560705310-7053276391242383983?l=poempoetorganon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replie
